Arabistan'ın Kızıldeniz kıyı ülkelerinde hukuki statü kurma çabaları ve amaçları
-
Arabistan'ın Kızıldeniz kıyı ülkelerinde hukuki statü kurma çabaları ve amaçları
Suudi Arabistan Kızıldeniz kıyı ülkelerinde rejim kurmak için bir anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Kızıldeniz kıyı ülkeleri için bu deniz , deniz ticareti ve ekonomi açısından önemli bir konuma sahiptir.
Kızıldeniz'in önem ifade ettiği nedenlerden biri bu denizin Süveyş kanalı vasıtası ile Akdeniz'e ve Babül Mendeb boğazı'ndan Aden körfezi ve Hint okyanus'una bağlanmasıdır. Buna ilaveten dünya ticaretinin yüzde 15 kadarı da Kızıldeniz üzerinden yapılıyor. İşte bu önemden ötürü, Kızıldeniz ile ilgili ilk Arap-Afrika bakanlar konferansı 12 aralık tarihinde, yedi kıyı ülkesinin katılımıyla Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlendi. Arabistan'ın bu oturumu düzenlemede ve kızıldenizi kıyı ülkeleri için hukuki statü kurmakta güttüğü en önemli amaçlardan biri Türkiye gibi bölgesel rakipleri ile rekabeti kontrol altına alabilmektir.
Bu doğrultuda Kızıl Deniz kıyı ülkelerinden biri olan Sudan hükumeti, Kızıldeniz'deki Sevakin Adasını geliştirme ayrıcalığını kısa süre önce Türkiye'ye bırakmıştır. Aslında Suudi Arabistan rejimi bu denizin kıyı ülkelerinde Arabistan'ın rakiplerine yönelik bulunan eğilimi engellemeye çalışıyor. Kızıldeniz kıyı ülkelerinin bir çoğunun Arabsitan'a olan mali bağımlılığı nedeniyle Al-i Suud rejimi bir hukuki Statü kurmakla Türkiye gibi bölgesel güçlerin bu denizin kıyısındaki ülkelerde nüfuzunu engellemeye çalışıyor..
Doha, son yirmi yılda, özellikle son 18 ayda, Kızıldeniz kıyı ülkelerine büyük yatırımlar yaptı ve şu anda Suudi Arabistan bu yatırımlara karşı bir şekilde karşı koymaya çalışıyor. Öte yandan kızıl deniz kıyı ülkelerinde Al-i Suud'un kurmaya çalıştığı hukuki statü, bu rejimin İsrail ile ilişkileri normalleştirme tutumu ile ilgilidir çünkü siyonist İsrail rejiminin de Kızıldeniz'e erişimi söz konusudur.
Katar'da yayımlanan El Arabi el Cedid gazetesi şöyle yazıyor: "İsrail'in Kızıldeniz kıyısına erişimi göz önüne alındığında, bu konseyin kurulması rejimle ilişkileri normale döndürmek için gizli bir tedbir olabilir."
Başka bir ifade ile İsrail resmen Riyaz oturumuna katılmamış olasa da Arabistan'ın Kızıldeniz kıyı ülkelerinde bu konseyi kurma çabalarını destekliyor. Bahsedilen hedeflere rağmen, Suudi Arabistan'ın eylemleri hakkında iki noktaya değinmek önemlidir.
Birincisi, söz konusu Riyad'daki toplantıya katılan Suudi Arabistan, Mısır, Sudan, Cibuti, Yemen, Somali ve Ürdün'ün yanı sıra, Etiyopya da Kızıldeniz kıyı ülkelerinden geliyor ve İsrail rejiminin bu denize erişimi var. Etiyopya'nın bu oturuma katılmaması Kızıldeniz kıyı rejiminin kurulmasının tüm kıyı ülkelerinin fikir birliği ile yapılmadığı anlamına geliyor.
Bu arada Sudan ile Suudi Arabistan arasındaki ihtilaflar ve Sudan'ın Türkiye ve Katar ile ilişkilerinin güçlendirilmesi de Suudi Arabistan'ın bu hukuki statünün kurulması yoluyla Kızıldeniz'in bazı kıyı ülkelerindeki Türk ve Katar etkisinin artma eğilimini durduramadığını gösteriyor.
İkinci şu ki Amerika, Çin , Japonya, Fransa, Türkiye ve İsrail rejimi Kızıldeniz kıyılarında üsleri bulunuyor ki kıyı ülkeleri çıkarlarını göz önünde bulundurmalıdır.
Üçüncü ve son olarak da şunu söylemek gerekir ki Riyad oturumunda Arabistan Kızıldeniz'de güvenliğin sağlanması gerektiğini öyle bir ortamda gündeme taşıdı ki Riyad ve müttefikleri son 45 ayda Yemen'e karşı başlattıkları savaş nedeniyle bu denizde taşımacılığın güvenliğini zayıflatmış bulunuyorlar.