Seyyid Hasan Nasrullah'ın Amerika ve Direniş Benzetmesi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i147030-seyyid_hasan_nasrullah'ın_amerika_ve_direniş_benzetmesi
Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah 8 Mayıs Cuma günü Amerika'nın Direniş Eksenine yaklaşımını Kureyş'in önde gelen isimlerinin İslam Peygamberi Hz. Muhammed -sav- aleyhindeki Şi'b-i Ebî Talib'deki yaklaşımına benzetti.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Mayıs 10, 2020 03:55 Europe/Istanbul
  • Seyyid Hasan Nasrullah'ın Amerika ve Direniş Benzetmesi

Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah 8 Mayıs Cuma günü Amerika'nın Direniş Eksenine yaklaşımını Kureyş'in önde gelen isimlerinin İslam Peygamberi Hz. Muhammed -sav- aleyhindeki Şi'b-i Ebî Talib'deki yaklaşımına benzetti.

Şi'b-i Ebî Talib İslam tarihinin önemli olaylarındandır.    yüce İslam peygamberi  Hz. Muhammed -sav- artık ilahi dine çağrı sürecini alenileştirmiş ve gizli döneme  son noktayı koymuştu.  İslam'a çağrının alenileştirilmesi ise Kureyş büyüklerinin aşırı korkmasına neden oldu. Kureyş kabilesi büyükleri  Allah Resulünün aleni davetini durdurmak için  ciddi girişimlerde bulundular.  

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei'nin ifadesi ile " Kureyş kabilesinin yaptıkları ilk iş  İslam peygamberini maddiyat ve dünyevi konumlar ve makamlar ile isteklendirmekti. Ancak Allah Resulü Kureyş büyüklerinin bu taleplerine hitaben şöyle buyurdular:"  Bu hedeften vaz geçmek için, güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler bile ant olsun ki bunu yapmam."

Bunun ardından Kureyş büyükleri ise mal ve makamla kandırma yönteminden vaz geçerek yaptırım ve kuşatma siyasetine yöneldiler. Onlar Allah Resulü ve yarenlerini kuşatmak ve onlar ile her türlü alış verişi yasaklayan anlaşmaya vardılar ve nihayetinde Müslümanlar'ı teslim almayı hedeflediler. 

Böylece Allah Resulü ve yarenlerinin Mekke etrafındaki Şi'b Ebi Talib deresindeki  ekonomik ve sosyal kuşatması üç yıl kadar devam etti ancak Müslümanlar teslim olmadılar.  Allahın izni ile Kureyş büyükleri arasında imzalanan anlaşma ise " Ey Allah" kelimesi hariç tahtakuruları tarafından  yendi. 

Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti öncülüğündeki direniş eksenine yönelik yaklaşımı da Şi'b-î Ebî Talib olaylarına benziyor. Hatta durumun daha da vahim olduğu söylenebilir. Trump hükümeti ilk başta İran İslam Cumhuriyeti'ni isteklendirmeye yönelip maddi avantajlar ile İran ile müzakere sürecini başlatmak istedi. Ardından da İran'ın füze gücünü ve direniş ekseninin bölgedeki ilerleyişini durdurmaya çalıştı. Ancak İslam İnkılabı Lideri'nin tedbirleri ile bu hilekar yaklaşım da yenilgiye uğradı. 

Bu sürecin devamında Amerika İran aleyhinde topyekun ve zalimane yaptırımlar uyguladı. Ancak bu yaptırımlar da sonuçsuz kaldı ve İran İslam Cumhuriyeti de direniş yolunu devam ettirdi. 

İran'a uygulanan baskılara paralel olarak Amerika hükümeti, Batılı ve gerici Arap ortakları  bölgede direniş gruplarına baskılarını arttırmaya başladılar.  Lübnan Hizbullah Hareketi, Irak Haşdi Şabi güçleri, Yemen Ensarullah Hareketi ve Filistin İslami Direniş hareketleri ve grupları da Amerika'nın terör örgütleri listelerine girdiler ve buna paralel olarak bu gruplar ve liderleri aleyhinde ciddi yaptırımlar uygulandı. 

Ancak bölgedeki direniş grupları ve liderleri Amerika baskıları karşısında teslim olmayıp tam tersi Amerika ile mücadele azimleri arttı ve özellikle de Amerikan güçlerinin bölgeden ve Irak'tan çıkmasına vurgu yaptılar. Bu çerçevede Amerikan askerlerine özellikle de Irak'ta tehditler arttı . Bu çerçevede Amerika da  güçlerini büyük üslerde toplamaya çalıştı. 

Seyyid Hasan Nasrullah ise Amerika'nın mevcut şartlarda  özellikle de İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan Hizbullah Hareketine yönelik yaptırımlarını Müslümanların İslam'ın başlangıç dönemindeki Şi'b-î Ebî Talib olaylarına benzetmektedir. 

Hizbullah Hareketi genel sekreteri bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu:"  Şi'b Ebi Talib'de Haşim Oğullarını kuşatmalarında Müslümanlardan Hz . Muhammed saa'i teslim etmelerini istedikleri gibi şimdi de Lübnan Hizbullah Hareketinden silahlarını bırakıp ülkeyi desteksiz bırakmasını böylece İsrail'in istediğini yapmasına izin vermesini istediler. "

Hizbullah genel sekreteri koronavirüsün tıpkı tahtakurusu gibi olduğunu söyledi. Bugün birçok ülke Amerika'dan yaptırımları iptal etmesini istiyor ve bu yaptırımların koronavirüs sırasında zalimane olduğunu söylüyor. 

Gerçekte Amerika koronavirüs sırasında bile İran İslam Cumhuriyeti ve direniş gruplarına yönelik yaptırımları iptal etmeyip bu yaptırımları azaltmasa da  bu ülkenin zalimane ve insanlık dışı zalimane yüzünü gözler önüne sermiştir. 

İç arenada da Amerika rüyasında olanlar da bile  Washington'un İran'ın ve direnişin izzetini istemediğini tam tersi onlara diz çöktürmek istediğini anlamışlardır.