5 Haziran 2018, Arap dünyasındaki gerginlik bir yaşında
-
5 Haziran 2018, Arap dünyasındaki gerginlik bir yaşında
Arap dünyasında yaşanan gerginlikten bir yıl geçerken, mevcut şartlar söz konusu gerginliğin devam edeceği, hatta artacağını gösteriyor.
5 Haziran 2017 tarihinde Arabistan, BAE, Bahreyn ve mısır, Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiler. Söz konusu gerginliği başlamasından sadece birkaç ay sonra Katar’ın bu gerginlikteki kazanan tarafı olduğu belirtisi açığa çıktı. İlk belirti, Doha’nın söz konusu dört ülke tarafından uygulanan yaptırımların maddi ve psikolojik baskılarından kurtulduğunu hatta bu ülkelere ihtiyacı olmadığını ispatladı. Uluslararası Para Fonu IMF mart 2018’de yaptığı açıklamada, bu gerginlik etkilerinin tahmin edildiği kadar olmadığı ve yaptırım etkilerinin “geçici” olduğunu duyurdu.
Yaşanan gerginlikte Katar’ın zafer belirtilerinden bir diğeri ise bazı ülkelerin Katar ile ilişkilerini ihya etmeleri idi. Suudi Arabistan ve diğer 3 Arap ülkenin siyasetleri doğrultusunda Katar ile ilişkilerini kesen Çad, Sudan ve Ürdün gibi ülkeler 6 aydan az bir sürede tekrar Doha ile ilişkilere başlaması, Arabistan’ın Katar’a karşı oluşturduğu cephenin yenik düştüğünü gösterdi.
Bu arada Katar’ın İran İslam cumhuriyeti ile ilişkilere yeniden başlaması ise Suudi Arabistan’ın Arap dünyasında yaşanan gerginlikteki yenilgisinin bir diğer sebebidir. Katar 2015 yılında Arabistan’a paralel olarak İran ile ilişkilerini kesti, fakat Ağustos 2017’de Katar Tahran büyükelçisini tekrar İran’a gönderdi; böylece Riyad yönetimi bölgede Tahran ile rekabet ilişkilerinde yine önemli bir yenilgiye uğradı.
Arap dünyasında yaşanan yüksek tansiyon ikinci yılına girerken, Suudi Arabistan’ın Katar’a karşı muhtemel askeri saldırısı ile ilgili bazı haberler yayınlandı. Fransa basınından Le Monde gazetesi bir Haziran 2018 sayısında şöyle yazdı: Arabistan kralı Salman bin Abdulaziz Fransa cumhurbaşkanı Emanuel Macron’a gönderdiği mektupta, Katar’ın Rus yapımı S400 füze savunma sistemine ulaşması halinde bu ülkeye karşı askeri saldırıya geçeceğini belirtti.
Suudi Arabistan karlının bu açıklaması, her şeyden önce iki konuyu açıklığa kavuşturuyor.
Birinci konu, Suudi Arabistan’ın son bir yılda Katar’ın teslim olmamasından öfkeli olduğu, zira Katar’ın kendi bağımsızlığı ve hakimiyetinin korunmasına vurgu yapması, diğer ülkelerin de Al-ı Suud siyasetlerine karşı tutum sergilemelerine sebep olmasıdır. Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyelerinden Umman ve Kuveyt’in Katar’a karşı Arabistan, Bahreyn ve BAE ekseninde yer almamaları, küçük Arap ülkelerin bağımsızlıklarının güçlendiğini gösteriyor.
İkinci konu ise, yapılan açıklamanın Arap dünyasında tansiyonun ikinci yılında hala devam ettiği ve hatta daha da yoğun bir şekilde süreceğini gösteriyor.
Fakat burada önemli olan konu ise, kral Salman’ın iddiasına rağmen Katar’a karşı askeri saldırıya geçmeyeceğidir, zira Katar’a karşı askeri saldırı, sırf Doha‘ya yönelik bir savaş olmayacaktır ve Türkiye gibi diğer bazı ülkelerin ayağı da savaş açılacaktır. Buna ilaveten Suudi Arabistan Arap dünyasının en fakir ülkesi olan Yemen’e karşı başlattığı savaş bataklığına saplanmıştır.
Bu bağlamda Arap aktivist Muctehid, Suudi Arabistan’ın Katar’a deniz, hava ve kara alanlarından sızma çalışmalarını ifşa ederek twitter sayfasında şöyle yazdı: Bu çok tuhaftır zira bunlar kendi askeri acziyetlerinin farkındalar ve bu girişimin nasıl tehlikeli sonuçları olacağını biliyorlar.
Görünüşe göre Suudi Arabistan Katar ile gerginliklerinin 2. Yaşında Katar kralı Şeyh Tamim’e karşı muhalefet katmanlarını Al-ı Sani hanedanında aktifleştirmekle Katar kralına karşı bir darbe ortamını hazırlamaya çalışıyor./