Batı Şeria’da Siyonist rejimin komplolarına karşı Filistinli grupların birliği
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i291414-batı_Şeria’da_siyonist_rejimin_komplolarına_karşı_filistinli_grupların_birliği
Pars Today – Filistinli direniş grupları, Batı Şeria’da aşırı Siyonistlerin planlarıyla mücadele edilmesinin gerekliliğini vurguladı.
(last modified 2026-02-09T09:45:27+00:00 )
Şubat 09, 2026 11:45 Europe/Istanbul
  • Batı Şeria’da Siyonist rejimin komplolarına karşı Filistinli grupların birliği

Pars Today – Filistinli direniş grupları, Batı Şeria’da aşırı Siyonistlerin planlarıyla mücadele edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, işgalcilerin yüzlerce yerleşim birimi inşa ederek ve binlerce askerî kontrol noktası kurarak Filistin topraklarının niteliğini değiştirmeyi ve Batı Şeria’yı tamamen işgal altındaki topraklara ilhak etmeyi hedeflediklerini söyledi.

Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas da bir açıklamasında, Siyonist rejimin Batı Şeria’daki yasa dışı kararlarının işgalcilere herhangi bir hak kazandırmadığını vurguladı.

Filistin İslami Cihad Hareketi liderlerinden Ebu Samer Musa da, Siyonist işgal rejiminin planlarına karşı Filistinli ve uluslararası düzeyde eşgüdümlü ve birleşik bir eylemin zorunlu olduğunu belirtti.

Filistin Yönetimi Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yaparak, işgalci rejim kabinesinin, Siyonist rejimin Savunma Bakanı Yisrael Katz ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerine ilişkin önerilerini kabul etmesinin kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Siyonist Yedioth Ahronoth gazetesi ise daha önce, Yisrael Katz ve Bezalel Smotrich’in Batı Şeria topraklarının “fiilî ilhakını” derinleştirmeye yönelik bir dizi kararın onaylanması için adımlar attığını yazmıştı.

Filistinli direniş grupları da bu gelişmeye tepki olarak yayımladıkları ortak bildiride, işgalci rejimin güvenlik kabinesinin Batı Şeria üzerindeki hâkimiyetin artırılmasına yönelik yeni kararlarının, bu bölgenin fiilî ilhakı anlamına geldiğini; yeni saha gerçekliklerinin dayatılması ve Batı Şeria’daki Filistin varlığının sona erdirilmesini hedeflediğini vurguladı.

Bildiride ayrıca, aşırı Siyonist kabinenin yeni kararlarının; Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerinin hızlandırılması, ev yıkımlarının artırılması, ayrım ve tahakküm politikalarının güçlendirilmesi ve idari-hukuki kılıflar altında Filistinlilerin siyasi varlığının inkâr edilmesi yoluyla bir savaş ilanı niteliği taşıdığı ifade edildi.

Binyamin Netanyahu kabinesindeki aşırı Siyonistlerin yeni planı, Siyonist rejime Batı Şeria’daki Filistinlilere ait binaları yıkma izni vermektedir. Bu kararların uygulanması, Batı Şeria genelinde Siyonist yerleşimlerin kayda değer biçimde genişlemesine yol açacaktır.

Batı Şeria’daki aşırı Siyonistlerin yeni planına karşı Filistinli grupların ortak tepkisi; siyasi, ulusal ve stratejik bir dizi nedene dayanmaktadır. Özellikle, Siyonist rejimin güvenlik kabinesinin, Oslo Anlaşması’na göre Filistin yönetimi altında olması gereken Batı Şeria’daki A ve B bölgeleri üzerindeki kontrolü genişletme kararı sonrasında bu plan, rejimin geçmiş anlaşmaları ve Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayarak yerleşim faaliyetlerini yaymayı amaçladığını göstermektedir.

Siyonist rejim kabinesindeki yeni planlar—özellikle A ve B bölgeleri üzerindeki hâkimiyetin artırılmasının onaylanması—yalnızca “yerleşim inşası” ile sınırlı değildir. Bu planla, Siyonistlerin Filistin bölgelerinin kademeli ve örgütlü biçimde entegrasyonuna yönelik asıl hedeflerini ve kötü niyetli komplolarını fiilen programladıkları görülmektedir.

Batı Şeria’daki son Siyonist planlara karşı Filistinli grupların birlik ve bütünlüğü, geçici ve taktiksel bir tepki değil; Filistin’in ulusal ve coğrafi varlığını hedef alan varoluşsal bir tehdidin derin ve ortak biçimde kavrandığını göstermektedir.

Yerleşimlerin kontrolsüz biçimde genişletilmesi, yolların kapatılması, kontrol noktaları ve diğer engellerin kurulmasıyla birlikte, Batı Şeria’nın fiilen küçük ve izole parçalara bölünmesi söz konusu olacaktır. Bu durum, ekonomik ve sosyal kalkınma imkânlarını ortadan kaldırmakla kalmayacak, Filistinlilerin ulusal kimliğini de ciddi biçimde tehdit edecektir. Öte yandan, yerleşim faaliyetleri yoluyla demografik yapının kademeli olarak değiştirilmesi, bu bölgenin kapsamlı biçimde Siyonistleştirilmesine yönelik bir çabadır.

Hamas, İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Demokratik Cephe, Ulusal Girişim ve hatta Filistin Yönetimi içindeki daha ılımlı kanatlar dahi, bu planların Filistin halkının tamamının varlığına yönelik bir tehdit olduğu görüşünde birleşmektedir. Bu ortak algı, eşgüdümlü açıklamaların yayımlanmasına ve ortak eylem çağrılarının yapılmasına zemin hazırlamıştır.

Bu adımlar ile Siyonist rejimin Batı Şeria üzerinde hâkimiyet kurmaya yönelik plan ve komploları; uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çok sayıda kararının açık ihlalidir. Filistinli farklı grupların uluslararası düzeyde eşgüdümlü eylem çağrıları, bu konuyu küresel platformlara taşımaya ve söz konusu “komploya” karşı gerekli desteği toplamaya yönelik bir çabadır.

Filistinli grupların ortak tepkisi ve birliği, yalnızca toprakları değil, Filistin halkının kimliğini ve siyasi geleceğini hedef alan bir planla mücadele edilmesinin zorunluluğunu ortaya koymaktadır.