İsrail Rejimi Neden Lübnan’da Ateşkesi İhlal Etmeye Devam Ediyor?
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i288672-İsrail_rejimi_neden_lübnan’da_ateşkesi_İhlal_etmeye_devam_ediyor
Parstoday – İsrail rejimi ordusu, Lübnan’da ateşkesi defalarca ihlal etmeyi ve saldırılarını sürdürmeyi sürdürüyor.
(last modified 2025-12-21T05:32:52+00:00 )
Aralık 21, 2025 08:32 Europe/Istanbul
  • İsrail Rejimi Neden Lübnan’da Ateşkesi İhlal Etmeye Devam Ediyor?

Parstoday – İsrail rejimi ordusu, Lübnan’da ateşkesi defalarca ihlal etmeyi ve saldırılarını sürdürmeyi sürdürüyor.

Lübnan’ın güney sınırlarında gerilimin artmaya devam ettiği bir ortamda, İsrail rejimi güçleri kara ateşi açarak ve başta Beyrut olmak üzere farklı bölgeler üzerinde insansız hava araçları ve dronlar uçurarak, Lübnan’ın egemenliğini ve ateşkes anlaşmasını bir kez daha ihlal etti.

Lübnan topraklarında yer alan Adise ile Kafr Kila kasabaları arasındaki tali yol, işgal altındaki topraklarda bulunan Maskaf Am yerleşimindeki İsrail askerleri tarafından hafif silahlarla hedef alındı.

Lübnan’ın resmi verilerine göre, İsrail rejiminin Lübnan ile ateşkes anlaşmasının imzalanmasından geçen süre boyunca, geçen aya (Kasım) kadar düzenlediği saldırılar sonucunda 335 kişi hayatını kaybetti, 973 kişi yaralandı. Bu rakamlar, ihlallerin tehlikeli biçimde arttığını ve ülkenin güneyindeki güvenlik durumunun giderek kötüleştiğini ortaya koyuyor.

Bu saldırıların yanı sıra İsrail rejimi ordusu, Güney Lübnan’da neredeyse her gün yıkım operasyonları, patlamalar ve hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor ve sınır hattındaki bazı noktalarda askeri varlığını koruyor. Bu durum, güney bölgelerde yaşayanların geniş çaplı yerinden edilmesine ve günlük hayatın felç olmasına yol açarken, çatışmanın çok cepheli bölgesel bir savaşa dönüşebileceğine dair uluslararası uyarıların da artmasına neden oluyor.

İsrail rejimi, Lübnan’daki ateşkesi ihlal ederek direniş üzerindeki baskıyı artırmayı, iç istikrarsızlık yaratmayı ve Güney Lübnan’daki askeri varlığını genişletmek için zemin hazırlamayı hedefliyor. Bu adımlar, ABD’nin desteğiyle yürütülen ve Hizbullah’ı zayıflatmayı, bölgedeki güç dengesini değiştirmeyi amaçlayan bir planın parçası olarak değerlendiriliyor. Raporlar, İsrail ordusunun Lübnan sınırına yakın bölgelerde yeni askeri üsler inşa ettiğini de gösteriyor.

İsrail rejimi yetkilileri, askeri ve siyasi baskılar yoluyla Hizbullah’ı silahsızlandırabileceklerini umuyordu; ancak şimdiye kadar bu hedeflerine ulaşamadılar. İsrail, bu adımlarla Lübnan’a yeni güvenlik ve siyasi koşullar dayatmak istiyor; ancak pratikte direnişi zayıflatmakta başarısız olurken, tersine Hizbullah’ın halk nezdindeki meşruiyetinin arttığı görülüyor.

ABD, siyasi destek ve İsrail rejiminin saldırıları karşısındaki sessizliğiyle ateşkesin ihlal edilmesine zemin hazırlamıştır. Buna karşılık uluslararası toplum ve uluslararası kuruluşlar, bu sürecin bölgede daha geniş kapsamlı bir savaşa yol açabileceği konusunda defalarca uyarıda bulunmuştur.

Bölgenin tarihsel deneyimleri göz önüne alındığında, Lübnan halkı kuşaklar boyunca işgal, kaçırma ve katliamlar yaşamış; bu tarihsel hafıza, direnişi kalıcı bir zorunluluk haline getirmiştir. İsrail rejimi, kişilik ve güvenlik hedefli saldırılarla direnişi zayıflatmayı ve Lübnan’ı istikrarsızlaştırmayı amaçlamaktadır; ancak bu politikalar pratikte Hizbullah’ın konumunu daha da güçlendirmiştir.

İsrail rejimi, Lübnan’daki ateşkesi ihlal ederek istikrarsızlık yaratmayı ve direniş üzerinde baskı kurmayı hedeflemektedir; ancak bu Siyonist–Amerikan ortak planı başarısızlığa uğramıştır. ABD’nin bu saldırılara verdiği destek, her ne kadar ihlallerin sürmesine imkan tanısa da direnişin konumunu zayıflatmayı başaramamıştır.

Buna karşılık Lübnan direnişi, halk desteği, askeri kapasitesi ve tarihsel deneyimine dayanarak, İsrail rejiminin saldırıları karşısında temel caydırıcı güç olmaya devam etmektedir. Bu durum, İsrail rejimi ateşkesi ne kadar çok ihlal ederse, Lübnan direnişinin meşruiyeti ve iç bütünlüğünün de o kadar güçlendiğini göstermektedir.

İsrail rejiminin gerilim yaratmayı sürdürmesi, Lübnan’daki direniş güçlerinin caydırıcılığı koruyarak saldırılara ölçülü ve hesaplı karşılık vermeye tam anlamıyla hazır olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.