Ateşkes Gölgesinde Güvensizlik: Tel Aviv’in Gazze’deki İşbirlikçileri Nasıl Yalnızlaştı?
Parstoday – Gazze'de ateşkesin ilan edilmesinin ardından, daha önce Siyonist askerlerle iş birliği içinde Filistin direnişine karşı faaliyet gösteren kilit isimler ve işbirlikçiler, ciddi bir korku ve endişe yaşamaya başladılar.
Gazze'deki son ateşkes, Tel Aviv’in kanlı çatışmalara son verme arayışında olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak bu son, İsrail’le iş birliği yapan bazı milis gruplar ve yerel işbirlikçiler için unutulma ve tasfiye anlamına geliyor. İsrail’in askeri ve mali desteğiyle kurulan bu grupların çoğu, bugün ciddi bir sıkışmışlık içinde ve hatta işgal altındaki topraklara giriş hakları bile ellerinden alınmış durumda. Bu durum, Gazze’de yeni bir siyasi ve güvenlik oyununu başlatmış görünüyor.
Yüzüstü Bırakılan İşbirlikçiler: Tel Aviv’in Stratejisinin Kurbanları
İsrail rejiminin eski ordu sözcüsü kısa süre önce yaptığı açıklamada, son savaş boyunca İsrail askerlerinin yanında Filistin direnişine karşı çalışan yerel işbirlikçilerin artık işgal altındaki topraklarda bir yeri olmayacağını ve kaderleriyle baş başa kalacaklarını belirtti. Bu açıklama, Tel Aviv’in bu kişileri kullanılıp atılan piyonlar olarak gördüğünü ortaya koyuyor. İsrail Ordu Radyosu ise bu grupların durumunun, Güney Lübnan Ordusu'nun yaşadığından bile kötü olacağını öne sürdü ve bazı üyelerinin Hamas’a teslim olduğunu bildirdi.
"Yaser Ebu Şebab" Grubu: Gazze’nin En Bilinen İşbirlikçi Yapısı
Bu gruplardan en öne çıkanı, "Yaser Ebu Şebab" adlı bir kişinin liderliğindeki suç çetesi. Bu grup, İsrail ordusu tarafından silahlandırılmış ve desteklenmiştir. İnsanî yardımların çalınması ve Gazze'deki kuşatma altındaki bölgelerde kargaşa yaratmak bu grubun başlıca faaliyetleri arasında. Bu milisler, sahada meşruiyet kazanmak için Filistin karşıtı terörle mücadele üniformaları giymekte ancak emirlerini doğrudan İsrail işgal ordusundan almaktadırlar.
Tel Aviv’in İç Terör Gruplarına Açık Desteği
Son aylarda, İsrail rejiminin önde gelen bazı siyasi figürleri – örneğin Avigdor Lieberman ve Yair Lapid – Başbakan Netanyahu hükümetinin, Gazze'deki DEAŞ bağlantılı milis gruplara verdiği desteği açıkça eleştirdiler. Bu destekler arasında mali yardım ve silah temini de yer almakta olup, amacın Gazze içinde güvensizlik ve kaos yaratmak ve direnişi zayıflatmak olduğu belirtiliyor. Güvenlik uzmanlarına göre, bu strateji, Tel Aviv’in Gazze’de bir "Güney Lübnan Ordusu" benzeri yapı kurma çabasının bir parçası ve Gazze'deki sosyal çöküşten faydalanmayı hedefliyor.
Siyonist Rejim İçin Umutsuz Sonuçlar
Tüm bu desteğe rağmen, Filistin direnişi, bu işbirlikçi gruplara karşı hem istihbarat hem de askerî operasyonlar açısından son derece hassas bir yaklaşım sergilemiş durumda. Hamas’ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları, bu milis gruplara ve Siyonist özel birliklere karşı düzenlenen başarılı operasyonların görüntülerini yayımladı. Bu da gösteriyor ki bu gruplar sadece direnişi tehdit etmekle kalmadı, aynı zamanda ağır yenilgilere uğradılar.
Gazze’deki ateşkes ve çatışmaların sona ermesi, Siyonist rejimin sahadaki işbirlikçilerini tamamen dışlamasına yol açtı. Uzun yıllar boyunca İsrail ordusunun mali ve askeri desteğiyle faaliyet yürüten bu kişiler ve gruplar, bugün yalnızlık, izolasyon ve korku içinde yaşıyor. Tarihî tecrübe, bu tür işbirlikçi yapıların sadece başarısızlığa uğramakla kalmayıp, aynı zamanda Tel Aviv’in başarısız politikalarının kurbanı haline geldiğini göstermektedir.
Gazze’deki bu grupların geleceği belirsizdir, ancak açık olan bir gerçek vardır:Filistin direnişi güçlü ve kararlı bir şekilde yoluna devam etmektedir