Büyük İsrail Projesi: Tarihsel Kökenler, Bölgesel Hedefler ve Jeopolitik Sonuçlar
Parstoday – Tel Aviv yetkilileri, tarihsel kökenlere, bölgesel hedeflere ve jeopolitik sonuçlara sahip olan Büyük İsrail Projesi gibi genel stratejilerini ilerletmek için Amerika’nın koşulsuz desteğinden yararlanmalarına rağmen, bu stratejiler karşısında ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu zorlukların büyük bir kısmı bölgesel kaynaklıdır.
Büyük İsrail Projesi, Tel Aviv yönetiminin genel stratejilerinin merkezinde yer almakta ve askeri, siyasi, diplomatik ve söylemsel politikalarla bağlantılıdır. Bu politikalar şunlardır:
- Askeri Strateji: Gazze Savaşı, 60 binden fazla şehitle sonuçlanan bu yaklaşımın örneklerinden biridir. Lübnan ve Suriye’ye yönelik hava saldırıları, özellikle Aralık 2024’te Beşar Esad’ın düşüşünün ardından, tampon bölgeler oluşturmak ve Hizbullah gibi direniş gruplarını zayıflatmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Örneğin, Aralık 2024’te Şam’ın 25 kilometre yakınında oluşturulan “Savunma Tampon Bölgesi”, stratejik bölgelere hâkim olma çabasını göstermektedir. Ayrıca, Suriye’nin askeri altyapısının bombalanması da komşu ülkeleri zayıflatma stratejisinin bir parçasıdır.
- Siyasi Strateji: İki devletli çözümün reddedilmesi ve Batı Şeria ile Gazze’deki yerleşimlerin güçlendirilmesi, Tel Aviv’in temel siyasi eksenlerinden biridir. 2018 Ulus Yasası, İsrail’i “Yahudi Ulus-Devleti” olarak tanımlayarak bu politikayı kurumsallaştırmıştır. Yasanın yedinci maddesi, yerleşim faaliyetlerini “ulusal bir değer” olarak önceliklendirmekte ve rejimi bu faaliyetleri teşvik etmekle yükümlü kılmaktadır.
- Diplomatik Strateji: Tel Aviv, hedeflerini ilerletmek için Washington ve Batılı müttefiklerinin koşulsuz desteğinden yararlanmaktadır. Bu desteğin örneklerinden biri, Donald Trump’ın ilk döneminde, 2018 ve 2019 yıllarında Golan Tepeleri ve Kudüs’ün İsrail rejiminin bir parçası olarak tanınmasıdır.
- Kamusal Diplomasi Stratejisi: “Hasbara” adı verilen kamu diplomasisi politikası, anlatının kontrolü ve yayılmacı politikaların meşrulaştırılması amacıyla kullanılmaktadır. Büyük İsrail haritalarının sosyal medyada paylaşılması, Benjamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler’de bu haritayı göstermesi ve dini sembollerin kullanımı da bu stratejinin parçalarıdır.
Bu bağlamda, Büyük İsrail Projesi Batı Asya bölgesinin istikrarı üzerinde derin etkiler yaratmaktadır. Gazze Savaşı ile Lübnan, Suriye ve İran’a yönelik saldırılar bölgesel gerilimi ciddi şekilde artırmıştır. Güney Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar uzanan “Güvenli Bölge”nin kurulması, Hermon Dağı ve Yermuk bölgesinde kontrol sağlama çabaları da yeni çatışmaları tetikleyebilir.
- Normalleşme Anlaşmalarının Zayıflaması: Büyük İsrail haritalarının yayımlanmasının ardından Suudi Arabistan ile “İbrahim Anlaşması”nın durdurulması ve Arap ülkelerinin öfkeli tepkileri, bölgesel barış ihtimalini azaltmıştır. Türkiye hükümetinin İsrail’in Anadolu’ya yayılma tehlikesine dair açıklamaları da bölgesel endişeleri artırmış, Arap ülkelerinin İsrail ile barış müzakerelerine olan güveninin azaldığını göstermiştir.
- Halk Direnişi: 7 Ekim 2023’te Hamas tarafından başlatılan “Aksa Tufanı” operasyonu ve Arap Baharı (İslami Uyanış) gibi hareketler, bölge halklarının uyanış potansiyelini ortaya koymaktadır. Bu uyanış, halk protestoları ya da direniş grupları tarafından yürütülen silahlı operasyonlar şeklinde devam edebilir.
Bununla birlikte, daha geniş çaplı bir savaşın, özellikle İran ile doğrudan bir çatışma durumunda, doğuracağı siyasi ve ekonomik maliyetler, Amerika’nın İsrail rejimine verdiği desteği baskı altına alabilir.
- Tarihsel Başarısızlıklar: İsrail, Sina Yarımadası’nın kontrolünü (1982’de Mısır’a geri verilmiştir) ya da 1980’li yıllarda Güney Lübnan’da kurduğu kukla devleti sürdürememiştir. Bu başarısızlıklar, Büyük İsrail Projesi’nin pratik sınırlamalarını gözler önüne sermektedir.
Sonuç olarak “Büyük İsrail Projesi”, derin tarihsel kökenlere sahip dini-siyasi bir idealdir. Bu ideal, Herzl’in sömürgeci güçlerle yürüttüğü müzakerelerden başlayarak, Yinon Planı ve günümüzde Netanyahu, Smotrich ve Ben-Gvir gibi İsrailli siyasetçilerin açıklamalarıyla evrilerek bugünkü hâline ulaşmıştır.
Amerika’nın desteği ve Arap ülkelerinin zayıf tepkileriyle ilerleyen bu proje; askeri araçlarla (Gazze Savaşı, Lübnan ve Suriye’ye saldırılar), siyasi yollarla (2018 Ulus Yasası ve yerleşim politikaları) ve diplomatik destekle (ABD ve Batılı müttefiklerin onayı) hayata geçirilmektedir. Projenin hedefleri arasında toprak genişletme, komşu ülkeleri zayıflatma, Filistinlilerin zorunlu göçü, ekonomik hâkimiyet kurma, azınlıklarla ittifak geliştirme ve dini meşruiyet sağlama gibi unsurlar yer almaktadır. Ancak bu proje, ciddi ve kapsamlı zorluklarla karşı karşıyadır./