Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Ermeni ve Rus Komşuları ile Yaşadığı Sorunlar
Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasındaki sınır gerilimlerinin devam ettiği sırada görünen o ki İlham Aliyev hükümet makamları Rusya ile gerilim yaşamaya isteklendirilmektedir.
Bakü ile Erivan arasındaki ihtilafların şiddetlenmesi hususunda Azerbaycan Cumhuriyeti savunma bakanı, Ermenistan'ın temas hatlarında ateşkes ihlalleri ile ilgili iddialarını reddetti. Daha önce ise Ermenistan savunma bakanlığı şöyle bir iddiada bulunmuştu: " Azerbaycan Cumhuriyeti güçleri 17 Eylül gününde Şuşa bölgesinde Ermeni güçlere doğru üç kez ateş açtı. "
Azerbaycan Cumhuriyeti savunma bakanlığı ise Ermeni tarafın iddialarını reddederek Bakü'yü Karabağ barış anlaşmasının içeriğini uygulamakta taahhütlü davrandığını ileri sürdü. Görünen o ki Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan bir birlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlayarak küresel alanda bir birlerini fişlemek istiyorlar. Bu hususta Ermenistan Azerbaycan Cumhuriyeti'ni etnik ayrımcılık hususundaki küresel anlaşmalarını ihlal etmek hususunda uluslararası adalet divanına şikayet etmiştir.
Ermenistan'ın adalet divanına yaptığı şikayete tepki olarak Bakü hükümeti de Ermenilerin Azerbaycan vatandaşlarına yönelik insan hakları ihlallerini gösteren delil ve kanıtlar toplamakta olduğunu ve bir kaç gün içerisinde bu yönde bir şikayeti divana sunacağını açıkladı.
Azerbaycan Cumhuriyeti bu alanda Ermenistan'a göre, görece bir zafiyet içerisinde olduğu sırada bu gerilimler artmaktadır. Böylece uluslararası adalet divanının Azerbaycan Cumhuriyeti aleyhine karar vermesi de muhtemeldir. Kimi Azeri siyasetçiler ise İlham Aliyev hükümetinin Rusya ile ilişkilerini sorgulamaya çalışarak Bakü hükümetinin sorunlarını arttırmak istiyorlar. Örneğin Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclis temsilcilerinden Kudret Hasan Kuliyev Rusya'dan Bakü'ye karşı karşılıklı saygı çerçevesinde davranmasını istemiştir. Bakü hükümetinin siyasetlerine karşı çıkan önemli isimlerden biri olarak ayrıca şu vurgulamada da bulundu: " Rusya, bölgede zorbalığa ve kaba kuvvete dayalı olarak değil karşılıklı saygıya dayalı olarak varlığını sürdürmelidir. "
Kudret Hasan Kuliyev ayrıca Rusya'dan Ermenileri desteklemekten vaz geçmelerini de istedi. Bu Azeri temsilci ayrıca şu açıklamada da bulundu: " Rusya, İkinci Karabağ savaşında tarafsızdı. Ancak mevcutta Azerbaycan Cumhuriyeti karşısında Ermenistan çıkarlarını korumaya çalışmaktadır. "
Bu Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclisi temsilcisi bu açıklamalarına delil ve kanıt göstermeden bu iddialarda bulunmaktadır. Ancak görünen o ki Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclis temsilcilerinin Rusya'ya saldırması Karabağ'da barış güçlerini tutma bağlamında değerlendirilmelidir. Şimdiye dek ise Rusya bu Azeri temsilcilerin açıklamalarına tepki göstermemiştir. Halbuki daha önce kimi Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclis temsilcisi ve hatta kimi siyasetçileri de Rusya'ya yönelik benzer saldırılarda bulunmuştur. Bu saldırılardan güdülen amaç, bir yandan da Rusya'nın konumunun zayıflatılması ve Türkiye'nin Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki askeri varlığının güçlendirilmesidir.
Aslında Azerbaycan Cumhuriyeti iktidarlarının Türkiye ile birleşmelerindeki temel sorunlarından biri de Rusya'nın bölgedeki etkinliğidir. Şimdi de İlham Aliyev aynı durumdan etkilenmektedir.
Türkiye makamları Azerbaycan Cumhuriyeti makamlarından bu ülkenin tüm isteklerini Güney Kafkasya bölgesinde hayata geçirmelerini ve her şeye tek tek uymalarını bekliyor. Ancak doğal olarak bu siyasetlerin uygulanması İlham Aliyev hükümetine telafi edilemez hasarlar verecektir. Örneğin Türkiye'nin çıkarları ve talepleri doğrultusunda Rusya'ya yönelik bu baskılar da Bakü hükümeti lehine olmayacağı açıktır. Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclis temsilcilerine ilaveten kimi Azeri siyasetçiler de Rusya'yı baskı altında bırakarak son dönemde İlham Aliyev hükümetinden Bakü hükümetinde Rusya'ya bağlı tüm şahısları da devre dışı bırakmasını istemişlerdir.
Bu siyasetçiler Bakü kabinesinde Türkçü güçlerin güçlendirilmesini istiyorlar. Daha önce Elçibey olarak bilinen Ebulfez Aliyev hükümetinde de aynı anormal durum söz konusu olsa da ancak Bakü hükümeti o dönemde tam bir hezimete uğramıştı.