Netanyahu’nun Batı Şeria’yı Yutma Yönündeki Dört Aşamalı Planı
Netanyahu hükümetinin pazar günü Batı Şeria’ya ilişkin aldığı karar, siyonist işgalcilerle uzlaşma yoluyla Filistinlilerin haklarının geri alınabileceğini düşünenlerin tüm hayallerine son veren bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Başbakan Benyamin Netanyahu’nun başkanlığı ve Aşırı sağcı bakanlar Bezalel Smotrich ve İsrael Katz’ın öncülük ettiği,İsrail Güvenlik Kabinesi’nin pazar günü onayladığı kararlar, siyasi gözlemciler ve Filistinli gruplar tarafından “Oslo Anlaşması’nın tabutuna çakılan son çivi” olarak nitelendirildi. Parstoday’in haberine göre bu adımlar, Netanyahu’nun işgal altındaki toprakları genişletme ve Batı Şeria’nın fiilî ilhakını kolaylaştırma yönündeki en doğrudan girişimi olarak görülüyor.
Gerçekliği Değiştirmeyi Hedefleyen Tarihi Kararın Ayrıntıları
İsrail kabinesinin aldığı karar dört temel eksen üzerine kuruluyor ve her biri, siyonist varlığın kalıcılaştırılması ile Filistin devletinin kurulması fikrinin tamamen ortadan kaldırılmasına hizmet ediyor: Birincisi: Ürdün yönetimi döneminden kalma ve onlarca yıl boyunca Batı Şeria’da Yahudilere arazi satışını yasaklayan yasanın kaldırılması.
İkincisi: Arazi alım-satımında uygulanan karmaşık idari prosedürlerin ve özel izin zorunluluklarının kaldırılması; böylece yerleşimcilerin arazi satın almasının kolaylaştırılması.
Üçüncüsü: Uzun süredir aktif olmayan “Devlet Arazisi Satın Alma Komitesi”nin yeniden faaliyete geçirilmesi; bu komite İsrail’e doğrudan yerleşim genişletme amacıyla arazi satın alma imkânı tanıyor.
Dördüncüsü: Filistin Yönetimi’nin kısmi kontrolündeki A ve B bölgelerinde İsrail kurumlarının çevre, su yönetimi, kültürel mirasın korunması ve hatta dini mekânların denetimi gibi hassas alanlarda yetkilerinin genişletilmesi.
Filistinli Gruplar: İsrail Batı Şeria’yı Yutmaya Çalışıyor
Israel Times’ın aktardığına göre, Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi yayımladığı açıklamada bu kararları “tehlikeli”, “yasadışı” ve “Batı Şeria’nın ilhakı ile demografik yapının değiştirilmesine yönelik açık bir girişim” olarak tanımladı. Başkanlık ofisi ise söz konusu adımları “Filistin halkına karşı yürütülen kapsamlı savaşın devamı” olarak niteledi. Filistin Yönetimi’nin üst düzey yetkilisi Hüseyin eş-Şeyh, kararın “tüm önceki anlaşmaları fiilen geçersiz kıldığını” vurguladı.
Diğer taraftan Hamas hareketi bu adımı “etnik temizlik” ve “varoluşsal tehdit” olarak değerlendirirken, sözcü Hazım Kasım ulusal birlik ve direnişin yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. Filistin Ulusal İnisiyatifi (El-Mubadara) ise kararları “1967’den bu yana en tehlikeli adımlar” olarak nitelendirdi ve bunun “Oslo Anlaşması’nın tabutuna çakılan son çivi” olduğunu belirtti.
Filistin direniş grupları yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail Güvenlik Kabinesi’nin A ve B bölgeleri üzerindeki kontrolü artırma yönündeki kararlarının Batı Şeria’nın fiilî ilhakı, yeni saha gerçekliklerinin dayatılması ve Filistinlilerin varlığının sona erdirilmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Washington’un Çifte Rolü: Söylemde Karşıtlık, Uygulamada Destek
Bu kararın zamanlaması, Netanyahu’nun Washington ziyareti öncesinde alınmış olması, İsrail başbakanının ABD’den yani eski müttafiğinden ciddi bir tepki beklemediğini gösteriyor. Bu güven, ABD’nin uzun süredir sergilediği ikili tutuma dayanıyor. ABD’li yetkililer resmî açıklamalarında yerleşim faaliyetlerini “yasadışı” ve “barışın önünde engel” olarak nitelendirip ve ilhak ve işgale karşı olduklarını söyleselerde, pratikte her yıl milyarlarca dolarlık askerî yardım sağlayarak ve BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i eleştiren kararları veto ederek işgali kolaylaştıran en büyük destekçi konumunda bulunuyor. Bu açık çelişki, Netanyahu’nun işgalci hedeflerini daha cesur biçimde sürdürmesine zemin hazırlıyor.
İsrail merkezli " Şimdi Barış " örgütü: Bu Karar Filistinlilerin Yerinden Edilmesine Yol Açacak
1967’de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün işgalinden bu yana bölgede yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci, yaklaşık 3 milyon Filistinlinin arasında yaşamaktadır. Uluslararası hukuka göreyasa dışı kabul edilen bu yerleşimler, Birleşmiş Milletler’e göre iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biridir; çünkü gelecekteki bir Filistin devletinin toprak bütünlüğünü imkânsız hâle getirir.İsrailli “Şimdi Barış” örgütü, son kararların Filistinlilerin daha fazla ihraç edilmesine yol açacağı uyarısında bulundu. Örgüte göre yeni yerleşim birimlerinin bir kısmı, el konulan arazilerde, yoğun Filistin nüfusunun bulunduğu bölgelerde ve hatta 2005’te boşaltılan eski yerleşim alanlarında inşa edilecek.