Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü
Filistin halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü, Gazze'nin hâlâ Siyonist rejimin askeri saldırıları altında olduğu bir dönemde ikinci yıl üst üste anıldı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 29 Kasım Cuma günü “Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü” vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Her yıl bugün, uluslararası toplum Filistin halkının onuru, hakları, adalet ve kendi kaderini belirleme hakkını korumak için dayanışma içinde duruyor. Ancak bu yılki anma, bu temel hedeflerin her zamanki kadar uzak olması nedeniyle özellikle acı verici” dedi.
Her yıl 29 Kasım, adaletsiz Filistin'i bölme kararı gibi acı olayları hatırlatan bir gün olmasının yanı sıra, Filistin halkıyla dayanışmanın ilan edildiği ve Filistin’in BM’de gözlemci ülke statüsüne seçildiği bir tarih olarak da bilinir.
29 Kasım 1947’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 181 sayılı karar uyarınca Filistin'in ikiye bölünmesini onayladı. Bu karar, Filistin'in bir kısmını Siyonist rejimin kurulması, diğer kısmını ise Filistin devleti için ayırıyordu. Ancak bu adaletsiz karar, Filistin topraklarının Filistinlilere ait olduğunu göz ardı ederek, yarısını Filistin halkına, diğer yarısını ise Siyonistlere tahsis etti. Mayıs 1948'de ise Siyonistler, Filistin’in yarısının bile asli sahiplerine bırakılmasını kabul etmeyerek bu toprakları işgal etti ve bugüne kadar bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını engelledi.
Siyonist işgalin devam etmesi üzerine, 1977 yılında Bağlantısızlar Hareketi üyelerinin girişimiyle, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 29 Kasım'ı Filistin Halkıyla Dayanışma Günü olarak ilan etti. Ancak tarih, Filistin’in bölünmesine yönelik bu adaletsiz kararın temelini attığı zulmü hâlâ yargılamaktadır. Gazze'den Batı Şeria’ya kadar Filistin halkı, son bir yılda Siyonist rejimin artan suçlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu suçlar, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Siyonist liderler hakkında tutuklama kararları çıkartılmasına yol açmış olsa da, Batılı ülkelerin, özellikle ABD'nin siyasi ve askeri desteğiyle devam etmektedir.
Gazze'den gelen istatistikler, korkunç bir trajediyi gözler önüne seriyor: şehitler, yaralılar, uzuvlarını kaybedenler, katledilen sağlık görevlileri ve basın mensupları, yıkılan binaların tümü bu bölgedeki felaketin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Aynı zamanda Batı Şeria’daki devam eden suçlara ilişkin raporlar, her zamankinden daha endişe vericidir. Filistin Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim 2023’ten bu yana, Siyonist rejimin Gazze’ye yönelik saldırılarında 44 bin 330 kişinin şehit olduğunu, 104 bin 933 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü vesilesiyle dünya liderlerine hitaben yayımladığı mesajda şöyle dedi: “29 Kasım, Filistin halkının cesareti, kararlılığı, özgürlük ve adalet mücadelesiyle dayanışma günüdür. Bu halk, 70 yılı aşkın bir süredir, tarihin gördüğü en zalim güçlere karşı elleri boş şekilde direnmektedir. Çocukların canına kastetmek, savunmasız insanları katletmek, evleri yıkmak ve en şerefli kahramanları terör etmekle övünen bu güçler, dünya halklarının şaşkın bakışlarına rağmen hiç utanmamaktadır.”
Cumhurbaşkanının mesajında ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Bugünkü Filistin’in ve İsrail rejiminin saldırılarından zarar gören diğer ülkelerin durumu, Filistin halkıyla dayanışmada en etkili ve hızlı yolun, Siyonist rejimin kontrol altına alınması ve uluslararası desteğin kesilmesi olduğunu göstermektedir.”
Siyonist rejim, BM Şartı’nı hiçe sayarak uluslararası normlara ve değerlere olan bağlılığını tamamen reddetmiştir. Tarih, sivil halkın kitlesel katliamını, hastanelere saldırıları, Gazze halkının su, gıda, yakıt ve ilaçtan mahrum bırakılmasını, binlerce insanın yerinden edilmesini, gazetecilerin öldürülmesini ve uluslararası kuruluş çalışanlarının katledilmesini kaydedecektir. Şehit Seyyid Hasan Nasrullah, Şehit İsmail Heniyye ve Şehit Yahya Sinvar gibi kahramanların şehadetinde de Batı’nın, özellikle ABD’nin rolü açıkça ortadadır.
Şüphesiz, bu acı ve adaletsiz savaşta, en büyük askeri cephaneliklere rağmen, nihai zafer, kararlılığı sarsılmayan halkların olacaktır./