Netanyahu’nun hata üstüne hatası ve direnişten aldığı ölümcül darbeler
İşlediği terör suçları ve Seyyid Hasan Nasrallah'ın şehadeti sonrasında direnişe karşı hedeflerini gerçekleştirme ve savaşı kazanma aşamasına yaklaştığını düşünen Netanyahu, Hizbullah'ın ölümcül darbeleriyle karşı karşıya kalmıştır.
Hizbullah, birkaç hafta önce Siyonist rejime karşı yoğun ve etkili operasyonlar başlattı. Bunların arasında Hayfa'nın güneyindeki Binyamina bölgesindeki Golani Tugayı üssüne düzenlenen ve tek bir operasyonda 70'ten fazla Siyonist subay ve askerin öldüğü ve yaralandığı ezici saldırı da vardı. Gözlemciler, Hizbullah'ın bu performansının, Siyonist yetkililerin Lübnan direnişinin askeri yeteneklerini yok etmeye yönelik tüm iddialarını çürüttüğünü ve bu kadar başarısızlığa uğramasına rağmen işgalci rejimin hâlâ yerleşimcileri İsrail'in bu savaşı kazandığına inandırmakta ısrar eden Başbakanı Binyamin Netanyahu için büyük bir utanç ve rezalet olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, Lübnan İslami Direniş Odası bir açıklama yaparak, detayları daha sonra açıklanacak olan operasyonlarda yeni bir aşamaya geçtiğini duyurdu.
Açıklama şöyle: İsrail'in Lübnan işgaline karşı İslami direniş devam ederken, İsrail düşman ordusu teçhizat, komutan ve asker sayısı açısından ağır kayıplar verdi. Bu kayıplar, Lübnan'ın güney sınırındaki çatışma eksenleri boyunca ve Filistin'in işgal altındaki topraklarının derinliklerinde kaydedildi.
Düşman İsrail ordusu, Lübnan-Filistin sınırına yakın sınır hattında kara operasyonlarının başlamasından bu yana 70 binin üzerinde asker ile yüzlerce tank ve askeri teçhizatın bulunduğu beş askeri timi bölgeye gönderdi. Öte yandan İslami direnişin yüzlerce mücahidi, İsrail'in Lübnan'ın güney köylerine yönelik herhangi bir kara saldırısına karşı tam hazırlıklı olarak orada bulunuyor.
Ayrıca Hizbullah'ın Binyamina'daki gelişmiş insansız hava aracı operasyonu, Netanyahu'nun yerinden edilmiş işgalci yerleşimcileri işgal altındaki Filistin'in kuzeyine geri döndürme ve sınırlardaki Hizbullah tehdidini ortadan kaldırma vaatlerinin bir illüzyondan başka bir şey olmadığını ve Netanyahu ve diğer Siyonist yetkililerin de yanlış ve aptalca hesaplarla çatışmaları yaymaya çalıştıklarını gösteriyor.
Bu bağlamda The Times of Israel’de çıkan bir yazıda şöyle deniliyor: Hizbullah'ın Golani Tugayı üssüne saldırısının önemi, füzelerle donatılmış yeni tip saldırı insansız hava araçlarının kullanılması ve İsrail'in gelişmiş hava savunma sistemlerine nüfuz etmesi, Hizbullah'ın gizli bir İsrail ordusunun yemekhanesini hedef alması gerçeğinde yatmaktadır. Burası, Binyamina bölgesinde yaşayan İsraillilerin bile varlığından haberdar olmadığı bir üs. Bu, Hizbullah'ın İsrail ordusunun hareketleri hakkında detaylı bilgiye sahip olduğu anlamına geliyor.
Siyonistler, özellikle Seyyid Hasan Nasrallah'ın şehadetinden sonra aptalca ve abartılı hesaplarla Lübnan direnişinin askeri ve siyasi yapısının kaos içinde ve çöküşün eşiğinde olduğunu ve ona verilecek acı darbelerin Hizbullah'ın yok olmasına neden olacağını düşündüler.
Siyonist analist ve İbranice Walla internet sitesinin yazarı Nir Kipnes de, bazı İsraillilerin Hizbullah'ın mağlup edildiği yönündeki iddialarının aksine, Hizbullah'ın isterse çok ölümcül olabileceğini kanıtladığını söyledi.
Buradan hareketle gözlemciler, Hizbullah'ın Siyonist rejime yönelik defalarca saldırılarının ve Hizbullah'ın bu saldırılarına karşı bu rejimin kararlı bir askeri dönüşüm gerçekleştirememesinin, savaş alanında İsrail'in düşünmediği önemli değişkenlere işaret ettiği kanaatindedir.
Gözlemcilere göre Netanyahu, ana hedefleri ve uzun savaş teorisinin arka planında "yeni bir Ortadoğu" planlıyor. Bu, Siyonist topluma savaşın ağır maliyetini yükledikten bir yıl sonra Gazze'de hiçbir şey başaramamasına, şimdi Lübnan cephesinde aptalca bir savaş başlatarak, bölgedeki son 10 yılda yaşanan tüm çatışma denklemlerinin çökmesine neden olmasına ve işgal altındaki Filistin'de her cephedeki direniş füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı güvenli hiçbir yer kalmamasına rağmen devam ediyor.
Tüm bunların yanı sıra Siyonistleri endişelendiren bir diğer önemli nokta ise Netanyahu ve bakanlarının çılgınlıklarının, İran'ın ilk kez İsrail ile doğrudan karşı karşıya gelmesine neden olmasıdır ki bu da bu rejime ve bölgedeki varlığına yönelik en büyük tehdittir./