İsrail'in Başarısızlığa Mahkum 6 Stratejisi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i266640-İsrail'in_başarısızlığa_mahkum_6_stratejisi
Pars Today - Siyonist rejim, savaşın başında Batı medya imparatorluğunun geniş destekleriyle ve mazlum rolü oynamasıyla bir süre planlarını uyguladı ve kendini savaş alanında galip ve haklı olarak tanıttı, ancak daha sonra işlenen suçların ve vahşetin şiddeti o kadar arttı ki, onları destekleyen aşırı medya kuruluşları bile medya otoritelerini kaybetme korkusuyla desteklerini azalttı.
(last modified 2024-10-14T10:17:38+00:00 )
Ekim 14, 2024 13:17 Europe/Istanbul
  • İsrail'in Başarısızlığa Mahkum 6 Stratejisi

Pars Today - Siyonist rejim, savaşın başında Batı medya imparatorluğunun geniş destekleriyle ve mazlum rolü oynamasıyla bir süre planlarını uyguladı ve kendini savaş alanında galip ve haklı olarak tanıttı, ancak daha sonra işlenen suçların ve vahşetin şiddeti o kadar arttı ki, onları destekleyen aşırı medya kuruluşları bile medya otoritelerini kaybetme korkusuyla desteklerini azalttı.

7 Ekim operasyonunun yıldönümünden birkaç gün geçti. Bazı kişiler, geçen yıl savaşta hangi tarafın galip veya mağlup olduğunu değerlendirmeye çalışıyor. Görünüşe göre, bazı taktiksel eylemler, yerlerin yıkılması, telsizlerin patlatılması, bazı komutanlar ve siyasi figürlerin şehit edilmesi ve bazı mekanlara saldırı gibi durumlar, bazıları için Siyonist rejimin şimdiye kadar daha fazla kazanım elde ettiği izlenimini oluşturdu. Pars Today’in haberine göre, uluslararası meseleler analisti "Asghar Zabarjadi", bu iddiayı kesin bir dille reddederek Siyonist rejimin bu konudaki stratejik yenilgilerine değindi ve önemli noktaların bazılarını burada okuyoruz:

Birinci Strateji: Zafer izlenimi vermek. Bazı düşünürler, günümüz dünyasını medya manipülasyonu dünyası olarak adlandırıyor. Bu savaşta zafer, yüksek bir etki gücüne sahip olan ülkeye aittir. Meselenin asıl noktası haklılık ya da haksızlık değil, kamuoyunda etki yaratma gücüdür. Siyonist rejim, savaşın başında Batı medya imparatorluğunun geniş destekleriyle ve mazlum rolü oynamasıyla bir süre planlarını uyguladı ve kendini savaş alanında galip ve haklı olarak tanıttı, ancak daha sonra işlenen suçların ve vahşetin şiddeti o kadar arttı ki, onları destekleyen aşırı medya kuruluşları bile medya otoritelerini kaybetme korkusuyla desteklerini azalttı ve bu da dolaylı olarak rejime karşı propaganda olarak geri döndü. Bugün rejim, dünya kamuoyunda en kötü durumdadır.

İkinci Strateji: Direniş Ağlarının Liderlerini Ortadan Kaldırmak. Karşıt ağlar ve silahlı gruplarla mücadelede liderleri ortadan kaldırmak, akımı zayıflatır ve yok eder, ancak bu durum direniş hareketi için çok yanlış bir seçimdir. Direniş, hem yüksek manevi, değersel, ulusal hem de uluslararası bir motivasyona sahiptir ve bu yıllar boyunca yapılandırılmış ve örgütlü hale gelmiştir. Bunun bir örneği, Siyonist rejimin Hamas'ı tamamen ortadan kaldırma ve çeşitli katmanlardaki liderleri ve komutanları yok etme konusundaki başarısızlığıdır. Gerçekte, bu başarısız strateji, yeni liderlerin yeniden üretimine yol açmıştır.

Üçüncü Strateji: İşgal Altındaki Toprakların Çevresinde Güvenlik Bölgesi Oluşturmak. Direniş gruplarını fiziksel ve toprak açısından uzaklaştırmak, direnişi yanlış anlamanın bir türüdür. İşgalciye ait olmayan bir toprakta mesafe oluşturmak, direnişin aleyhine oynamaktır.

Dördüncü Strateji: Krizi Bölgeye ve Dünyaya Yaymak. Diğerlerini savaşın maliyetine ortak etmek amacıyla krizi bölgeye ve dünyaya yaymak. Bu karar, strateji değil, taktik türündendir! Belki başlangıçta ülkeler krizi önlemek için geri adım atabilir, ancak şüphesiz bu, onların hayati ve stratejik bir meselesi haline gelecektir ve köklü bir çözüm bulmak zorunda kalacaklardır. Şu ana kadar sahte ve yapay barış yöntemleri bölgede kabul görmemiştir ve bu stratejinin etkisi, gelecekte rejimin ortadan kaldırılmasının tek bölgesel uzlaşma çözümü olacağı görünmektedir.

Beşinci Strateji: Halkı Direnişe Karşı Koymak. Rejimin halkı direnişin karşısına koyarak farklı ikili yapılar oluşturma çabasıdır. Rejim, direnişi bölgede huzursuzluk ve barışın yokluğunun nedeni olarak tanıtmayı ve direnişin halk kökenli yüzünü karalamayı amaçlamaktadır. Ancak, halkın geçmişe yönelik farkındalığı çok değişmiştir ve insanlar, bölgedeki krizin köklerinin Siyonist rejimin kanserli ve lanetli bir urunda yattığını çok iyi bilmektedir. Bu stratejinin seçimi, bölgedeki ve dünyadaki halk hareketlerinin Siyonist rejime karşı şekillenmesine neden olmuştur ve bu hareketlerin hızı, Arap yöneticilerin Filistin'e destek vermemeleri ve bu nedenle konumlarının sarsılması sonucunda ciddi sivil protestoların ortaya çıkmasından endişe duymalarına yol açmaktadır.

Altıncı Strateji: Savaşı Yaygınlaştırmak. Bu rejim kesinlikle stratejik derinlikten yoksun olduğunu bilmektedir, ancak direniş cephesi, İran'dan Yemen'e kadar geniş ve stratejik derinliği olan bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, hava kuvvetlerine dayanarak sınırlı etkileri olan taktiksel operasyonlar gerçekleştirmektedir, ancak çok iyi bilmektedir ki, asıl savaş karada olacaktır ve henüz iş karada başlamamıştır; onun tüm korkusu, kara savaşından kaynaklanmaktadır. Farklı direniş cephelerindeki çeşitli çatışmaları, bu rejimi istihbari, askeri ve siyasi açıdan yıpratmıştır.