Sarı Hat, Gazze’nin Geleceğini Nasıl Rehin Aldı?
Parstoday – Gazze’deki sarı hat ya da birçok kişinin adlandırdığı şekliyle “Trump’ın sarı hattı”, yalnızca askerî bir çizgi değil; Filistin’in geleceğinin gasp edilmesinde yeni bir aşamanın sembolüdür.
Gazze Şeridi yıllardır yalnızca abluka ve savaşla değil, aynı zamanda “hatlar” aracılığıyla yönetiliyor; her biri Filistinlilerin yaşam alanını daha da daraltan ve geleceklerini daha karanlık hâle getiren hatlar. Bu bağlamda sarı hat, Ekim 2025 ateşkes anlaşmasının ardından Gazze coğrafyasına dayatılan en yeni ve aynı zamanda en tehlikeli hattır. Parstoday’in Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, görünürde İsrail rejimi ordusunun geri çekilme sınırı olarak sunulan bu hat, fiiliyatta işgali pekiştiren, askerî kontrolü derinleştiren ve demografik mühendisliğe hizmet eden bir araca dönüşmüştür. Sarı hat artık sadece askerî bir terim değil; yüz binlerce Filistinlinin günlük yaşamını ev, sürgün ve ölüm arasında askıda bırakan somut bir gerçekliktir.
Sarı Hat Nasıl Gündeme Geldi?
“Sarı hat” kavramı, İsrail rejimi ile Hamas hareketi arasında Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes anlaşmasının ardından resmî olarak siyasi ve medya literatürüne girdi. İsrail rejimi bu hattı, ateşkesin ilk aşamasında güçlerinin konuşlanacağı geçici bir sınır olarak tanıttı. Ancak ilk günlerden itibaren sahadaki göstergeler, bu hattın geçici olmayacağını ortaya koydu. Sarı renkli beton bloklarla hızla tahkim edilmesi, askerî varlığın sürmesi ve güvenlik operasyonlarının devam etmesi, Tel Aviv’in geçici bir düzenlemeyi kalıcı bir gerçekliğe dönüştürdüğünü gösterdi. Aslında sarı hat, İsrail rejiminin her türlü siyasi anlaşmadan önce sahada fiilî durumlar dayatma şeklindeki uzun süredir izlediği stratejinin devamı niteliğindedir.
Coğrafi Konum ve Kapsam
Coğrafi açıdan sarı hat, Gazze Şeridi’nin doğu hattı boyunca uzanmakta ve iki ila yedi kilometre arasında bir derinliğe sahiptir. Kuzeyde Beyt Hanun ve Beyt Lahiya bölgelerini kapsamakta; Gazze kentinin Şucaiyye, Tuffah ve Zeytun gibi doğu mahallelerinden geçerek güneyde Han Yunus ve Refah’ın doğusuna ulaşmaktadır. Farklı tahminlere göre bu alan, Gazze’nin toplam yüzölçümünün yüzde 52 ila 58’ini oluşturmaktadır; yani bu küçük ve yoğun nüfuslu bölgenin yarısından fazlasını. Tarım arazilerinin, hayati altyapının ve yerleşim alanlarının önemli bir bölümü bu hat içinde kalmış ve fiilen yasaklı, ölümcül bölgelere dönüşmüştür.
Sarı Hat: Operasyonel Çizgiden “Yeni Sınır”a
İsrail rejimi başlangıçta sarı hattı geçici bir operasyon hattı gibi göstermeye çalışsa da, askerî yetkililerin açık ifadeleri gerçeği ortaya koydu. İsrail Genelkurmay Başkanı, sarı hattan açıkça “yeni sınır” olarak söz etti. Bu ifade, ateşkes mantığından kalıcı işgal mantığına geçişi yansıtmaktadır. Müzakere ve uzlaşmanın ürünü olmayan, askerî baskıyla dayatılan bir sınır, zamanla kalıcı bir kontrol aracına dönüşür. Bu söylem değişikliği, sarı hattın İsrail rejiminin Gazze’nin güvenlik coğrafyasını kendi lehine yeniden tanımlamaya yönelik uzun vadeli stratejisinin bir parçası olduğunu açıkça göstermektedir.
İnsani Sonuçlar: Ölüm Gölgesinde Yaşam
Sarı hat çevresinde yaşayanlar için bu çizgi, sürekli bir tehditten başka bir anlam taşımamaktadır. Han Yunus’un doğusu, Şucaiyye ve diğer bölgelerde yaşayan aileler her gün insansız hava araçlarının sesi, doğrudan ateş ve topçu bombardımanıyla karşı karşıya kalmaktadır. Ateşkesin başlamasından sonraki can kayıpları, bu hattın güvenlik getirmediğini; aksine yeni bir şiddet odağına dönüştüğünü göstermektedir. Yıkılmış bir evi ya da tarım arazisini kontrol etmek için bile bu bölgeye yaklaşmak, insanların hayatına mal olabilmektedir. Bu durum, normal yaşamı fiilen imkânsız kılmaktadır.
Sarı hattın doğrudan sonuçlarından biri, Gazze’de iç göçün hızlanmasıdır. Doğu bölgelerinin sürekli bombalanması, evlerin sistematik biçimde yıkılması ve kalıcı güvensizlik, halkı daha kalabalık ve sıkışık olan batı bölgelerine göç etmeye zorlamaktadır. Bu zorunlu yer değiştirme, halkın özgür tercihi değil; hedefli askerî baskının ürünüdür. Pek çok gözlemciye göre İsrail rejimi, sarı hattı Filistinlilerin stratejik bölgelerden uzaklaştırılması için bir araç olarak kullanmakta ve böylece uzun vadeli kontrolünü kolaylaştırmaktadır. Bu süreç, klasik aşamalı temizleme politikalarını hatırlatmaktadır.
Güvenlik Boşluğu ve Yerel Milislerin Rolü
Sarı hattın gerisinde ciddi bir güvenlik boşluğu oluşmuş ve bu durum yerel silahlı grupların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Çoğunlukla 2025 yılında ortaya çıkan bu gruplar, sivillerin girişinin yasak olduğu bölgelerde faaliyet göstermektedir. Çok sayıda rapor, bu grupların İsrail rejimi ordusu ve güvenlik aygıtlarıyla doğrudan ya da dolaylı bağlantılarına işaret etmektedir. Bu milislerin varlığı, güvensizliği artırmakla kalmayıp, İsrail’in resmî ve geniş çaplı bir askerî varlık olmaksızın Gazze’nin derinliklerindeki nüfuzunu sürdürmesine hizmet eden tamamlayıcı bir araç hâline gelmiştir.
Siyasi Baskı Aracı Olarak Sarı Hat
İsrail rejimi açıkça, sarı hattan çekilmeyi direnişin tamamen silahsızlandırılması ve Hamas’ın Gazze’deki iktidar yapısından tasfiye edilmesine bağladığını ilan etmiştir. Bu şartlar, sarı hattı salt askerî bir meseleden çıkarıp siyasi bir baskı aracına dönüştürmektedir. Bu çerçevede sarı hat, adeta bir rehin işlevi görmektedir; Gazze’nin siyasi geleceği, yeniden imarı ve hatta insani yardımların girişi bu hatta bağlanmaktadır. Bu politika, müzakereleri fiilen Tel Aviv ve Washington’un taleplerini dayatmanın bir aracına dönüştürmektedir.