Beyrut Patlaması Dosyası ve Lübnan'daki Siyasi İhtilaflar
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i157763-beyrut_patlaması_dosyası_ve_lübnan'daki_siyasi_İhtilaflar
4 Ağustos tarihinde Beyrut'ta yaşanan dev patlama ile ilgili mahkeme hakkında son günlerde bazı haberler yayımlanıyor.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Aralık 15, 2020 02:50 Europe/Istanbul
  • Beyrut Patlaması Dosyası ve Lübnan'daki Siyasi İhtilaflar

4 Ağustos tarihinde Beyrut'ta yaşanan dev patlama ile ilgili mahkeme hakkında son günlerde bazı haberler yayımlanıyor.

4 Ağustos günü Lübnan'ın başkenti Beyrut Limanında Amonyum Nitrat deposunda yaşanan patlama ile  limanın büyük bir bölümü yerle yeksan oldu. Olay sonucu 200 kişi hayatını kaybetti ve 6 bini aşkın kişi de yaralandı.  
Beyrut patlaması  2005 yılında dönem başbakanı Refik Hariri'ye düzenlenen suikastın ardından  Lübnan'ın en önemli güvenlik  olaylarından biri sayılıyor. Refik Hariri'ye yönelik suikast sonucu öldürülmesinin ardından  uluslararası mahkemeler bu cinayetin failleri ve boyutlarını araştırmak için harekete geçti. 
Mahkemelerin kararı ise dev Beyrut patlamasının hemen ardından açıklandı.  Lübnan Hizbullah Hareketi bu dosya çerçevesinde beraat ettirilse de  yine de mahkemelerin siyasi olarak tetiklendiğini söylemek mümkün.  Hizbullah'ın iç ve dış muhalifleri  bu hareketi sürekli Hariri cinayetine karışmakla suçlayarak Hizbullah'ın Lübnan ve bölgedeki imajı bozmaya çalıştılar.
Lübnanlı siyasi çehreler ve gruplar son günlerde kendilerini suçlamalara karşı defalarca savunmak zorunda kaldıklarından dolayı, Beyrut patlama davasının da Refik el Hariri dosyasına benzer bir kadere sahip olacağı söylenebilir. 
Geçen hafta, Beyrut patlamasını araştıran Fadi Savan bazı mevcut ve eski yetkilileri Beyrut patlamasına karışmakla suçladı. Fadi Savan, geçici başbakan Hassan Diyyab, eski maliye bakanı Ali Hassan Halil, ulaştırma bakanı Gazi Zaytar ve Lübnan bayındırlık bakanı Yusuf Fenyanus'u ihmalkârlık, önlem almama ve sorumsuz davranmaları nedeni ile yüzlerce insanın ölümüne sebep olmakla suçladı. 
Daha önce, Beyrut'ta 4 Ağustos'ta meydana gelen patlama ile ilgili olarak yaklaşık 30 Lübnanlı güvenlik yetkilisi ve liman ve gümrük yetkilisi de tutuklanmıştı.
Bu yöndeki iddianame Lübnan içinde tepkilere yol açtı.
Bazı Lübnan medya kuruluşları ve siyasi akımlar, müdahalenin kimin için veya kimin aleyhine yapıldığı net olmasa da, Cumhurbaşkanı Mişel Aoun'un davaya müdahale ettiğini iddia etti. Ancak Michel Aoun'un ofisi yaptığı açıklamada şunları bildirdi: "Cumhurbaşkanı Aoun,  sürmekte olan patlama soruşturmasına yakından veya uzaktan müdahale etmedi, yalnızca davanın ayrıntılarını belirlemek ve karar vermek için hızlı bir şekilde çalışmaların sürdürülmesi çağrısında bulundu. "
Mişel Aoun'un davaya karıştığı yönündeki suçlamalar, Başbakan Saad el-Hariri tarafından önerilen kabinenin reddedilmesiyle ilgisiz görünmüyor. Saad El Hariri, geçen Ekim ayında yeni Lübnan kabinesini kurmak üzere atandı ve kabine üyelerinin listesini geçen hafta cumhurbaşkanı Aoun'a sundu fakat cumhurbaşkanı tarafından reddedildi.
Bir diğer mesele ise Hizbullah'ın Lübnan'daki tepkisidir. Beyrut'ta Hassan Diyyab ve bazı kabine üyelerine yönelik patlama davasında hâkimin iddianamesinin yayımlanmasının ardından Hizbullah hareketi, soruşturma hakiminin yaptığı tüm eylemlerin siyasi olmaktan uzak ve anayasa hükümlerine uygun olması gerektiğini söyledi. Başka bir ifade ile Lübnan'daki Hizbullah Hareketi, Beyrut patlama davasının siyasi amaçlı olduğunu üstü kapalı olarak eleştirdi.
Tüm bu sebeplere göre, Refik el Hariri suikast davasında olduğu gibi, Beyrut patlaması davasının soruşturma sürecinde adalet, bazı Lübnanlı siyasi şahsiyetler ve grupların siyasi çıkarlarına kurban edileceği ve aynı zamanda bazı yabancı ülkelerin de bu davayı kendi çıkarlarına uygun şekilde etkileyeceği anlaşılıyor./