Arap Dünyasında Gerilimlerin Devam Etmesi
Dün 5 Haziran 2020, Arap dünyasındaki iç gerilimler dördüncü yılına ayak bastı.
Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE üç Fars Körfezi İşbirliği ülkesi olarak, Mısır ile beraber 5 Haziran 2017 tarihinde Katar'ı terörizmi desteklemekle suçlayarak bu ülke ile ilişkilerini kesip kara, hava ve deniz sınırlarını Doha'ya kapattılar .
Bu gerilimin üçüncü yılı ise bir yandan Katar'ı kuşatan dört Arap ülkenin yenilmesi ve diğer yandan da Katar'ın ilk sorunlardan ve engellerden geçerek Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır karşısında üstün konuma gelmesi ile geride bırakıldı.
Suudi Arabistan ve üç Arap ülkesi, Katar ile ilişkileri tekrar normalleştirmek için 13 şartı Doha'ya sunmuştu. Ancak Katar, bu ülkenin egemenliğini ihlal ettiği gerekçesi ile bu şartları şimdiye kadar kabul etmemiştir. Suudi Arabistan, Fars Körfezi İşbirliği Konseyine üye tüm ülkelerin Riyad'ın bölgesel siyasetlerine uymasını istiyor.
Ancak Katar Al-ı Suud'un bu yaklaşımına karşı çıkarak aynı zamanda yaptırım siyasetini geride bırakmakla pratikte Riyad'a Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üye ülkelerinin bağımsız ülkeler olduğunu ve kendilerine özgü dış siyaset izlediklerini göstermiştir.
Suudi Arabistan yaptırım ve kuşatma siyasetlerini uygulayarak Katar'ın İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki ilişkileri etkilemek istiyordu. Ancak Riyad'ın Doha'ya karşı düşmanlıklarının ortaya çıkması ile Doha hükümetinin Tahran ve Ankara ile ilişkileri daha da güçlendi ve üç ülke daha da yakınlaştılar. İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye ise Katar'a yaptırım ve kuşatma siyasetlerini geride bırakmasına yardımcı olan en önemli ülkelerdir. Doha makamları da defalarca Suudi Arabistan'ın siyasetlerini şiddetle eleştirerek İran ve Türkiye'nin diğer komşularının bağımsızlığına saygı duyduklarını ve içişlerine müdahale etmediklerini belirtti.
Arap dünyasındaki gerilimler başladığından beri Amerika hükümeti bu sürece karşı çelişkili tepkiler göstermiştir. Donald Trump açık bir şekilde bu süreçte Suudi Arabistan ve üç Arap ülkenin yanında yer alırken dönemin dışişleri bakanı Tillerson, Katar'dan yana tavır sergiledi.
Trump hükümeti her beşi Amerika ortağı olan Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn ve Katar arasındaki gerilimlerden silah satmak amacı ile ekonomik çıkarlarını sağlamaya çalışmıştır. Ancak bu süreçte kimi zaman Katar'a kimi zaman da Suudi Arabistan'a gerilimleri azaltmak için baskı yapmıştır. Ancak Trump hükümetinin tepkileri ve girişimleri de Amerika'nın bu gerilimin devam etmesini kendi çıkarları doğrultusunda gördüğünü gösteriyor.
Gerilimlerin üçüncü yılının tamamlanması ile, kimi haber kaynakları, Trump hükümetinin BAE ve Suudi Arabistan'ın Katar hava yollarının kendi hava sahalarını kullanma konusunda getirdikleri yasakları kaldırmaları doğrultusunda baskı yaptığını belirtiyorlar. Fakat bu baskının sebebi ise yaşanan gerilimlere son vermek değildir.
Aslında dört Arap ülkenin Katar'ı kuşatması ile beraber Katar uçakları İran hava sahasından daha fazla yararlanıyorlar. Trump ise bu vesile ile İran semalarındaki Katar uçaklarının uçuşunu azaltmak istiyor.
Yaşanan gelişmeler son üç yılda başta Kuveyt olmak üzere, Arap dünyası içindeki gerilimlerin sonlanması için bir çok çalışmaların yapıldığını gösteriyor. Ancak Katar'ın kendi bağımsızlığına, kuşatmalar ve yaptırımların kaldırmasına yaptığı vurgu ve ısrarı, Kuveyt'in arabuluculuğunu sonuçsuz bırakmıştır.
Gerilimlerin dördüncü yılı eşiğinde Kuveyt başbakanı Sabah Halit El Hamed El Sabah ise Kuveyt Emirinin mevcut ihtilafları gidermek ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyine üye ülkeler arasında birliğinin oluşturulması doğrultusundaki çabalarının devam ettiğini belirtti.
Fakat her şeye rağmen Doha ve Riyad'ın, gerilimleri azaltma doğrultusunda hareket etmesinden bir emare mevcut değildir. /