Lübnan'da Yakıt Tankerinin Patlaması
Lübnan'ın yakıt krizi ile mücadele ettiği sırada 2020 Ağustos patlamasının yıldönümünde Akkar bölgesindeki bir yakıt tankerinin patlaması sonucu yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti ve yaralandı.
Bir yakıt tankeri 15 Ağustos günü Lübnan'ın Kuzeyinde Akkar bölgesinde Talil yerleşim alanında patladı. Talil belediye başkanı bu patlamanın, insanların benzin almak için bölgeye akın ettiği bir sırada bir şahsın çakmağını çakması ile yaşandığını belirtmektedir.
Görünen o ki Akkar bölgesindeki patlama, sıradan bir olay değil, Lübnan'a karşı planlanmış bir komplodur. Bu hususta dört neden mevcuttur.
İlk olarak, bu patlamanın Ağustos ayında yaşanmasıdır. 4 Ağustos günü Lübnan halkı için Beyrut patlamasının hatırlatıcısıdır. Bu patlamadan 200 kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 6 bin kişi de yaralanmıştı. El Mustakbel hareketi lideri Saad el Hariri de Akkar bölgesindeki patlamaya tepki olarak bu patlamayı Beyrut limanındaki geçen seneki patlama düzeyinde olduğunu belirtmiştir.
İkinci nokta, bu patlamanın Lübnan'ın ciddi bir şekilde yakıt sıkıntısı çektiği bir sırada gerçekleşmesidir. Öyle ki Lübnan ordusu bile yakıtın dağıtılmasında rol oynamaya başlamıştır. Yakıt sıkıntısı ve krizi, birçok mesleğin kapanmasına ve hatta hastanelerin çalışmamasına yol açmıştır. Lübnan halkı ise bu durumun devam etmesinden dolayı sokaklara inmiş ve protesto gösterileri düzenlenmişti.
Üçüncü önemli nokta, bu patlamanın, Lübnan Merkez Bankası başkanı Riyad Selame'nin yakıt sübvansiyonlarını kaldırma talimatını vermesinden hemen sonra yaşanmasıdır. Bu karar, yakıt fiyatlarının fırlamasına ve Lübnan'ın farklı bölgelerinde halkın protesto gösterileri başlatmalarına yol açmıştı.
Dördüncü nokta, bu patlamanın, Lübnan'de Necip Mikati başkanlığında yeni bir hükümetin kurulması haberlerinin yayımlandığı sırada gerçekleşmesi idi. Lübnan cumhurbaşkanı Michel Aoun bile kabinenin kurulmasının çok yakın olduğunu belirtmişti. Görünen o ki bu patlama ve yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması gibi kararlar Lübnan'da yeni kabinenin kurulma eşiğinde olması ile yakından ilişkilidir.
Akkar bölgesi patlamasından hareketle beliren bir başka husus da Lübnan'da güçlü bir hükümetin olmayışıdır. Lübnan bir yıldan beri Hassan Diyab başkanlığındaki geçici hükümet tarafından yönetilmektedir. Bu küçük ülkede siyasi ihtilaflar şiddetlenmiş ve tanınan şahsiyetler, her hususu ve gelişmeyi bir birlerine karşı itham malzemesi olarak kullanmak istemektedir.
Nitekim Saad el Hariri bu patlamaya tepki olarak yetkililerin özellikle de Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun'un istifa etmesi çağrısında bulundu. El Hariri şöyle bir açıklamada bile bulundu: " Akkar katliamı Beyrut limanı katliamı ile hiçbir farkı yoktur. İnsanların hayatına önem veren bir hükümet olsaydı makamları hemen istifa ederdi. "
Lübnan'daki geçici başbakan Necip Mikati ise şöyle diyor: " Kalplerimiz, yakıt krizini suistimal eden ve yasa dışı çıkarlarını düşünen ve de insanları en temel haklarından mahrum bırakanların kurbanı olan suçsuz insanlar için acıyor. "
Gerçekte Necip Mikati bu patlamayı kimi Lübnan'lı şahsiyetlerin ihaneti sonucu olarak görüyor. Öyle şahsiyetler ki ekonomik kriz sırasında bile çıkarcılık peşinden koşmaktadırlar.
Bu tür tepkiler esasında siyasi ihtilafların Akkar bölgesinde olduğu gibi olayların zeminini hazırladığını gösteriyor. Lübnan'da hakimiyet zayıftır ve hükümet iç güvenliği temin etmek için gereken güçte değildir. Kabine oluşturma ve geçici hükümetin devam etmesi alanındaki ihtilafların sürdürülmesi, benzer olayların yaşanmasına ve Lübnan halkı ve toplumunun daha fazla zarar görmesine yol açabilir.