Neden Siyonist rejim Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasının uygulanmasını engelliyor?
Pars Today – Filistinli yetkililerin ve Birleşmiş Milletler’in açıklamaları, Siyonist rejimin Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasını uygulamaktan kaçındığını gösteriyor.
Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) üst düzey üyesi Gazi Hamad, Siyonist rejimin ateşkesin ikinci aşamasını uygulamak istemediğini vurguladı. Hamad, işgalci rejimin Gazze’ye giriş-çıkış yapan yolcuların kolayca gidip gelmesini istemediğini söyledi.
Filistin’in Kurtuluşu için Halk Cephesi Siyasi Büro üyesi Heysem Abde de Siyonist rejimin Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasına dikkat çekerek, bu saldırıların işgalcilerin ateşkese kayıtsızlığını ve Gazze ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına girmek istemediklerini, bu süreci sabote ettiklerini gösterdiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler’in İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Özel Raportörü Francesca Albanese de Siyonist rejimin Filistin topraklarının işgaline son vermesi gerektiğini vurguladı. Albanese, X sosyal ağında yayımladığı mesajda Uluslararası Adalet Divanı kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, Gazze sakinlerine insani destek sağlanmasını ve yardımların bu bölgeye koşulsuz biçimde girişinin garanti altına alınmasını istedi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve İnsani İşler Koordinatörü Tom Fletcher ise Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına değinerek, bu kapının kısmen açılmasının olumlu bir adım olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi. Fletcher, yardımların gönderimini hızlandırabilmek için Refah Kapısı’nın gerçek bir insani geçiş noktası olması gerektiğini belirtti.
Gazze’de ateşkes anlaşmasının ilk aşaması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girdi. Bu anlaşma, Hamas ile Siyonist rejim arasında Mısır, Katar, ABD ve Türkiye’nin arabuluculuğunda ve Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinin ev sahipliğinde yürütülen dolaylı müzakerelerin sonucuydu.
Bu sürecin devamında Hamas Hareketi, 13 Ekim 2025’te hayatta olan tüm Siyonist esirleri — sayıları 20 kişi — serbest bıraktı; ardından bazı diğer esirlerin cenazelerini de teslim etti. Buna karşılık Siyonist rejim, hapishanelerindeki yaklaşık iki bin Filistinli esiri serbest bıraktı.
Siyonist rejimin kriz üretmeye devam etmesi, Gazze’de savaşın sürmesi ve ateşkesin ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin taahhütlerin ihlal edilmesi; işgal altındaki topraklarda iç krizlerin derinleşmesinin ve Başbakan Binyamin Netanyahu kabinesinin aşırı Siyonistlere karşı yetersizliğinin bir sonucudur.
Netanyahu kabinesi, savaşı savunan kesimler ile aşırı Siyonistlerden oluşmaktadır. Bu gruplar Gazze’deki askeri operasyonların sona ermesine karşıdır ve savaşın sürdürülmesini gerekli görmektedir.
Aylar süren savaşın ardından Netanyahu kabinesi, kamuoyunda derin bir güvensizlik ve ciddi bir toplumsal bölünmeyle karşı karşıya kalmıştır. İşgal altındaki topraklardaki kriz koşulları Siyonistleri son derece kırılgan hale getirmiştir; ancak aşırı Siyonistlerin taleplerine karşı çıkmak da Netanyahu kabinesini ciddi bir krizin içine sürüklemektedir.
Netanyahu kabinesi son yılların en kırılgan koalisyonlarından birine sahiptir. Netanyahu, ateşkesi Filistin direnişinin zaferi olarak gören aşırı Siyonist partilerin desteğine büyük ölçüde bağımlıdır. Esirlerin serbest bırakılması, saldırıların durdurulması ya da Refah’tan çekilme gibi taahhütlerin uygulanmasında atılacak her türlü geri adım, Netanyahu hükümetinin hızla çökmesine yol açabilir.
Siyonist rejim, Gazze’de savaşı sürdürerek fiilen yenilgiyi ertelemeye çalışmaktadır; oysa bunun maliyetleri eşi benzeri görülmemiş biçimde artmış, uluslararası alanda siyasi meşruiyetin zayıflaması da Tel Aviv’in durumunu daha da zorlaştırmıştır. Bu sürecin devamı ve Tel Aviv’de iç anlaşmazlıkların derinleşmesi, siyasi çöküşün ve erken seçimlerin önünü açacak; Netanyahu’yu istifaya zorlayacaktır.
Uluslararası alanda ise Siyonist rejimin uluslararası hukuk kurallarını ve Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe saymayı sürdürmesi, dünya genelinde uluslararası toplumun ve Filistin yanlılarının tepkisiyle karşılaşacaktır. Tel Aviv’in siyasi izolasyonu, Siyonist rejime karşı daha hedefli ekonomik yaptırımların uygulanmasının yolunu da kolaylaştırabilir.
Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu ve Siyonist rejimin eski savaş bakanı Yoav Gallant hakkında çıkardığı tutuklama kararı dikkate alındığında, bu rejimin liderlerine yönelik katliam ve soykırım dosyalarının uluslararası mahkemelerde takip edilmesi için de uygun zemin oluşacaktır.