Amerikan dergisi The Hill’in, Netanyahu’nun İran’a yönelik savaşçı yaklaşımını kabul etmesi
Parstoday – Amerikan dergisi The Hill, yayımladığı bir makalede Benjamin Netanyahu’nun İran’a karşı savaşçı yaklaşımını kabul etti.
Parstoday’in aktardığına göre, Amerikan dergisi The Hill 2 Ocak 2026 tarihinde, “İran’a saldırı ve Netanyahu’nun siyasi bekası” başlıklı bir makalede, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) kıdemli danışmanı ve ABD Savunma Bakanlığı’nın eski yetkililerinden Dov S. Zakheim imzasıyla, siyonist rejimin başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İran’a yönelik savaş yanlısı tutumunu ve bunun çeşitli boyutlarını ele aldı. Makalenin öne çıkan başlıkları şöyle:
Trump ile görüşme ve İran konusu
Netanyahu, Trump ile yaptığı son görüşmede Gazze ateşkesi konusunda görüş ayrılığı yaşadı; ancak her iki taraf da İran’ın nükleer faaliyetlerini sürdürmesi hâlinde Tahran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlenmesi konusunda mutabık kaldı.
Güvenlik meydan okuması ve siyasi itibar
Netanyahu, kendisini her zaman İsrail’in güvenliğinin garantörü olarak tanıttı. Ancak 7 Ekim 2023 saldırıları bu iddiayı ciddi biçimde sorgulanır hâle getirdi. Katar’ın Hamas’a finansman sağlamasına izin veren politikası, bu saldırının zeminini hazırladı. Buna rağmen Netanyahu saldırının sorumluluğunu üstlenmedi ve bugün itibarını yeniden kazanmak için her zamankinden daha fazla İran’la savaşa yönelmekte ve ABD’nin desteğini kazanmaya çalışmaktadır.
Seçimler ve meşruiyet krizi
Netanyahu üzerindeki en büyük baskı, yaklaşan siyonist rejim seçimlerinden kaynaklanmaktadır. Anketler, Likud Partisi’nin yalnızca 25 sandalye kazanacağını göstermektedir ki bu, bir koalisyon hükümeti kurmak için gereken sayının oldukça altındadır. Seçim yenilgisi durumunda Netanyahu, yolsuzluk davalarında mahkûm edilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır; ancak ABD Başkanı Trump’ın talebiyle siyonist rejimin cumhurbaşkanı İzak Herzog’un onu önceden affetmesi ihtimali de gündemdedir ki bu, rejim tarihinde benzeri görülmemiş bir adım olacaktır.
Aşırı Ortodoks partilerin rolü
Netanyahu’nun şimdiye kadarki seçim başarılarının anahtarı, aşırı Ortodoks partilerin taleplerine uyum sağlaması olmuştur. Bu partiler; dini okulların bütçesinin artırılmasını, seküler eğitimin azaltılmasını, ailelere mali destek verilmesini ve yeşiva öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmasını talep etmektedir. Netanyahu bu taleplerin tamamını kabul etmiştir.
Askerlik muafiyeti krizi
Askerlik muafiyeti, ordudaki insan gücü eksikliği nedeniyle tartışmalı bir konuya dönüşmüştür. Başlangıçta yalnızca 400 öğrenci muaf tutulurken, zamanla on binlerce kişi bu yasadan suistimal yoluyla yararlanmıştır. Siyonist rejimin Yüksek Mahkemesi 2024 yılında bu muafiyetleri iptal etmiş ve orduyu aşırı Ortodoks erkekleri askere almaya mecbur kılmıştır. Halkın ve hatta Likud Partisi üyelerinin geniş çaplı muhalefetine rağmen, dini partiler hâlâ yeni bir muafiyet yasasının çıkarılmasını istemektedir.
Netanyahu’nun siyasi çıkmazı
Netanyahu zor bir konumda bulunmaktadır. Yeni muafiyet yasasını sunmazsa, dini partiler hükümetini düşürebilir. Yasayı geçirmek için baskı yaparsa ve kendi partisinin desteğini kaybederse, yine hükümet çökecektir. Her iki durumda da Likud Partisi bir sonraki seçimlerde hükümet kuracak yeterli sandalyeyi elde edemeyebilir.
Erteleme taktiği ve bölgesel gelişmelere umut bağlama
Netanyahu şimdiye kadar yeni bir muafiyet yasası vaadinde bulunmuş, ancak bunun kabulü için ciddi bir baskı uygulamamıştır. Dini partilerin, muhalefet anketlerde güçlü olduğu sürece onu devirmekte tereddüt edeceğini bilmektedir. Ayrıca Netanyahu, Batı Asya’da önümüzdeki on ayda yaşanacak gelişmelerin kendi seçim konumunu iyileştireceğini ummaktadır.
Sonuç
Netanyahu iktidarını korumak için iki yolu eş zamanlı izlemektedir: askerlik muafiyeti krizinin çözümünü ertelemek ve İran’a yönelik bir saldırı için ABD’nin desteğini sağlamaya çalışmak. Bu adımların, siyasi konumunu güçlendireceğini ve hem hükümetinin çökmesini hem de yargı yoluyla mahkûm edilmesini engelleyeceğini ummaktadır.