Siyonist İsrail Dosyasının Uluslararası Ceza Mahkemesinde Görüşülmesi
Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı Fatou Bensouda'nın Siyonist Rejim İsrail cinayetleri ile ilgili araştırmalar başlatılması yönündeki kararı ,Filistinlileri memnun ederken, Siyonistler ve Tel Aviv’in yoğun muhalefeti ile karşılaştı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi başsavcısı Fatou Bensouda 20 Aralık Cuma günü bu divanın Siyonist Rejim İsrail'in Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs'te işlediği savaş cinayetleri ile ilgili araştırmaların başlatılacağını bildirdi. Bu kararın bildirilmesinin ardından iki farklı görüş karşı karşıya geldi: Filistinlilerin bu konuya bakışı, diğeri de Siyonist Rejim İsrail ve ana destekçisi Amerika'nın yaklaşımı.
Filistinliler açısından Uluslararası Ceza Mahkemesinin bu kararı adaletin zaferi olarak değerlendirilebilir. Bu yüzden alınan kararı olumlu karşıladılar. Filistin Kurtuluş Örgütü yürütme komitesi sekreteri Saib Arikat ise Bensouda'nın kararını olumlu ve cesurca bir adım nitelendirerek bu kararın adaletin sağlanmasının mümkün olduğu mesajını da içerdiğini de söyledi.
Buna karşın Amerika ve Siyonist Rejim İsrail bu kararı adaletin kara günü olarak değerlendirerek böyle bir kararın yasa dışı olduğunu iddia ediyorlar. Siyonist Rejim elebaşlarından Binyamin Netanyahu ise bu kararın ardından, " Bu adalet ve hakikatin kara günüdür. Bu karar geçersizdir." Dedi.
Siyonist Rejim İsrail başsavcısı Avichai Mandelblit ise Uluslararası Ceza Mahkemesinin bu dosyaya bakma yetkisi olmadığını vurguladı.
Siyonist Rejim İsrail ve Amerika bu kararın yasa dışı olduğunu iddia ediyorlar ancak Uluslararası Ceza Mahkemesi anlaşmasının 15'inci maddesine göre savcıları her hangi bir dosya hakkında araştırmaların başlatılması talimatını verip bu sürecin başında yer alabilir. Aslında bir dosyaya bakmak için dosya ile ilgili olan ülkenin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne üye olması şart. Ancak dosya ile alakalı ülke üye olmazsa Uluslararası Ceza Mahkemesi savcıları veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu dosyayı araştırılmak üzere Uluslararası Ceza Mahkemesine teslim edebilir.
Bu yüzden hukuksal açıdan Bayan Fatou Bensouda'nın Siyonist Rejim İsrail'in Filistinlilere karşı işledikleri insanlık karşıtı savaş suçları hakkında araştırmaların başlatılması yönündeki kararı, tam da yasal ve Uluslararası Ceza Mahkemesi anlaşması çerçevesinde bir karar ve talimat olmuştur.
Bu hususta göze çarpan bir başka önemli husus da Uluslararası Ceza Mahkemesi kararının, içerik açısından da yasal bir girişim çerçevesinde olmasıdır. Hatta bu kararı, "destekleme çerçevesinde sorumluluk yaratma" doktrini bağlamında yorumlamak mümkün. Bu doktrine göre her hangi bir ülkede veya topraklarda insan haklarının fahiş bir şekilde ihlal edilmesi, uluslararası müdahaleye zemin hazırlayabilir.
Konunun içeriği açısından Siyonist İsrail'in işgal topraklarında özellikle de Batı Yaka'da yaptıkları, uluslararası ceza Mahkemesi anlaşmasında belirlenen cinayetlerin ve savaş suçlarının somut örneğidir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Tüzüğü 8'inci maddesinde, kasten katliam etme, tutuklama ve işkence yapma, fiziksel ve ruhsal acı çektirme ve zarar verme, geniş çaplı şekilde kamu mallarına zarar vermenin hiçbir şekilde mazereti olmadığına, esirlerin yasal ve adil yargıdan mahrum bırakılmasına, yasa dışı bir şekilde hapse atma ve sürmenin, şehirler, köyler ve yerleşim alanları gibi sivil bölgelerin bombalanması ve saldırıya maruz kalmasının, ayrıca sivillere açlığın dayatılmasının savaş cinayeti olduğu belirtilmektedir.
İşte tüm bu suçlar Siyonist Rejim İsrail tarafından Filistin halkı aleyhinde özellikle de Gazze halkına karşı işlenmiştir. Sadece Gazze'nin kuşatması sonucu en az 1 buçuk milyon kişinin hayatı tehlikeye düşmüş ve insanlar açlık, hastalık ve yoksulluk gibi sorunlar ile karşı karşıya kalmıştır. Bu yüzden Fatou Bensouda'nın son kararı da tamamen yasal ve Filistinlilerin 2015 yılı talepleri doğrultusunda olmuştur./