Amerika’nın el-Sudani’ye karşı ekonomik darbesinin perde arkası
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i228130-amerika’nın_el_sudani’ye_karşı_ekonomik_darbesinin_perde_arkası
Irak’ta Muhammed Şiya el-Sudani başbakan olarak seçildiğinden beri, acaba Amerika onun hükümeti ile anlaşacak mı yoksa yoluna taş mı koyacak sorusu akılları kurcalıyor.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Aralık 28, 2022 03:27 Europe/Istanbul
  • Amerika’nın el-Sudani’ye karşı ekonomik darbesinin perde arkası

Irak’ta Muhammed Şiya el-Sudani başbakan olarak seçildiğinden beri, acaba Amerika onun hükümeti ile anlaşacak mı yoksa yoluna taş mı koyacak sorusu akılları kurcalıyor.

Bu soru ve bu konuda şüphelerin varlığı, aslında Amerika’nın daha önce de iç ve dış arenada bağımsız siyasetler izlemeye çalışan başbakanların yoluna taş koymasıdır, nitekim daha önce de Adil Abdul-Mehdi de Çin dönüşü ardından Irak sokaklarında gösteriler düzenleyerek onun devrilmesi ve görevden çekilmesine, ardından da Mustafa Kazımi’yi seçin yasasını değiştirerek, oyları manipüle ve değiştirmesiyle seçim sürecini yönetmekle başbakanlık koltuğuna oturttu, ve hatta başbakanlık süresinin bitmesine rağmen yine Amerika’nın bölgesel siyasetleri doğrultusunda çalışmalarına devam etti.

Buna dayanarak Amerika hiçbir şekilde Mustafa Kazımi’nin başbakanlık görevinden çekilmesini istemedi ve tüm çabaları ise ya siyasi boşluğun devam etmesi veya Mustafa Kazımi’nin tekrar başbakan olarak seçilmesi yönündeydi. Böylece bir yıllık siyasi boşluk boyunca hükümetin kurulması için yapılan tüm çalışmalar, tekrar Mustafa Kazımi’nin başbakan olarak meclise aday gösterilmesi için kötü bir koalisyonun kurulması yönündeydi.

Tüm bu çabalar yenilgiye uğrayıp Muhammed Şiya Sudani, Nuri Maliki başkanlığı ve yönetimindeki koalisyon çerçevesinin ittifakı ve siyasi desteği  ve tabi ki iç anlaşma ile başbakanlık makamına getirilmesi ardından Amerika’nın çalışmaları, bu ülkenin Bağdat büyükelçiliği ekseninde başladı.

Sadece bir ay zarfında Amerika’nın Bağdat büyükelçisi Elina Romanovski 4 kez Cumhurbaşkanı, 5 kez başbakan ve en az birer kez bakanların her biri ve merkez bankası başkanı ile bir aray geledi, tabi Kürdistan Bölge Yönetim yetkilileri ile yaptığı görüşmeler hariç.

Mevcut şartlardan da anlaşıldığı gibi görüşmelerin ekseni Sudani hükümetinin ya Mustafa Kazımi yolunu devam etmesi gerekliliği veya Adil Abdulmehdi hükümetinin kaderini paylaşmasıdır. Amerika elçisi, ıraklı gözlemcilerin tehdit olarak algıladığı açıklamada, “Irak’ta gösteriler tekrar başlanır” ve “Sudani hükümeti bunu dikkate almalı” dedi.

Bu tehditler ve eylemlerin devamında son zamanlarda Irak meclisi bağımsız milletvekillerinden biri, Amerika’nın el-Sudani hükümetine karşı yeni planını açığa çıkarttı, o da Irak ekonomisinin dolara bağlığını baskı aracı kullanarak, bu ülkede ekonomik sorunlar oluşturmaktı.

Amerika’nın bu baskı aracına başvurmasının sebebi, Irak’ın 2003 yılı Amerika tarafından işgal edilmesi ile Irak’ın dolar cinsindeki gelirlerinin, bu ülkenin milli egemenliğini açıkça ihlal eden bir girişimle önce Amerikan Federal Rezerv yani Amerikan Merkez bankasına yatırılır ve daha sonra Amerika’nın uygun görmesi durumunda Irak Merkez Bankasına aktarılmasıdır. Kuveyt savaşı ve işgal tazminatı da bu şekilde ödendi. Bu yüzden Amerika, dolara karşı Irak dinarını güçlendirme vaatlerinde bulunan Sudani hükümetine ekonomi baskı uygulamak için 3 sabotaja başvurdu: ilkin Irak döviz gelirlerinin 4’te 3’ünün Federal Rezervden Irak Merkez Bankasına intikalini engelledi, ikincisi Irak’ın “el-Avset, el-Gabız, el-Ensari ve Asya”dan oluşan 4 bankasını dolar ihale sürecinden çıkarttı ve 3.sü de eskinden olduğu gibi Irak’ın İran’dan doğal gaz ve enerji satın alma sürecine müdahalede bulunarak engellemesi.

Gerçi benzer baskı araçlarının Irak hükümetini dolara bağımlılığı azaltma gibi alternatif yollara sevk ettiyse de bu baskı aracına sarılması, Amerika’nın bizzat Sudani ve hükümet siyasetlerinden memnun olmadığını gösteriyor. Sudani’nin izlediği siyasetlerden, ciddi şekilde ülke içinde geniş yolsuzlukla mücadele ve Kazımi hükümetinin bu süreçteki rolünün ifşa edilmesi, ulusal güvenliğin adım adım ihya edilmesine değinilebilir. Bu bağlamda ilk adımda bu ülke sınır güçleri İran ve Türkiye sınırlarına konuşlandırıldı ve bir sonraki adımda ise parlamentonun Amerikan güçlerinin tamamen çekilmesini onaylaması ve bu ülkede askeri üslerin kapatılması öngörülüyor. Bu yüzden görünen o ki Amerika Kazımi hükümet faaliyetlerinin böyle bir noktaya varmasından yoğun şekilde endişelidir./