Batı’nın suçlarının yeniden okunması | Bagram Hapishanesi; ABD’nin insan hakları ihlallerinin sembolü
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i290430-batı’nın_suçlarının_yeniden_okunması_bagram_hapishanesi_abd’nin_insan_hakları_ihlallerinin_sembolü
Pars Today – Bagram Hapishanesi, ABD’nin 2001 yılında Afganistan’a saldırısının ardından, Amerikan güçleri tarafından Afganların tutulduğu en önemli gözaltı merkezlerinden biri hâline geldi.
(last modified 2026-01-19T10:01:36+00:00 )
Ocak 19, 2026 12:01 Europe/Istanbul
  • Batı’nın suçlarının yeniden okunması | Bagram Hapishanesi; ABD’nin insan hakları ihlallerinin sembolü

Pars Today – Bagram Hapishanesi, ABD’nin 2001 yılında Afganistan’a saldırısının ardından, Amerikan güçleri tarafından Afganların tutulduğu en önemli gözaltı merkezlerinden biri hâline geldi.

Pars Today’in aktardığına göre, Kabil’in 50 kilometre kuzeyinde yer alan ve 5 ila 6 bin tutuklunun kaldığı 120 koğuşa sahip Bagram Hapishanesi, 2002 yılında ABD tarafından Bagram Hava Üssü yerleşkesi içinde kuruldu. “Afganistan’ın Guantanamo’su” olarak anılan ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından yönetilen bu hapishanede, binlerce Afgan çeşitli gerekçelerle Amerikan güçleri tarafından sorgulandı ve işkenceye maruz kaldı.

Bagram Hapishanesi başlangıçta silahlı gruplarla iş birliği yaptığı şüphesi bulunan kişilerin tutulduğu bir yer olarak kuruldu; ancak zamanla şeffaflığın, hukuki denetimin ve insani standartlara riayetin ciddi biçimde sorgulandığı bir ortama dönüştü. Bu hapishane, birçok Afganın ve uluslararası gözlemcinin hafızasında insan hakları ihlallerinin ve insanlık dışı muamelelerin sembolü olarak yer etti.

İnsan hakları örgütleri, bağımsız gazeteciler ve hatta ABD’de yayımlanan bazı resmî belgeler, Bagram’da tutukluların çoğu zaman yargılanmadan, avukata erişim olmaksızın ve ailelerine haber verilmeden alıkonulduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, sonradan ciddi insan hakları ihlalleri olarak nitelendirilen uygulamalara zemin hazırladı. En önemli eleştirilerden biri, herhangi bir açık gerekçe sunulmadan yapılan uzun süreli tutuklamalardı. Pek çok kişi, dosyalarının incelenmesine yönelik şeffaf bir yargı süreci olmaksızın aylarca hatta yıllarca bu merkezde tutuldu.

Dönemin Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai’nin talimatıyla hapishanelerin durumunu incelemek üzere kurulan Afganistan hükümetine bağlı hukuk komitesi, Ocak 2002’de yayımladığı raporda Bagram Hapishanesi’ndeki tutuklulara karşı Amerikan güçleri tarafından işlenen yaygın suçları ortaya koydu. Raporda, Bagram Askerî Hapishanesi’ndeki 2.700 tutuklunun, yargılamalarının geciktirilmesinden ve avukatlarıyla görüşmelerinin engellenmesinden şikâyet ettiği belirtildi; birçok tutuklunun Amerikan güçleri tarafından neden gözaltına alındığını dahi bilmediği, çoğunun kötü muameleye, darp edilmeye ve kutsal değerlere hakarete maruz kaldığı vurgulandı.

Bagram’da rapor edilen insanlık dışı muameleler, psikolojik baskılardan fiziksel kötü muamelelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu. Bazı tutuklular, soğuk odalarda tutulduklarını, uykusuz bırakmak için yoğun ışık ya da yüksek ses kullanıldığını ve sorgulamaların zaman zaman saatlerce sürdüğünü anlattı. Bu yöntemler her ne kadar görünürde bilgi elde etme amacı taşısa da, pratikte ciddi psikolojik ve fiziksel zararlara yol açtı. Bazı vakalarda ise, tutukluların iradesini kırmayı ve çaresizlik duygusu yaratmayı amaçlayan aşağılayıcı davranışlara dair raporlar yer aldı.

Eleştirilerin önemli bir boyutu da, Bagram’daki Amerikan güçlerinin faaliyetlerine yönelik bağımsız denetimin bulunmamasıydı. Guantanamo Hapishanesi’nin aksine, daha az medya ilgisi gören Bagram yıllarca gölgede kaldı ve bu durum pek çok yanlış uygulamanın kayda geçmeden ve takip edilmeden sürmesine neden oldu. Bazı raporlara göre tutuklular, aileleriyle iletişim kurma ya da durumları hakkında bilgi verme hakkından da mahrum bırakılmıştı. Bu durum, ağır bir psikolojik baskı yaratıyor ve onları belirsizlik içinde bırakıyordu.

Kayıtlara geçen vakalar arasında, özellikle 2002 yılında iki Afgan tutuklunun ölümü dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Bu ölümler, daha sonra ABD’nin resmî raporlarında da sorgucuların ve gardiyanların uygunsuz davranışlarının sonucu olarak kabul edildi. Bu dosyalar bazı ABD’li askerî yetkililerin yargılanmasına yol açsa da, eleştirmenler bu adımların sınırlı ve yetersiz olduğunu, Bagram’daki gözaltı ve sorgulama yapısının esaslı biçimde değiştirilmediğini savundu.

Bu meselenin bir diğer önemli boyutu da Afganistan üzerindeki toplumsal ve siyasi etkileriydi. Bagram’daki insanlık dışı muameleler, yabancı güçlerin varlığına karşı derin bir güvensizlik duygusu yarattı ve bazı bölgelerde hoşnutsuzluk ile gerilimi artırdı. Pek çok Afgan, bu davranışları bireysel eylemlerden ziyade yabancı güçlerin genel yaklaşımının bir parçası olarak değerlendirdi. Bu algı, Afgan halkı ile uluslararası güçler arasındaki ilişkiler üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurdu.

Zamanla ve uluslararası baskıların artmasıyla birlikte ABD, Bagram’da bazı reformlar yapmaya çalıştı; ancak bu adımlar, bu merkez hakkında oluşan olumsuz imajı değiştirmeye yetmedi. Nihayetinde Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle hapishanenin kontrolü Afgan hükümetine devredildi, ancak uzun yıllar süren insan hakları ihlallerinin hatırası varlığını korudu. Bagram deneyiminin incelenmesi, yalnızca bir hapishanenin hikâyesi değil; aynı zamanda savaşın, yetersiz denetimin ve insan hakları ilkelerinden uzaklaşmanın sonuçlarına dair çarpıcı bir örnektir.