Suriye'nin ABD ve bölücü Kürt güçlerine karşı harekete geçmesi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i263424-suriye'nin_abd_ve_bölücü_kürt_güçlerine_karşı_harekete_geçmesi
Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın ABD ve paralı askerlerinin Suriye'nin doğusundaki yasa dışı varlığına karşı yaptığı açıklama, bu ülkenin ulusal egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi ve Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılmış bir adımdır.
(last modified 2024-08-15T13:15:51+00:00 )
Ağustos 15, 2024 16:15 Europe/Istanbul
  • Suriye'nin ABD ve bölücü Kürt güçlerine karşı harekete geçmesi

Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın ABD ve paralı askerlerinin Suriye'nin doğusundaki yasa dışı varlığına karşı yaptığı açıklama, bu ülkenin ulusal egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi ve Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılmış bir adımdır.

Suriye hükümeti bir kez daha Amerikan işgal güçlerinin topraklarından çekilmesini ve Amerika’ya bağlı milislerin varlığını kabul etmeyen Suriyelilerin iradesine saygı gösterilmesini talep etti.

Suriye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada,  SDG olarak bilinen sözde Suriye Demokratik Güçleri'nin Amerikan işgal güçlerinin desteğiyle Deyrezzor ve Haseke'de düzenlediği saldırılara atıfta bulunarak, ABD'nin bu ülke topraklarından derhal çekilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan Suriye Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Halep'in batısında yer alan "Tadil" ve "Keferama" köylerindeki silahlı unsurların hedef alındığını, İdlib'in çevresinde uçan 5 İHA'yı silahlı unsurları vurarak imha ettiğini duyurdu. "Irak İslami Direnişi"ne bağlı "Sadık Vaat Ordusu" da, hazırlık amacıyla 2 bin askerin Irak ve Suriye'deki Amerikan üslerine doğru hareket ettiğini duyurdu. Bu güçler bir yandan Washington'un çıkarlarına ve pozisyonlarına yönelik saldırmak, diğer yandan da gerilim tırmanırken İsrail rejiminin son dönemdeki terör eylemlerinin ardından ABD'ye bağlı güçlerin bölgedeki üsleri ve mevzilerini hedef alacağını bildirdi.

Doğu Suriye'deki "Deyrezzor" ve bazı noktalarda bulunan Amerikan ve Amerikan destekçi güçler Suriye hükümetini destekleyen göçebe aşiretlerin kuşatmasıyla karşı karşıya kalmıştır.

Fırat Nehri kıyısında yer alan Deyrezzor şehri, Suriye'nin yedinci büyük şehri sayılan ve aynı adı taşıyan ilin merkezidir. Suriye'de yıkım projesi başlamadan önce bu şehir, Suriye'nin kuzeydoğu bölgelerinin en büyük şehri olarak kabul ediliyordu. Geçtiğimiz günlerde Deyrezzor bölgesinde ABD'ye bağlı unsurlarla yaşanan çatışmaların ardından Suriyeli Arap göçebe güçleri harekete geçmiş, bazı bölgeleri kontrol altına alarak karşı taraftan çok sayıda kişiyi esir almış ve aşiret güçlerin saldırılarından sonra milisler ABD'nin işgali altındaki el-Ömer ve Koniko petrol ve gaz sahalarına doğru hızla ilerlemiş. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Haseke vilayetinin şehir ve bölgelerini birbirine bağlayan tüm geçişleri ve dış çıkışları kapatırken, Deyrezzor'un doğu ve batı banliyölerinde kontrolü altındaki tüm bölgelerde tam sokağa çıkma yasağı uyguladı.

Çatışmaların başladığı 2011 yılından itibaren ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkeler Suriye'deki siyasi gündemlerini askeri çözümlerle sürdürmeye başladı. Birleşmiş Milletler Şartı'nın temel ilkelerini hiçe sayarak Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmiş, terör ve bölücü gruplara destek vermişlerdir.

Bu bağlamda insani yardımların siyasallaştırılması, mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün engellenmesi ve özellikle tek taraflı yaptırımların uygulanması gibi tedbirlere başvurarak İdlib meselesinin uzamasına neden oldu.

Amerika'nın Suriye'deki varlığının devam etmesinin temel bahanesi bu olsa da IŞİD ve Tekfirci grupların Amerika ve Siyonist rejimin istihbarat aygıtı tarafından oluşturulduğunu gösteren pek çok neden ve delil var. Siyonist rejimin güvenliğinin sağlanması Amerikan işgalci güçlerinin Suriye'deki varlığının en önemli nedenidir. Washington yetkililerinin neredeyse tamamı, özellikle de bu ülkenin başkanları, Siyonist lobinin emriyle Suriye'de bulunuyor.

Ayrıca Suriye'de varlığının devam etmesi, bazı Pentagon yetkilileri ve Amerikan savunma ve güvenlik kurumlarının yüklenicileri için başlı başına büyük bir mali rant yaratmakta ve her yıl milyonlarca dolar gizli ve örtülü gelir elde etmektedirler.

Amerikan konvoyları neredeyse her gün Irak ile Suriye arasında yani Fırat'ın doğusundaki ABD ve müttefiklerinin kontrolünde olan bölge arasındaki resmi olmayan sınır kapılarından geçiyor. Bu konvoylar arasında çalıntı petrol taşıyan onlarca tanker de var. Suriye petrolü Irak Kürdistanı'na gidiyor. Bazı siyasi partiler, gelirlerinin bir kısmının terörizmi desteklemek ve Irak ve Suriye'deki suç operasyonlarını sürdürmek için harcandığını söylüyor.

Daha önce Suriye hükümeti Amerikalı işgalciler tarafından bu ülkenin petrol hırsızlığının devam edeceği konusunda uyarıda bulunmuştu, bu hırsızlıkların asıl amacı Suriye ulusunu aç bırakmak ve bu ülkenin ekonomisini ve vatandaşlarının petrollerini kullanma hakkını yok etmektir.

Hiç kuşkusuz, Amerika'nın Suriye'deki varlığının en önemli sonuçlarından biri, Suriye'deki stratejik bölgelerin işgal edilmesi ve ülkenin petrol kaynaklarının Washington'un müttefikleri tarafından sömürülmeye devam edilmesidir. Dolayısıyla Amerika'nın Suriye'den çekilmesi, Şam hükümetinin zenginlik ve kaynaklarının kontrolünü ele geçirmesini ve ekonomik krizden çıkmasını sağlayabilir. Aynı zamanda, "SDG" veya "Suriye Demokratik Güçleri" olarak bilinen Kürt milisler, Kuzey Suriye'deki merkezi hükümetin siyasi egemenliğini bozmuş durumda ve ABD'nin ayrılması onların yenilgisini ve Suriye'nin bütünlüğünün yeniden sağlanmasını gerçekleştirebilir. Cumhurbaşkanı Beşar Esed hükümet güçlerini kuzey bölgelerin tamamına konuşlanması, Türk kuvvetlerinin kuzey Suriye'den çekilmesine de zemin hazırlayarak Şam ile Ankara arasındaki normalleşme sürecini hızlandırabilir.

Nitekim ‘’Suriye Arap Cumhuriyeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin normal durumuna dönmesiyle arzu edilen sonuçlara ulaşılmasını sağlamak için, bu konudaki her türlü girişimin açık temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor’’  açıklamasında bulunan. Suriye Dışişleri Bakanlığı, ‘’ Bu temellerin başında yasadışı olarak bulunan güçlerin Suriye topraklarından çekilmesi ve sadece Suriye’nin değil, Türkiye’nin güvenliğini de tehdit eden terör örgütleriyle mücadele gelmektedir’’ ifadelerini sözlerine ekledi. 

Dışişleri Bakanlığı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: ‘’Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesi için samimi çaba gösteren kardeş ve dost ülkelere teşekkür ve takdirlerini ifade ederken, iki ülke arasındaki normal ilişkinin geri dönüşünün, iki ülkenin güvenlik, emniyet ve istikrarının temeli olan 2011 öncesindeki durumun geri dönüşüne dayandığını vurguluyor.’’

Bundan yaklaşık bir ay önce Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hz. Ali -as- Camisi'nde cuma namazının ardından basın mensuplarının Suriye ile ilişkilerin durumuyla ilgili sorularına yanıt olarak şöyle konuştu: "Kurulmaması için hiçbir sebep yok. Yani biz Suriye'yle bu ilişkileri geliştirmekte geçmişte nasıl birlikteysek yine aynı şekilde birlikte hareket ederiz. Suriye'nin de iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz, bir hedefimiz asla olamaz. Çünkü Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Nasıl ki biz Suriye'yle ilişkilerimizi çok çok canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar biliyorsunuz Sayın Esed'le biz bu görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur. Suriye'nin iç işlerine karışmak gibi de bir derdimiz asla yok."/