Arap Dünyası ‘Camp David’ ve ‘Vadi Arabe’den Kurtulabilir mi?
Pars Today – ABD Başkanı’nın Filistinlilerin zorunlu olarak Mısır’a göç ettirilmesi planı Kahire ve diğer ülkelerin tepkisiyle karşılaştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi’ndeki mevcut sorunları çözmek için yaptığı tartışmalı açıklamalarda, bu bölgenin tamamen boşaltılmasını ve Filistinlilerin komşu Arap ülkelerine yerleştirilmesini talep etti. Bu plan, İsrail’in çıkarına yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Pars Today'in haberine göre, Trump’ın Gazze halkının Ürdün ve Mısır’a zorunlu göç ettirilmesi yönündeki emri, uluslararası çapta geniş çaplı tepkilerle karşılaştı. Eleştirmenler, bu durumu insan haklarının açık bir ihlali ve Gazze’de etnik temizlik girişimi olarak nitelendirdi.
Arap dünyasının önemli analistlerinden Abdel Bari Atwan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze sakinlerini Mısır ve Ürdün’e taşımaya yönelik ısrarını değerlendirerek, bu planın sonuçlarını analiz etti.
Atwan’a göre, Trump "Gazze’nin temizlenmesi" ifadesini kullanarak, bu bölgenin sakinlerini yeniden yerlerinden etmek ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaş hedeflerini gerçekleştirmek istiyor. Ancak Filistin halkının ve Mısır ordusunun direnişi olmasaydı, Gazze sakinleri bugün Sina’da kurulacak bir yerleşim bölgesinde yaşamak zorunda kalacaktı.
Arap analist, Mısır’ın diplomatik direnişinin ve askeri gücünün bu planın uygulanmasını engellediğini vurguladı. Ona göre, Mısır halkını, ordusunu ve siyasi liderlerini birleştiren tek mesele Filistin davasıdır ve Gazze sakinlerinin zorla göç ettirilmesine karşı çıkmalarıdır.
Atwan ayrıca, Trump’ın elindeki en büyük baskı aracının, Mısır ve Ürdün’e yapılan mali yardımları kesmek olduğunu belirtti. Ancak bu adım, Batı Asya’da kaosa yol açabilir ve ABD’nin askeri üsleri için büyük bir tehdit oluşturabilir. Bunun yanı sıra, barış anlaşmalarının iptal edilmesi ihtimalini de gündeme getirebilir.
Trump’ın tüccar zihniyetine ve Siyonist yayılmacılığı destekleyen politikalarına dikkat çeken Atwan, "Yüzyılın Anlaşması"nın esas amacının İsrail rejimini güçlendirmek ve Suriye’nin Golan Tepeleri ile Doğu Kudüs’ten Batı Şeria’nın ve Ürdün, Lübnan, Irak’ın bazı bölgelerinin ilhakına kadar uzanan büyük bir planı hayata geçirmek olduğunu ifade etti.
Atwan, Trump’ın bölgeye arazi simsarlarından biri olan Steve Witkoff’u özel temsilci olarak atamasının tesadüf olmadığını belirtti. Ona göre Witkoff’un ilk görevi, Gazze’ye sızarak bölgenin boşaltılması için zemin hazırlamaktır. Bu adım, büyük Siyonist projenin uygulanmasına kapı aralayacaktır.
Arap analist, Mısır ve Ürdün’ün bu plana karşı çıkmasının, Gazze’deki ateşkesin çökmesine ve hatta Güney Lübnan’da savaşın yeniden başlamasına yol açabileceğini belirtti. Bu senaryonun, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ateşkesin devamına dair şüphelerini dile getiren açıklamalarından da anlaşılabileceğini söyledi.
Atwan şu önemli noktaya da değindi: 500 gün boyunca Gazze’deki soykırıma direnen ve üst düzey komutanlarını kaybeden direniş güçleri asla teslim olmayacak. Eğer Mısır ve Ürdün, Gazze’nin boşaltılmasına karşı çıkmaya devam ederse, Camp David ve Vadi Arabe anlaşmalarının çökmesi kaçınılmaz olacak. Bu da, bu iki ülkeyi ve halklarını tarihi bir utançtan kurtaracak.
Sonuç olarak, "Aksa Tufanı'nın"nın ilk etkisi, Batı Asya’nın tamamında Siyonizm ve Batılı destekçilerine karşı direnişin yeniden yükselmesi olacaktır.