Riyad anlaşması erken yenilginin eşiğinde
Suudi Arabistan'ın desteğindeki Yemen müstafi hükümeti ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) desteğindeki Güney Geçiş Konseyi arasında çatışmaların devam etmesi ve Riyad anlaşma maddelerinin yürürlüğe girmemesi ile, söz konusu anlaşma daha şimdiden dağılma eşiğine gelmiş bulunuyor.
Sözkonusu anlaşma 5 kasım tarihinde Arabistan'ın arabuluculuğuyla imzalanmıştı. Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri Yemen'in güneyinde yeni bir hükümetin kurulması idi. Anlaşma uyarınca müstafi Mansur Hadi hükümeti anlaşmadan bir hafta sonra Aden'e dönecek ve 1 ay içinde de yeni bir hükümetin kurulması konusunda anlaşma imzalanacaktı.
Ama bakıldığında Yemenli tarafların hatta anlaşmanın birinci adımını gerçekleştirmede bile uzlaşamadıkları ve ihtilafların giderek arttığı görülüyor. Müstafi Mansur Hadi hükümeti, anlaşmanın imzalanmasından sonraki ilk haftada Aden'e dönmedi ve anlaşmadan iki hafta sonra da yalnızca hükümetten bazı bakanlar Aden'e döndü.
AA'nın dün verdiği habere göre, Yemen'in müstafi hükümeti başbakanı Moin Abdulmelik, maliye, enerji, yüksek öğrenim, vakıflar ve telekomünikasyon bakanlarıyla Aden'e döndü. Buna rağmen, Güney Yemen Geçiş Konseyi liderleri, bu durumu yalnızca hükümetin memurların maaşlarını ödemeleri için atılmış adım olarak yorumladılar.
Aslında bu durum, taraflar arasında anlaşmanın ilk maddesi olan 1 ay içinde yeni bir hükümetin kurulmasının uygulamaya geçmesinin çok uzakta olduğunu ve taraflar arasında kabinenin dağılımı konusunda ihtilafların da giderek artığını gösteriyor.
Anlaşmanın bir diğer önemli maddelerinden biri de, başta Yemen müstafi hükümeti savunma bakanlığındaki güçler olmak üzere tüm Güney Geçiş Konseyi askeri güçleri ile birleşmesiydi. Gerçekte, bu madde Yemen'in güneyinde koalisyon içindeki tüm çatışmaların bitmesi anlamındaydı. Fakat anlaşmanın imzalanmasının üzerinden geçen 2 haftaya rağmen askeri güçlerin birleşmesi bir yana, taraflar arasında çatışmaların daha da arttığı ve hala da devam ettiği gözleniyor.
Bu arada Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı askeri güçler ile müstafi hükümete bağlı silahlı kişiler arasında Aden'de çatışmaların olduğu bildiriliyor.
Güney Geçiş Konseyi çatışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, müstafi hükümetteki İhvancı komutanların anlaşmanın hayata geçmesini önlemeye dayalı kışkırtmalarından ötürü çatışmaların yaşandığını bildirdi.
Aslında bu açıklama, müstafi Mansur Hadi hükümetinin tek bir hükümet olmadığını ve bunun da müstafi hükümet tarafından anlaşmanın çiğnenmesine neden olduğu anlamına gelmektedir.
Bu şartlarda, Riyad Anlaşması'nın yürürlüğe girmesi konusunda fazla bir şansının olmadığını söylemek gerekir. Arabistan'ın desteğindeki müstafi Mansur Hadi hükümeti ile BAE desteğindeki Güney Geçiş Konseyi'nin aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak yeni bir hükümet oluşturmaları bir yana, Arabistan ve BAE arasında ihtilafların daha da arttığı açık bir şekilde görülmektedir. Bundan dolayı da anlaşmanın yürürlüğe geçmesi artık uzak bir ihtimaldir.
Her ne kadar mart 2015'ten beri Yemen'in savunmasız halkına karşı saldırı başlatan ve bu zamana kadar en az 16 bin Yemenli sivili öldüren ve on binlercesini yaralayan ve milyonlarcasının evini barkını terk etmesine neden olan koalisyon içinde Suudi Arabistan ve BAE yer alsa da, taraflar arasında Yemen'in güneyi üzerinde ciddi ihtilaflar, olduğu gibi devam ediyor.
Yaşanan rekabet durumu, sözkonusu güçler arasında bırakın anlaşmayı yürürlüğe geçirmeyi kendi aralarında çatışmaların daha da artmasını beraberinde getirecektir.
Aslında, bağımsız bir ülkenin topraklarına savaş açan ve bu ülke topraklarını işgal eden Suudi rejimi ve BAE gibi güçlerin Yemen üzerinde hiç bir hakları olmadığı gibi onların Amerika'nın ve diğer batılı devletlerin desteğinde Yemen üzerinde hesap açmaları kesinlikle kabul edilemez.
Riyad anlaşmanın imzalanmasından sonra, ABD Başkanı Donald Trump'ın da anlaşma için “Çok iyi bir başlangıç” yorumunu yapması gerçekte, Yemen üzerinde oynanan oyunların temelinde hangi güçlerin olduğunu gösterirken, mevcut durum Yemen halk komite güçleri ve ordusunun başarılı bir şekilde ülkeyi savunmalarının düşman safları arasında ciddi ihtilaflara neden olduğunun bir gerçeğidir./