Çin neden ülkeler arasındaki yasal iş birliğine saygı gösterilmesini istedi?
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i291788-Çin_neden_ülkeler_arasındaki_yasal_iş_birliğine_saygı_gösterilmesini_istedi
Pars Today – Çin, ülkeler arasındaki yasal iş birliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
(last modified 2026-02-17T03:55:47+00:00 )
Şubat 17, 2026 05:55 Europe/Istanbul
  • Çin neden ülkeler arasındaki yasal iş birliğine saygı gösterilmesini istedi?

Pars Today – Çin, ülkeler arasındaki yasal iş birliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

Pars Today’in haberine göre Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail’in İran’ın bu ülkeye petrol ihracatı konusunda baskı yaptığına dair son haberlerle ilgili olarak, ülkeler arasındaki normal iş birliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde makul ve meşru olduğunu ve buna saygı gösterilmesi gerektiğini açıkladı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü 15 Şubat Pazar günü yaptığı açıklamada, uluslararası düzenlemelere uygun şekilde yürütülen ülkeler arası iş birliğinin korunması ve gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Bu açıklamalar, Amerikan medyası Axios’un, ABD Başkanı Donald Trump ile Siyonist rejimin Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’ın Çin’e petrol ihracatını sınırlamanın yollarını değerlendirme konusunda anlaştıklarını bildiren haberinin ardından geldi. Habere göre bu adımın amacı, İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmak olarak ifade edildi.

Çin, en önemli petrol tüketicisi ülkelerden biridir ve son yıllarda üretici ülkelerden petrol alımında çeşitliliği korumaya çalışmıştır. Bu ülke, ABD’nin yasa dışı ve tek taraflı yaptırımlarının uygulandığı yıllarda dahi İran petrolünün en büyük alıcısı olmuştur.

Çin’in ülkeler arasındaki yasal iş birliğine saygı gösterilmesi ve ülkelerin ticari ilişkilerine müdahale edilmemesi yönündeki vurgusu, son siyasi, ekonomik ve jeopolitik gelişmeler ışığında üç temel düzeyde analiz edilebilir:

İran-Çin ekonomik ilişkilerinin önemi: İran ile Çin arasındaki petrol ilişkileri son yıllarda Pekin’in dış ticaretinin önemli sütunlarından biri hâline gelmiştir. Raporlara göre İran’ın petrol ihracatının büyük bir bölümü (yüzde 80’den fazlası) Çin’e yöneliktir ve bu durum İran ekonomisi için hayati öneme sahiptir. Buna karşılık Pekin, indirimli ve uzun vadeli petrol ithalatından kayda değer kazanç elde etmekte ve bunu enerji güvenliğini sağlama stratejisinin bir parçası olarak görmektedir.

Bu ilişkiler yalnızca basit bir petrol alım-satımı çerçevesinde şekillenmemekte, aynı zamanda ABD yaptırımlarını aşmak ve İran’ın gelir akışını sürdürmek amacıyla tasarlanmış daha büyük ticari mekanizmaların ve karmaşık finansal takas sistemlerinin bir parçasını oluşturmaktadır. Çin, Tahran’dan petrol teminine karşılık İran’da geniş ekonomik ve ticari ilişkileri sürdürerek ve altyapı projelerinde iş birliği yaparak iki taraf arasındaki ekonomik iş birliğini kısa vadeli bir ticari anlaşmanın ötesine taşımaktadır.

Jeopolitik çıkarlar ve ABD tarafından ekonomik olarak çevrelenmenin önlenmesi: Çin son yıllarda kendisini ABD’nin ekonomik ve siyasi nüfuzundan bağımsız bir küresel güç olarak konumlandırmaya çalışmaktadır. Washington’un Tel Aviv ile iş birliği içinde özellikle petrol alanında Tahran’a karşı uyguladığı yaptırımlar ve baskılar, İran ekonomisini zayıflatmayı ve bölgesel nüfuzunu sınırlamayı amaçlayan “azami baskı” politikasının bir parçasıdır. Bu çerçevede İran’ın Çin’e petrol ihracatına yönelik baskı, yalnızca Tahran’ın gelirlerini sınırlamayı değil, aynı zamanda Pekin’e Tahran ile ekonomik ilişkileri sürdürmenin siyasi ve ekonomik maliyetleri olabileceği mesajını vermeyi de hedefleyebilir.

Pekin’in bakış açısına göre bu tür baskılar yalnızca iki ülke arasındaki ticari ilişkilere müdahale anlamına gelmemekte, aynı zamanda küresel ticareti ve devletlerin egemenliğini düzenleyen uluslararası sistemi de zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Çin’in “ülkeler arasındaki yasal iş birliğine” saygı vurgusu, aslında devletlerin ticari ortaklarını başka güçlerin baskısı veya dayatması olmaksızın belirleme hakkının korunması çağrısıdır.

Batı Asya’da arabulucu ve dengeleyici aktör olarak Çin’in rolü: Çin son yıllarda dış politikasını yalnızca İran’ın ekonomik ortağı olarak görünmekle kalmayıp Batı Asya bölgesinde dengeleyici bir rol üstlenecek şekilde düzenlemiştir. Bir yandan petrol zengini Arap ülkeleriyle stratejik ilişkilerini genişletirken, diğer yandan Tahran ile derin iş birliğini sürdürmektedir. Bu dengenin korunması, Pekin’in uluslararası hukuk ilkelerine ve yasal iş birliklerine saygı göstermesini gerektirmektedir; böylece küresel ölçekte diplomatik itibarını koruyabilir ve bölgesel çatışmalardan uzak durabilir.

Çin’in bu ilkeye bağlılığı aynı zamanda bölgede gerilimin tırmanmasını önlemeye ve küresel enerji piyasalarının istikrarını sağlamaya yönelik daha geniş bir mesajın parçasıdır. Zira petrol ticaretindeki herhangi bir aksama, fiyatları ve küresel enerji arzını etkileyebilir. Başka bir deyişle, ticarette “oyunun kurallarının” korunması yalnızca Tahran ya da Pekin’in değil, dünya ekonomisinin istikrarının da yararınadır.

Genel olarak Çin’in, ABD ve İsrail’in İran’ın petrol ihracatını engelleme girişimlerine yönelik eleştirel tutumu; doğrudan ekonomik çıkarların, ABD ve İsrail baskılarına karşı jeopolitik kaygıların ve Pekin’in küresel bir aktör olarak güçlendirmeye çalıştığı kurallara dayalı uluslararası düzeni koruma arzusunun birleşiminin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.