İsrail, Hizbullah’ı neden teslim olmaya zorlayamıyor?
Parstoday - Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, düşmanların Lübnan hükümetini suiistimal ederek ve gayrimeşru bir hukuki kalkan oluşturarak direnişi ortadan kaldırmak için zemin hazırlamaya çalıştığını, ancak Siyonist düşmanın Hizbullah’ı teslim olmaya zorlamada yalnızca başarısız olmakla kalmadığını, kendilerinin de zafer için mücadele ettiklerini söyledi.
Peki, son üç yıldaki yoğun saldırı ve bombardımanlara rağmen İsrail neden Hizbullah’ı teslim olmaya zorlayamadı? Bu soruya, Hizbullah’ın sahip olduğu kapasite açısından cevap vermek gerekir. Hizbullah’ın kapasitesi açısından ilk mesele, dini ve inanç temelleridir. Hizbullah, Lübnan’da inanç ve din temeline dayanan bir harekettir. Bu inanç ve dini temel, zulme boyun eğmeyen ve şehadeti bir onur sayan ehlibeytin 3. İmamı Hz. Hüseyin’in -a.s.- Kerbelâ kıyamına ve Aşura ruhuna dayanır.
Parstoday’in haberine göre, bu doğrultuda Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım şunları söyledi: “Düşman, inançlarımızı, kararlılığımızı ve sahadaki varlığımızı kıramadı; biz savaş meydanında varız ve tüm zorluklara ve yaptırımlara göğüs geriyoruz. Biz ölümden korkmayan bir grubuz ve bizi ölümle tehdit edenlere karşı mücadelemizde her zaman galibiz. ‘Hüseyin, bizim yolumuzdur’ ilkesi çerçevesinde bu prensipleri takip ettiğimiz sürece başarılı olacağız ve işgale karşı atılan her adım, bizim için başlı başına bir zafer sayılır.”
İkinci konu ise Hizbullah’ın yapısal ve askeri gücüyle ilgilidir. Hizbullah, Lübnan’da yapılandırılmış bir aktör ve harekettir; şahıslara bağlı değildir. Komutanların suikasta uğraması, Hizbullah’ın yapısal bir çöküş yaşamasına neden olmaz.
Bu arada Hizbullah, yıllardır kendisini uzun süreli bir çatışmaya hazırlıyor. Güney Lübnan’da karmaşık bir tünel ve yeraltı sığınağı ağı kurması, mutlak hava üstünlüğüne sahip ordular için bile personeli ve füze rampalarını tespit edip hedef almayı son derece zorlaştırıyor. Bu altyapı, Hizbullah güçlerinin hava saldırılarından korunmasına ve füze atma kapasitelerini sürdürmesine imkân sağlıyor.
Üçüncü konu ise Hizbullah’ın Lübnan toplumunun sosyal katmanları içindeki etkisi ve toplumsal sermayesidir. Hizbullah’ın gücünü analiz ederken “sosyal katmanlar”dan kastedilen, bu grubun klasik bir ordu gibi yalnızca askerî bir güç olmaması; aksine özellikle ülkenin güneyinde Lübnan toplumunun dokusuyla iç içe geçmiş olmasıdır. Dolayısıyla bu tür bir halk desteğine ve güçlü bir dini inanca dayanan bir hareket, askerî bombardıman karşısında teslim olmaz.
Dolayısıyla; dini, askeri ve sosyal nitelikleri göz önüne alındığında, Siyonist rejimin son üç yıldır bomba ve füzelerle Hizbullah’ı teslim almaya çalışırken başarısız olmasının nedeni budur. Bomba ve füzelerle askeri gücü zayıflatmak mümkün olsa da, Lübnan toplumunun derin katmanlarına kök salmış bir “sosyal ve dini kimliği” yok etmek mümkün değildir. İsrail’in Hizbullah’a yönelik saldırılarının devam etmesi, Siyonist rejimin işlediği suçları ve yaşadığı yenilgiyi daha da ağırlaştıracaktır./