Hizbullah genel sekreteri Nasrullah’ın Kudüs Günü konuşması
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, bazı bölge ülkelerinin siyonist İsrail’le ilişkileri normalleştirmenin ötesine taşıyarak güç birliği yapmaya başladıklarını söyledi.
Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın Dünya Kudüs Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada, ''Dünya Kudüs Günü, rahmetli İmam Humeyni'nin Filistin ve Kudüs'e verdiği önemin bir göstergesidir... Filistin’in denizden nehre kadar gasp edilmiş olduğu ve zaman içerisinde çalınmış olan bu toprakların işgalcilerin mülkü olmayacağı konusunda Filistin halkı açık bir şekilde haklıdır. Hırsız ve yağmacı bir rejim olan İsrail, tüm ilerlemesini terörizmle gerçekleştirmiştir. Böylesi bir rejim hiçbir zaman resmi olarak tanınamaz.'' dedi.
Nasrullah, ''Filistin yurdu halkına geri dönecektir. Filistin halkının geri dönüş hakkından başka söylenecek her türlü söz insani ve ahlaki değerleri hiçe saymaktır.
Bazen ağır şartlarda bir halk veya ülke zayıflık hissedebilir. Bazen bu zayıflık savaş kararlılığına sahip olunmamasına sebep olabilir; ama zayıflık düşmanın kabullenilmesinin, onun resen tanınmasının ve ilişkilerin normalleştirilmesinin gerekçesi olamaz. Bundan daha da kötüsü bazıları normalleşmenin de ötesine geçerek İsrail rejimi ile güç birliği yapma noktasına ulaşıyor. Şu an maalesef bazı Arap ülkeleri İsrail’le dayanışma içerisindedir.'' dedi.
''Siyonist İsrail’le mücadele için uzun süreli bir sabır göstermek gerekiyor. Bakın İsrail’in uzun süreli müzakereleri nereye ulaştı? Filistin halkının kuşatılmasına ve onlara yönelik baskıların artmasına…'' diyen Nasrullah, ''Bugün Dünya Kudüs Günü’nden söz etmek istiyoruz. Bugünkü halk aynı halktır. Son yıllarda bariz hale gelen şey sütunlarını İran ve Suriye’nin oluşturduğu Direniş eksenidir. Direniş seçeneği açık ve somut kazanımlar elde etmiştir. Direniş Ekseninin zaferlerinin zirvesinde, Müslüman halkların Direniş hareketlerini destekleme iradesi gösterdiği bir dönemde bölgede yaşanan bazı gelişmelerin etkisiyle bazıları bu Direniş projesini yıkmaya kalkıştılar.'' dedi. Nasrullah, açıklamasının devımında da şöyle dedi: ''Bunu birkaç yolla yapıyorlar. Birinci yol, iç ihtilaflar ve mezhebi ihtilaflar yaratarak ve çeşitli araçları seferber ederek direniş hareketlerini ve direniş kültürünü bölgede yok etmektir.
Bazı bölge ülkelerinin liderleri İsraillilerle görüşmeler yapıyor. Bu rejimler, daha doğrusu bu aileler yıllar boyunca kendi taht ve taçlarını korumak için kapıları İsraillilere açtılar tüm imkanlarını Direniş’e karşı seferber ettiler.
Onlar İsrail’le mücadeleye izin vermiyorlar, halkın İsrail’le mücadele umudunu umutsuzluğa dönüştürüyorlar. Bunu çeşitli bahaneler altında yaptılar bugün de yapıyorlar.''
Nasrullah açıklamasının devamında; ''Bugün vermek istediğimiz mesaj şudur: Amerika’nın bölgedeki tüm maşaları ve hizmetçileri şunu çok iyi bilsinler ki halkımız ve ümmetimiz Filistin’i unutmayacaktır, onlar bundan umudunu kessinler. Ne yaparsanız yapın unutmayacaklar.
Yemen’e bakın İslam adına, Sünnilik adına Haremeyn-i Şerifeyn adına bir yıldan fazla bir süredir en şiddetli saldırıların ve savaşın hedefi oldular; ama Filistin’i unutmadılar. Bugün sokaklara çıkıp biz İslam’ı unuttuk mu dediler? Filistin’i unuttuk mu dediler? Hayır bakın bugün sokaklara çıktılar ve biz Filistin’i unutmuyoruz dediler.
Bahreyn’e bakın aynı şekilde. Nijerya’ya bakın bu ülkenin ordusu binlerce insanı öldürdü. Halk lideri Zakzaki’yi tutukladı; ama bugün Nijerya halkı sokaklara çıktı ve İsrail’e karşı slogan attı. Tıpkı Yemen’de, İran’da Bahreyn’de ve Lübnan’da olduğu gibi… Şunu bilsinler ki mezhebi çatışmalar ve çıkarılan ihtilaflar, İsrail’in kutsal topraklara hakim olmasına yardımcı olmayacak.''
Nasrullah, bugün çeşitli bahanelerle bölgede gerçekleştirilenlerin asli hedefin, İsrail’in varlığını desteklemek için bölge halklarını, ordularını ve direniş hareketlerini yok etmek olduğunu belirterek, ''İsrail 2011’deki Arap isyanları başladığında kendi varlığına yönelik tehlikeden söz ediyordu. İsrail’i bu tehlikeden kim çıkardı. Bu tehdidi İsrail’e fırsata dönüştüren kim oldu? İsrail’le mücadeleye engel olan bazı ülkeler, Suriye ve Yemen’de de siyasi çözüme engel oluyor. Ama Müslüman halklar tek yürek olarak karar verdiğinde bu güçlerin yaptıklarına engel olabilir.
Bu yılki Herzliya konferansında İsrail tehditleri Lübnan’a odaklanmıştı
Bu konuda maalesef şunu söylemek gerekiyor ki bu konferansa bazı Arap şahsiyetler de katıldı. Bazı Arap ülkelerinin zilleti öyle bir noktaya ulaştı ki artık bu konferansa bile katılabiliyorlar. Hatta bu yılki Herzliya konferansının süsü Suriyeli muhaliflerin heyetiydi.
2011’deki Herzliya konferansında İsrail’in tehlikeli bir durumla karşı karşıya olduğu söyleniyordu. Ama şu an bakıyoruz ki durum değişmiş. Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da Arap orduları yıpranmış. Bu Arap toplumunun durumudur. İsrail terörle mücadele etmek gerektiğinden bahsediyor, halbuki işgal altındaki Golan’da Nusra ve benzeri terörist grupları himaye ediyor.'' dedi.
Nasrullah konuşmasının devamında şöyle dedi: ''İsrail, Direniş ekseninin Suriye’de zafer kazanmasından niçin korkuyor? Burada bir parantez açarak şunu söyleyeyim: Filistinli direniş gruplarına Suriye konusundaki görüş ayrılıklarından dolayı yardımın kesildiği yönünde söylenen şeyler doğru değil. İran, tüm direniş gruplarını destekliyor.
Bu yılki Herzliya konferansı Lübnan ve Hizbullah üzerine odaklanmıştı. İsraillilere şunu söylemek isterim, yeni bir şey söylemediler. Yeni olan tek şey yok ederiz demeleriydi.
İsrailliler bu konferansta “öldürürüz” dediler. Evet bu zaten sizin işiniz. “Yok ederiz” dediler. Evet siz zaten yıkmak ve yok etmek üzerine kurulmuşsunuz.
Bugün İsraillilere şunu söyleyeyim: Bugün İsrail’le savaşan ilk Arap grubu, düşmanı olan İsrail konusunda geniş bir istihbarata sahip olan Direniştir. İsrailliler bu konferansta yeni bir şey söylemediler; ama şunu bilsinler ki 2006’da İsrail’e sürpriz yapan Direniş, bugün yine aynı şeyi yapmaya kadirdir.
Direniş, tehdide karşı tehditle karşı koymaya kadirdir. Direniş, vaatlerini yerine getirecek Allah’a tevekküle sahiptir. Herzliya konferansının bu yıl bizim için yeni bir şeyi yoktu. Ama bizim yeni imkanlarımız var, sizin sakinlerinizi biliyoruz ve tanıyoruz. Siz de bizim halkımızı ve imkanlarımızı tanıyorsunuz biliyorsunuz.''
Nasrullah konuşmasının bir diğer yerinde, teröristlerin Lübnan'ın doğusunda yer alan
hristiyanların bölgesi El Kaa’daki saldırıyı kınarken, ayrıca İstanbul Atatürk havalimanındaki saldırıyı da kınadı ve bu iki saldırının hedefli, programlı olduğunu söyledi.