Filistin Futbolda Neden Bir Tabuya Dönüştü?
Parstoday – FIFA ve kulüpler, Filistin ile dayanışma gösteren taraftarlara ceza verebilir. Ancak futbolun vicdanını diri tutanlar, işte bu direnmeye devam eden taraftarlardır.
Spor hukuku uzmanı ve gazeteci Leyla Hamed, New Arab sitesindeki yazısında şöyle diyor: "Futbol yetkilileri Filistin’i görmezden gelmeye çalıştıkça, Filistin’in varlığı daha görünür hale geliyor." Futbol kendine “güzel oyun” diyor; evrensel, kapsayıcı ve ilerici bir oyun olduğunu iddia ediyor. Brezilya’nın arka sokaklarından ya da Paris’in banliyölerinden çıkan çocuklar, yetenek ve emekle sadece kendi hayatlarını değil, ailelerinin ve toplumlarının da kaderini değiştirebilir.
Futbol, halkın oyunu olmakla övünür. Sınıfsal sınırları aşan bir oyun olarak toplumun aynası ya da değişim motorudur. Ancak konu Filistin olunca, futbol sahası adeta çıplak bir gerçekliğe dönüşüyor. Adalet ve eşitlik söylemlerine sahip kulüpler, soykırıma uğrayan halklara destek olanların sesini susturuyor.
Büyük Kulüplerin Sessizliği
Son aylarda büyük kulüpler, Filistin’e destek simgelerini engelledi veya İsrail’in Filistin’deki suçlarına karşı taraftarların çağrılarına sessiz kaldı.
Geçtiğimiz haftalarda, İsrail'in Gazze’ye saldırılarının yoğunlaştığı dönemde, Tottenham Hotspur kulübü, İsrailli oyuncusu Manor Solomon’un İsrail ordusunu destekleyen açıklamalarını eleştiren onlarca taraftarın hesaplarını sessizce kapattı. Bu kişiler, nefret söylemi nedeniyle değil, yalnızca eleştiri nedeniyle engellendi. Kulüple yıllarca bağlı kalmış bu taraftarlar, mazlumun yanında durdukları için dışlandılar.
Kulüp, daha sonra medya açıklamasında bu engellemelerin "Batı Asya’daki çatışmalarla ilgili paylaşımlar" nedeniyle olduğunu söyledi. Ardından gelen özür, daha çok bir uyarıydı: "Filistin’e destek verirsen sonuçlarına katlanırsın."
Bu sırada Solomon, savaş suçları işleyen, hastaneleri bombalayan ve kıtlık yaratan İsrail ordusuna desteğini sürdürdü. Kulüp ise hiçbir soruşturma açmadı, ceza vermedi, açıklama bile yapmadı.
Tottenham’ın dijital medya ekibindeki bazı çalışanlar da sosyal medya hesaplarında açıkça İsrail ordusu ve Netanyahu’ya destek vermişti. Kulübün mesaj politikasını yöneten kişiler işgalci İsrail'e destek verirken, bazı seslerin öne çıkarılması ve diğerlerinin bastırılması şaşırtıcı değil.
Tottenham, Filistin’e destek engelleyen tek Kuzey Londra kulübü değil. Arsenal, çeşitliliği destekleyen ilerici bir geçmişe sahip olmasına rağmen, 20 yıllık çalışanı Mark Bownic’i, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini "etnik temizlik" olarak nitelendirdiği için işten çıkardı. Bownic haksız fesih nedeniyle kulübe dava açtı.
Öte yandan Arsenal oyuncusu Oleksandr Zinchenko, Gazze bombardımanının ortasında İsrail’e destek mesajı paylaştı. Daha sonra paylaşımı sildi ve hesabını gizledi, ancak kulüp hiçbir tepki vermedi. Buna karşın, kulübün Müslüman taraftar grubunun kurucularından biri olan bir kişinin geçmişteki İsrail eleştirileri yeniden gündeme gelince, hakkında hemen soruşturma başlatıldı.
Siyonizm Eleştirisi = İşten Atılma
Birleşik Krallık’ta Filistin’e destek vermek riskli; ancak onu bombalayan bir devlete destek vermek değil. Bu destek, cezai tehdit olarak algılanabiliyor ve işinizden bile edilebiliyorsunuz. Gary Lineker örneği buna iyi bir örnektir.
Bu ayın başlarında, BBC, Lineker’in Mohammed Salah ile yaptığı röportajı yayınlamadı. Gerekçe: Röportajda Gazze’ye dair bir yorum olabilir. Çok geçmeden Lineker, sosyal medya politikalarını ihlal ettiği ve Siyonizmi eleştirdiği gerekçesiyle BBC’den ayrıldı.
Lineker’in programı, Filistinlilerin acılarına yer veren nadir programlardan biriydi. Bu gelişme taraftarları düşündürdü: Eğer Gary Lineker gibi biri bu yüzden susturuluyorsa, Filistin kefiyesi takan sıradan bir taraftarın ne umudu olabilir?
Filistin Futbol Federasyonu’na göre, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 375’ten fazla Filistinli futbolcu hayatını kaybetti. Şehit düşen toplam sporcu sayısı 700’ü geçti. Tüm stadyumlar bombalandı. Genç takımlar, milli takımlar ve onların hayalleri enkaz altında kaldı.
Bombardımanda her iki bacağını kaybeden bir Liverpool taraftarı genç, Mohamed Salah’ın izinden gitmeyi hayal ediyordu. Şimdi ise protezlerle dolu bir gelecek bekliyor. FIFA tek kelime etmedi; anma kampanyası başlatmadı, bir dakikalık saygı duruşu bile yapılmadı. Ne kol bandı, ne mesaj. Sadece derin bir sessizlik.
FIFA’nın Sessizliği ve Çifte Standart
Taraftarlar şimdi soruyor: Bu sessizlik bilinçli mi? 2025 Kulüpler Dünya Kupası öncesi, Hüseyin El-Shahat, sahaya “Özgür Filistin” yazılı bileklikle çıktı. Ancak bu görüntüler hızla silindi.
Bu tesadüf değildi. Kendini FIFA’nın sosyal medya yöneticisi olarak tanıtan bir kadının, kişisel hesabından İsrail yanlısı içerikler paylaştığı ortaya çıktı. FIFA herhangi bir açıklama yapmadı. El-Shahat’ın bilekliğinin sansürlenmesi, sadece bir “unutkanlık” değil, bir politikanın parçası gibi görünüyor.
Dahası, bu kişi aynı zamanda futbolun kapsayıcı olduğunu savunan "Her Game Too" kampanyasının kurucularındandı. Ancak taraftarlar bu kampanyaya Filistin sorusu yönelttiğinde, kampanya onlara cevap vermek yerine onları Twitter’da engelledi. Görünen o ki sessizlik sadece kulüpler ve federasyonlarla sınırlı değil; adalet iddiasındaki kampanyalarda da kök salmış durumda.
Taraftarlar Susturulamaz
Ancak biz taraftarlar sessiz kalmıyoruz. Kulüpler Dünya Kupası’nda, İspanya’daki stadyumlarda – Rayo Vallecano ve Sevilla gibi – Filistin bayrakları dalgalanıyor. Gerçek dayanışma böyle olur.
Bu hafta, İsrail güçleri, Gazze’de sığınmacıların yaşadığı Al-Mawasi bölgesine saldırarak, eski Filistin milli kalecisi Abdullah Shakfa’nın eşini şehit etti. Orada hiçbir askeri hedef yoktu – sadece çadırlar vardı. Bu ölüm rastlantı değil; sistematik imha kampanyasının bir parçasıydı. Ancak futbol dünyası, bu ölümü de görmezden geldi.
Eğer bu trajedi başka bir ülkenin futbolcusunun ailesine yapılsaydı, tüm spor dünyası ayağa kalkardı. Yayınlar durur, yorumcular saygı duruşunda bulunur, kulüpler açıklama yapardı. Ancak adaleti savunduğunu iddia eden futbol, bu felaket karşısında susuyor.
Bu sadece bireysel trajediler değil; geleceklerin yok edilmesi, toplumların çökmesi ve bir halkın silinmesidir. Futbol, Abdullah ve onun gibilerin hayatlarını savunma cesareti bulmadığı sürece, tüm ilkeleri boş birer slogandan ibaret kalacaktır.