BBC’de Sansür: Gazze’li Çocuğun Sesi Susturuluyor
Parstoday – İngiltere’nin medya denetim kurumu, bir belgeselde anlatıcının aile bağlarının açıklanmamasını gerekçe göstererek “Gazze” belgeselinin yayından kaldırılmasını emretti. Bu karar, ülkedeki ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar hakkında geniş çaplı eleştirilere yol açtı.
İngiltere'nin medya düzenleyici kurumu Ofcom, “Gazze: Bir Savaş Bölgesinde Nasıl Hayatta Kalınır?” başlıklı belgeselin, anlatıcı olan 13 yaşındaki çocuğun Hamas hükümetindeki bir yetkiliyle akrabalık ilişkisini açıklamaması nedeniyle yayın kurallarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ofcom, BBC’nin bu inceleme sonuçlarını kendi yayınında duyurmasını zorunlu kıldı. Parstoday’in IRNA kaynaklı haberine göre, geçen kış yayınlanan bu belgesel, bombardımanlar altında geçen günlük yaşamı bir Filistinli çocuğun ağzından anlatıyordu. Ancak yayınlandıktan sadece birkaç gün sonra, “anlatıcının ailevi kimliği konusunda belirsizlik” bahanesiyle BBC’nin internet sitesinden kaldırıldı.
Her ne kadar BBC’nin iç denetimi, söz konusu akrabalık bağının belgeselin içeriğini etkilediğine dair herhangi bir bulguya ulaşmamış olsa da, kanalın üst düzey yöneticileri belgeselin tamamen yayından kaldırılmasına karar verdi.
Eleştirmenler, BBC ve Ofcom’un bir çocuğun insani anlatısını savunmak yerine siyasi baskılara boyun eğdiğini söylüyor. Bu durum, Filistinlilerin anlatısının İngiltere’deki ana akım medyada silinmesine yönelik daha büyük bir sorunun parçası olarak değerlendiriliyor.
Aynı zamanda, sivil toplum kuruluşları ve bağımsız araştırmalar, Gazze savaşının medya tarafından haberleştirilmesinde derin bir önyargı bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalar, “suç” ve “katliam” gibi terimlerin orantısız şekilde Filistinliler için kullanıldığını gösteriyor.
BBC’nin eski birçok muhabiri de Gazze’deki insani kayıplara odaklanan her türlü saha haberinin aşırı bir hassasiyetle karşılandığı “boğucu bir haber merkezi ortamı”ndan söz ediyor.
Ofcom’un kararı yalnızca bir belgeseli değil, aynı zamanda İngiltere’deki “ifade özgürlüğü” anlayışını da sorgulatıyor. Savaş mağduru bir çocuğun insani anlatısı açıklığa kavuşturulmak yerine kamu yayınından siliniyorsa, kendini demokrasinin beşiği olarak tanımlayan bir ülkede, kimlerin sesi gerçekten duyulabiliyor sorusu gündeme geliyor.