Lübnanlı Analist: “Kerbelâ Savaşı” İsrail ve ABD’ye bir uyarıdır
Pars Today – Lübnanlı bir analist, İsrail rejiminin Lübnan konusunda yapacağı her türlü yanlış hesabın topyekûn bir savaşa yol açacağını uyardı.
Pars Today’in haberine göre, Lübnanlı siyasi analist İmad Haşman, Siyonist rejimin bu ülkeye yönelik tehditlerine işaret ederek, İsrail’le yaşanan çatışmaların tarihsel tecrübesinin, “sınırlı” olarak adlandırılan operasyonların çoğu zaman sahadaki gelişmeler ve yanlış hesaplamalar nedeniyle daha geniş savaşlara dönüştüğünü gösterdiğini belirtti. Haşman, İsrail’in Lübnan’a yönelik yeni bir saldırı ya da tecavüz tehdidinin artmasının, direniş cephesinde kader belirleyici ve varoluşsal bir savaş kavramını gündeme getirdiğini söyledi. Bunun, sınırlı bir askeri operasyondan, geleneksel askeri boyutun ötesine geçen siyasi ve güvenlik hedefleri olan daha geniş çaplı bir savaşa kadar uzanan senaryoların tartışıldığı bir dönemde gerçekleştiğini ifade etti.
Haşman, bu gerilimin; ABD’nin hassas bir “yeşil ışığı”, direnişi silahsızlandırma ve onun savunma rolünü ortadan kaldırma hedefiyle iç ve dış baskıların iç içe geçtiği karmaşık bir bağlamda yaşandığını vurguladı. Bu durumun Lübnan’ı, sadece askeri bir yüzleşmenin ötesinde, kimliği, karar alma süreci ve egemenliğiyle ilgili kader anına sürüklediğini dile getirdi.
Lübnanlı siyasi analist, işgalci tarafın değerlendirmelerine göre, Lübnan’a yönelik olası herhangi bir saldırının, gerçekleşmesi hâlinde, İsrail’in iç cephesinin kırılganlığı ve mevcut caydırıcılık dengesi konusundaki endişeleri nedeniyle kapsam açısından sınırlı olacağını; bölgesel ve topyekûn bir savaşa dönüşmeden, siyasi ve askeri baskıya odaklanacağını ifade etti.
Haşman ayrıca, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın, İsrail–ABD projesine karşı gerekmesi hâlinde “Kerbelâvari bir savaşa” hazır olunduğuna dair son açıklamasına da değindi. Bu tanımlamanın yalnızca duygusal ya da sloganik bir ifade olmadığını, aksine derin düşünsel, siyasi ve askeri boyutlar taşıdığını ve mesajlarının dikkatle analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Bu analist, “Kerbelâ tarzı yüzleşme” kavramına ilişkin olarak şunları kaydetti: Direniş söyleminde bu terim, ölüme atılmak ya da ölçüsüz bir savaşa girmek anlamına gelmez. Aksine, hakikati savunmak uğruna en yüksek fedakârlık düzeyini göze alma ve teslim olmayı reddetme iradesini ifade eder; zayıflık olarak görülebilecek unsurları ahlaki ve caydırıcı bir güce dönüştürür.
Haşman, Şeyh Naim Kasım’ın açıklamasının, daha önce merhum Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah tarafından ilan edilen stratejik yaklaşımın bir devamı olduğunu ve bunun son çatışmalarda fiilen hayata geçirildiğini belirtti. Sahadaki gerçeklerin, ABD’nin doğrudan desteğine rağmen İsrail ordusunun hedeflerine ulaşmakta, sınır köylerini işgal etmekte başarısız olduğunu ve ağır kayıplar verdiğini gösterdiğini vurguladı.
Haşman son olarak, “Kerbelâ Savaşı” ilanında gizli mesajların öncelikle İsrail’e yönelik olduğunu, hiçbir saldırının bedelsiz kalmayacağını; aynı zamanda ABD’ye hitaben, savaşların başarısız olduğu yerde siyasi baskının da sonuç vermeyeceğini; Lübnan halkına ise direnişin savaş peşinde olmadığını, ancak asla teslim olmayacağını ifade ettiğini söyledi. Sözlerini şu vurguyla tamamladı: Bu çatışma, özünde yarım önlemleri kabul etmeyen bir iradeler savaşına dönüşmüştür.