Ateşkes ilanının ardından Filistinlilerin Gazze'ye dönüşü
Hamas ile Siyonist rejim arasında ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra dikkat çeken konu, Filistinlilerin kitlesel olarak kuzey Gazze'ye geri dönmesi oldu.
Siyonist rejim ile Gazze arasındaki ateşkes Cuma günü yürürlüğe girdi. Bu 4 günlük bir Ateşkeste mutabakata varılan hususlar ne olursa olsun önemli olan konu, mültecilerin kitlesel olarak Gazze'nin kuzeyine geri dönmesidir. Yaklaşık 50 gün süren savaş boyunca Siyonist rejim defalarca halkın kuzey Gazze'yi terk etmesi gerektiğini duyurdu. Kuzey Gazze nüfusunun büyük bir kısmı bu bölgede kalmasına rağmen on binlerce insan da canlarını ve çocuklarını kurtarmak için yaşadıkları yerleri terk ederek Gazze'nin güneyine göç etmek zorunda kaldı. Ateşkesin ardından bölgeden gelen haberler ve görüntüler mültecilerin Gazze'nin kuzeyindeki evlerine döndüğünü gösteriyor.
Kuzey Gazzeli mültecilerin evlerine geri dönüş eylemi anlamlıdır. Bu eylemin en önemli noktası Filistin topraklarının Filistinlilere ait olmasıdır. Filistin halkı, Filistin topraklarının asıl sahibidir ve Siyonist işgalci rejim, Batılı güçlerin desteğiyle 75 yıldır bu toprakları gasp etmektedir. Yaklaşık 50 gün süren savaşta yüzde 70'i çocuk ve kadın olmak üzere 15 binden fazla şehit ve 35 bine yakın da yaralı geriye kalırken, genel olarak evler, sağlık merkezleri, okullar ve kentsel altyapı Siyonist rejim tarafından yapılan bombardımanlar sonucu yıkıldı, ancak insanlar bu 4 günlük geçici ateşkesi fırsatını bile geri dönüş için değerlendirdi. Bu eylem, ateşkesin sadece 4 gün olacağı ve ardından da Siyonist rejimin Gazze şeridine yönelik saldırılarını tekrar başlayacağı tehdidinde bulunmasına rağmen büyük anlam kazanıyor. Kuzey Gazze'ye Filistinlilerin toplu dönüşü, tüm bu koşullara rağmen, Filistin ulusal kimliğinin hayatta kalmasına vurgu yapmanın yanı sıra işgalci rejime karşı direnişe destek anlamına geliyor.
Filistinlilerin kuzey Gazze’deki evlerine ve topraklarına geri dönüş eylemi, işgal altındaki topraklardaki insanların davranışlarıyla karşılaştırıldığında daha da önem kazanıyor. 7 Ekim saldırısından sonra Hamas'ın Aksa Tufanı operasyonu ile başlayan saldırıları neredeyse durmuş ya da çok yoğun değilken, işgal altındaki topraklar yaşayan yerleşimcilerin büyük bölümü kaçmaya başladı.
Uluslararası TV kanalları, İsrail havalimanlarının işgal altındaki toprakları terk etmek isteyen yerleşimcilerle dolu olduğunu gösteren çok sayıda haber yayımladı. Her ne kadar güvenliğin olmaması veya başka bir ifade ile güvenlik tehdidinin varlığı ters göçte önemli bir sebep olsa da hiç şüphesiz bu konudaki en önemli etken, ulusal kimlik eksikliğidir.
İşgal altındaki topraklardaki insanlar Yahudi olma faktörünü paylaşsalar da, ulusal kimlikleri tek bir ülkeye ait değil ve sadece daha iyi bir hayat yaşamak vaatleri ile farklı ülkelerden işgal altındaki Filistin'e göç etmişlerdir. İşgal altındaki topraklarda yaşayan insanların her türlü tehdit karşısında kaçmalarına neden olan faktör, ulusal kimlik eksikliği ve taassuptur; fakat güçlü Filistin ulusal kimliği, Siyonist soykırıma ve yüksek tehdit düzeyine rağmen insanların Gazze'de kalmayı tercih etmesine neden oluyor.
Aslında Siyonist rejim gerçekçi olursa, bu davranış biçimini göz önünde bulundurarak Gazze'nin kendisi için kolay bir lokma olmadığını anlayacaktır./