Orta Asya'nın aşırıcılık konusundaki kaygıları
Afganistan Cumhurbaşkanı Muhammed Eşref Gani'nin bu ülkeden kaçışı ve Kabil'de Taliban örgütünün gücü eline alması ardından Orta Asya cumhuriyeti liderleri bu bölgede aşırıcılığın şiddetlenebileceği hususunda kaygılılar.
Bu bağlamda Kırgızistan Güvenlik Konseyi sekreteri İman Vugulof Afganistan gelişmelerine işaretle bu ülkede ve Orta Asya bölgesinde terör faaliyetlerinin şiddetlenmesinden kaygı duyduğunu bildirdi. Vugulof muhabirlere yaptığı açıklamada Kırgızistan'ın Kolektif Güvenlik Antlaşması örgütü ile birlikte kendisini Afganistan'daki durumun kötüleşmesi karşısında hazır tuttuğuna vurgu yaparak , Taliban ile muhtemel gerginliklerle ilgili kendi hazırlıkları hakkında " Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nün yardımı ile bu güce sahip olabileceğimizi umuyoruz." dedi.
Kırgızistan Güvenlik Konseyi sekreteri sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi:
Taliban asıl tehdit değildir. Asıl tehdit bunların yanında faaliyet yapan terör örgütleri ve Irak ve Suriye'de IŞİD ile birlikte savaşan ve çoğu da Orta Asya'da yaşayan militanlardır.
Orta Asya liderlerinin aşırı yanlısı akımlara karşı tutumları, Afgan hükümetinin kontrolünü ele geçiren Taliban yetkililerinin önceki yanlış tutumlarını tekrarlamayacakları ve herhangi bir hükümete karşı olmadıklarını defalarca dile getirdikleri bir dönemde gündeme geliyor.
Aslında Taliban yetkilileri, insanları korkutmak, öldürmek gibi daha önceki yanlış yöntemlerle bir hükümet sistemini inşa edemeyeceklerini anlamışlar.
Bu nedenle Taliban liderleri önceki tüm faaliyetlerinden vazgeçmiş ve komşu ülkelere dostluk çağrısı yapmıştır.
Yabancı askerlerin, özellikle ABD birliklerinin ve müttefiklerinin Afganistan'dan çekilmesi, son günlerde Taliban liderlerinin ciddi taleplerinden biri oldu.
Her halükarda Orta Asya cumhuriyetlerinde aşırılık için çeşitli zeminlerin bulunması nedeniyle, bu cumhuriyetlerin liderleri herhangi bir tehdide karşı koymaya hazırlanıyorlar.
Bu bağlamda Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadir Cabarov, Bişkek hükümet yetkililerine özellikle bölgesel güvenlik konularında bölgedeki diğer ülkelerle işbirliğini artırma talimatı verdi. Ayrıca Kırgız devlet kurumlarına Afganistan'daki durumu kapsamlı bir şekilde izlemeye devam etmelerini istedi.
Eşref Gani hükümetinin devrilmesinden bir gün sonra yaptığı açıklamada, sınırda sükuneti sağlamak için Taliban temsilcileriyle temas halinde olduğunu söyleyen Özbek Dışişleri Bakanlığı, tutumunu biraz değiştirmiş bulunuyor.
Özbek Dışişleri Bakanlığı 17 Ağustos Salı günü Afganistan'da günün gelişmeleri ile ilgili şöyle bir açıklama yaptı:
"Taşkent hükümeti, Afganistan sınırını korumak için Taliban ile yakın bağlarını sürdürecek ve Özbek yasalarına uygun olarak sınıra sızma girişimlerini bastıracaktır."
Özbekistan Savunma Bakanlığı ise şu açıklamayı yaptı:
"Afganistan Ordusu Hava Kuvvetlerine ait savaş uçağı, Özbek hava sahasını ihlal etmeye çalışırken Taşkent hükümetinin hava savunma sistemi tarafından vuruldu."
Özbekistan hükümetinin tutumuna paralel olarak, Tacikistan Dışişleri Bakanlığı bir Afgan savaş uçağının iniş yaptığı haberini bu şekilde doğruladı:
"Afgan-Özbek sınırına yakın Hatlan ili havaalanına iniş yapmak üzere bir Afgan uçağının acil iniş yapmasını talep eden bir mesaj alındıktan sonra iniş izni verildi."
Orta Asya liderlerinin tüm endişelerine ve bu ülkelerin yetkililerinin Kolektif Güvenlik Antlaşması Teşkilatı'ndan yardım talep etme çabalarına rağmen, bazı uzmanların görüşleri bu konuda farklıdır.
Örneğin, Orta Asya ülkelerinde yaşayan Rus tarihçi ve oryantalist Aleksander Kenyazov, son günlerde bölgedeki durumu ve Taliban'ın Orta Asya bölgesine yönelik olası tehditleri hakkında şöyle bir değerlendirmede bulundu:
"Propagandalardan bağımsız analizler, Kuzey Afganistan'da Orta Asya ülkelerinin iç istikrarını tehdit edebilecek hiçbir terörist grubun olmadığını gösteriyor."
Orta Asya, 60 milyondan fazla nüfusa sahip 4 milyon kilometrekarelik bir bölgedir. Bu bölgenin milletleri, İslam medeniyetinin gelişmesinde büyük katkısı olmuştur.