Resmi Apartheid | İsrailli Yahudilerin Tersine Göçündeki Görmezden Gelinen Bir Faktör
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i270200-resmi_apartheid_İsrailli_yahudilerin_tersine_göçündeki_görmezden_gelinen_bir_faktör
Pars Today - İsrail Rejimi Son Dönemde Çok Yönlü Krizlerle Karşı Karşıyadır.
(last modified 2024-12-16T05:54:51+00:00 )
Aralık 16, 2024 08:54 Europe/Istanbul
  • Resmi Apartheid | İsrailli Yahudilerin Tersine Göçündeki Görmezden Gelinen Bir Faktör

Pars Today - İsrail Rejimi Son Dönemde Çok Yönlü Krizlerle Karşı Karşıyadır.

Pars Today'in İSNA’ya dayandırdığı haberine göre, İran’daki Allame Tabatabai Üniversitesi öğretim üyesi Hüseyin Mirzai, işgal altındaki topraklardan tersine göçün nedenlerini ele aldığı bir yazı kaleme aldı. Yazıdan bazı bölümler şu şekilde:

Hüseyin Mirzai, bu konuda şunları yazdı: “Son zamanlarda Batı Asya'da hızla gelişen olaylar arasında, geçtiğimiz yıl işgal altındaki topraklarda başlayan ve günümüzde devam eden bir sürece dikkat çekmek gerekiyor: İsrailli Yahudiler, İsrail’i terk etmeye devam ediyor ve bu göçün net rakamları asla açıklanmıyor. Bunun sebebi yalnızca İsrail rejiminin son bir yıldaki eşi benzeri görülmemiş katliamlarına tepki mi, yoksa azalan güvenlik mi?”

Neredeyse her hafta İsrail rejiminin Filistinlilere karşı çıkardığı kanun ve genelgelere yenileri ekleniyor. Diğer tüm apartheid rejimleri gibi İsrail de Filistinliler ve İsrailliler için farklı kurallar koyuyor. Ancak Gazze’deki vahşi katliamların ardından, dünyada bu soykırıma karşı artan farkındalıkla birlikte bu kuralların İsrailli Yahudileri de kapsayacağı görülüyor.

İşgal altındaki topraklarda, soykırıma ya da savaş politikasına karşı çıkan İsrailliler artık “hain” olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda medya çalışanları, film yönetmenleri, sivil toplum kuruluşları yöneticileri ve barış yanlısı aktivistler hedef alınmaktadır. Geçtiğimiz yazdan bu yana, işgal altındaki topraklarda birkaç film, hükümeti zayıflattığı gerekçesiyle gösterimden kaldırıldı. Örneğin, 1403 yılı Mehr ayında (Ekim 2024), Filistinli gazeteci ve İsrail vatandaşı Rami Younes ile Amerikalı belgeselci Sara Emma Friedland tarafından çekilen “Lydda” filmi, İsrailli yönetmen Neta Shoshani’nin “1948 - Hatırla, Hatırlama” filmi ve Filistinli sanatçı ve yönetmen Muhammed Bakri’nin yaz aylarında gösterime giren “Cenin Cenin 2” adlı filmi buna örnek verilebilir. Kısa bir süre içinde bu tür eylemlerin artması, kamu alanındaki sansürün arttığını ve “güçlü ve otoriter bir devlet” eğiliminin büyüdüğünü açıkça göstermektedir.

Radikal Yasalar ve Sansür Dalgası

16 Mehr 1403’te (Ekim 2024) İsrail parlamentosu, “teröristleri sınır dışı etme” adı altında onların ebeveynlerini, çocuklarını ve kardeşlerini de kapsayan bir yasa çıkardı. Bu yasa yalnızca İsrail vatandaşlarını hedef alıyor çünkü İsrail, Filistinlileri topraklarından çıkarmak için hiçbir zaman yasal bir gerekçeye ihtiyaç duymamıştır.

Bu yasa, İsrail ve politikalarına karşı “düşmanca” olarak değerlendirilen her türlü davranışı kapsıyor. Yasanın amacı, “hain Yahudileri” belirlemektir. Ayrıca Mehr ayında, “terör örgütüne sempati” gösteren herhangi bir öğretmenin görevden alınmasını öngören bir yasa tasarısı kabul edildi. İsrail’de Filistin davasına yönelik her türlü destek, “terörist faaliyet” olarak kabul edilmektedir. Örneğin tarih öğretmenleri, 1948’deki Filistinlilerin sürgününden bahsedemez ve İsrail’in hiçbir Arap’ı zorla çıkarmadığını, onların kendi istekleriyle gittiklerini öğretmek zorundadır.

Bu doğrultuda, Filistin bayrağının ya da sembollerinin devlet kurumlarında sergilenmesini ağır para cezası ve bir yıl hapisle cezalandırmayı öngören başka bir yasa tasarısı gündemdedir. Bu tasarının hedef kitlesi özellikle öğrencilerdir.

Diğer yandan, İsrail’in önde gelen muhalif gazetesi Haaretz’e yönelik baskılar da artmaktadır. Gazetenin sahibi Amos Schocken, terörizmi desteklemekle suçlanmıştır. Londra’da Yahudilere yönelik yaptığı bir konuşmada, İsrail’in Filistinlilere dayattığı apartheid rejimini sert bir şekilde eleştirdiği ve İsrail’in terörist olarak nitelendirdiği Filistinli direnişçileri özgürlük savaşçıları olarak tanımladığı için bu suçlama yöneltilmiştir.

Göç ve Demokrasi Krizi

İsrailli vatandaşların işgal altındaki toprakları terk etmesinin nedenleri yalnızca güvenlik eksikliği ya da geniş çaplı katliamlarla sınırlı değildir. Bunun yanı sıra, belirli alanlarda demokrasinin hızla gerilemesi ve resmi apartheid rejiminin kurumsallaşması da etkili olmaktadır.

Uzun yıllar boyunca kendisini Batı Asya’nın tek demokrasisi olarak pazarlayan İsrail rejimi, bugün bu iddianın gerçek dışı olduğunu işgal altındaki topraklarda yaşayan halklara alenen göstermektedir. İsrailli Yahudiler için bir zamanlar umutla geldikleri bu topraklarda kalmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Bu durum, toplu göçlerin artmasına neden olacaktır. Sonuç olarak, bu durum, radikalleşmiş İsrail toplumunun içten bir çöküş yaşamasına yol açacak ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.