Irak’ta yeni başbakanı belirleme sorununun devam etmesi
-
Irak
Irak başbakanı Adil Abdul-Mehdi’nin bir Aralık tarihinde istifasının meclis tarafından kabul edilmesinden uzun bir süre geçmesine rağmen meclis tarafından hala yeni başbakan adayı açıklanmamıştır.
Tabi ki bu sorun için birkaç sebep mevcuttur.
Birinci sebep, Iraklı protestocuların davranış tarzıdır. Iraklı protestocular ülke anayasasını ihlal edip Bağdat’ın Tahrir meydanında toplanırken başbakanlık görevi için bazı isimlerden bir liste sundular. Siyasi gruplar ve Irak parlamentosu göstericilerin isteklerine teslim olup yeni başbakanı göstericilerin listesinden seçerken bu hareket bir bidate dönüşebilir ve muhtemelen göstericiler bir sonraki aşamalarda cumhurbaşkanı ve hatta meclis başkanının kendi önerdikleri listeden seçilmesini isteyebilirler.
İkinci sebep, 2005 yılında Amerikalılar tarafından Irak halkı için hazırlanan anayasası ile ilgilidir. Anayasa uyarınca parlamentodaki çoğunluk fraksiyon yeni başbakanı açıklaması gerekir. Bu bağlamda Irak Birlik Mahkemesi de son günlerde mecliste çoğunluk fraksiyon ile ilgili görüşünü açıklayarak “sayı açısından çoğunluk fraksiyon, seçimlerden sonra bir tek liste veya iki veya daha fazla listeden oluşan fraksiyon olduğunu” belirtti.
Irak anayasası, seçimden sonra ilk meclis oturumunda en büyük koalisyonun açıklanmasını öngörüyor. Ancak 2018 seçimleri sonrası yapılan ilk birleşimde bunun duyurulmamış olması, mecliste halen resmi olarak en büyük koalisyonun olmadığı şeklinde yorumlanıyor.
Parlamentoda siyasi grupların görüş ayrılıkları nedeni ile çoğunluk fraksiyonun oluşması ise zor görünüyor.
Üçüncü sebep, bazı Iraklı siyasi şahsiyet veya grupların davranış modelleridir. Saerun ittifakı ve el-Nasr koalisyonu çoğunluk fraksiyonun oluşması için sorun oluşturmakla kalmazken bazı gruplar tarafından başbakanlık için önerilen tüm adaylara da muhalefet ediyorlar. Saerun ve Nasr diplomatik olmayan davranışlarla, göstericiler tarafından açıklanan adaylara vurgu yapıyorlar; bu da pratikte Irak meclisinin itibarsızlaşmasına sebep olabilir.
Dördüncü sebep ise, dış aktörlerin müdahalesi ve izledikleri siyasettir. Başta Amerika ve Suudi Arabistan olmak üzere bazı yabancı aktörler bir yandan Irak’ta devam eden siyasi boşluktan memnun iken diğer yandan da geçen sene Irak meclis seçimlerinde kazanamadıkları hedeflerine ulaşmaya ve Bağdat’ın Tahrir meydanından kazanmaya çalışıyorlar.
Aslında Washington ve Riyad Tahrir meydanı listesinden yeni başbakanın seçilmesini, kendi çıkarlarına paralel görüyorlar, fakat Tahrir meydanındaki liste Irak halkının çoğunluk listesi değildir ve demokrasinin en temel ve önemli ilkesi yani çoğunluğun azınlık görüşüne üstünlüğü ile çelişmektedir.
Fakat en önemli konu, bu sürecin devam etmesinin Irak için daha vahim sonuçları olabilmesidir. Irak meclisinde bazı temcilciler ve de bir grup gösterici son günlerde cumhurbaşkanı Berhem Salih’in de görevden ayrılmasını istiyorlar. Bazı göstericiler ve onların yabancı destekçileri tarafından meclisin feshedilme senaryosu da izlenmektedir.
Aslında bu şartların oluşarak yaşanması ise Irak’ta bir kez daha geniş çapta güvensizliklerin yaşanmasına yol açabilir. Bu da sadece Irak halkının çıkarları doğrultusunda olmadığı gibi üstelik şartların daha da zor ve vahimleşmesine sebep olabilir.
Irak’ın bu şartlardan uzaklaşması için ilk şart, siyasi grupların yeni başbakanın meclis kanalı tarafından belirlenmesi ve daha sonra da anayasanın özellikle de başbakanın belirlenme yöntemindeki reformların yapılmasıdır.