Washington Anlaşması neden Lübnan'da yeni bir fitnenin zeminini hazırlıyor?
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i297628-washington_anlaşması_neden_lübnan'da_yeni_bir_fitnenin_zeminini_hazırlıyor
Parstoday – Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri, ülke hükümeti ile İsrail arasında imzalanan Washington Anlaşması'na değinerek Lübnan'a yönelik yeni bir fitne konusunda uyarıda bulundu ve halka seslenerek, “Ey Lübnan halkı, bu bir fitnedir.” dedi.
(last modified 2026-06-30T07:20:33+00:00 )
Haziran 30, 2026 10:18 Europe/Istanbul
  • Washington Anlaşması neden Lübnan'da yeni bir fitnenin zeminini hazırlıyor?

Parstoday – Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri, ülke hükümeti ile İsrail arasında imzalanan Washington Anlaşması'na değinerek Lübnan'a yönelik yeni bir fitne konusunda uyarıda bulundu ve halka seslenerek, “Ey Lübnan halkı, bu bir fitnedir.” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun açıklamasına göre, Washington Anlaşması geçen cuma günü Lübnan ile İsrail arasında imzalandı. Anlaşma, Lübnan'ın egemenliğini güvence altına aldığını öne sürerken, bir yandan Lübnan direnişinin silahsızlandırılmasını talep ediyor; diğer yandan ise Binyamin Netanyahu, anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından İsrail'in Güney Lübnan'daki “güvenlik bölgesinde” kalacağını ve yerinden edilen kişilerin geri dönmesine izin vermeyeceğini açıkladı. Anlaşma ayrıca İsrail'in çıkarları doğrultusunda başka maddeler de içerirken, Lübnan'ın ekonomik durumunun iyileştirilmesine ilişkin yalnızca sınırlı vaatlerde bulunuyor.

Peki, Washington Anlaşması neden Lübnan'da yeni bir fitnenin zeminini hazırlayacak?

İlk neden, Lübnan'da bu anlaşma konusunda ortak bir tutumun bulunmaması, aksine ciddi görüş ayrılıklarının ortaya çıkmış olmasıdır. Hizbullah, anlaşmayı “aşağılayıcı” ve meşruiyetten yoksun olarak nitelendirirken, Emel Hareketi bunun Lübnan'ın ulusal çıkarlarına aykırı olduğunu belirtti. Cibran Basil liderliğindeki Özgür Yurtsever Hareket de anlaşma metnini eleştirerek bunun işgalin devamına yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca İslami Cemaat, Müslüman Âlimler Konseyi, Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi, Lübnan Komünist Partisi, Talal Arslan ve Velid Canbolat da anlaşmanın maddelerini eleştirerek bunu Lübnan'ın egemenliği ve istikrarı açısından bir tehdit olarak değerlendirdi.

Buna karşılık, Semir Caca liderliğindeki Lübnan Kuvvetleri Partisi, Sami Cemayel başkanlığındaki Ketaib Partisi ve Batılı ülkelere yakın bazı milletvekilleri anlaşmayı destekleyerek bunu Lübnan'ın istikrarı ve Hizbullah'ın silah meselesinin sona erdirilmesi yönünde atılmış bir adım olarak değerlendirdi. En-Neşra internet sitesi bu konuda, “Bu belge karşısında Lübnan'da derin bir bölünme ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ve onu destekleyen ekip tarafından temsil edilen hükümet, bu anlaşmayı sistematik yıkımı durdurmak için zorunlu ve gerçekçi bir geçiş yolu olarak görüyor ve devlet yapısını kurtarmak adına onlarca yıldır Lübnan'ı koruyan Hizbullah'ın silahlarını feda etmeyi tercih ediyor. Buna karşılık Hizbullah yanlısı çevreler ve müttefikleri bu süreci kesin bir şekilde reddediyor ve bunu Lübnan'ın teslim edilmesini ve düşmanlarına bırakılmasını öngören, caydırıcılık dengesini ortadan kaldıran bir belge olarak görüyor. Onlara göre bu anlaşmanın uygulanması Lübnan'ın toprak bütünlüğü açısından son derece tehlikeli bir kumardır.

Bir diğer neden ise Washington Anlaşması'nın, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi ve ülkenin ekonomik durumunun iyileştirilmesi karşılığında Lübnan direnişinin silahsızlandırılmasını zorunlu kılmasıdır. En-Neşra bu konuda şöyle yazdı:

“Anlaşmanın ilk maddesi kendisini Lübnan'ın egemenliğinin ve İsrail ordusunun ülkeden çekilmesinin garantörü olarak tanıtmaktadır. Ancak bu mantık ciddi bir yapısal kusur taşımaktadır. Çünkü ikinci madde, İsrail'in çekilmesini açıkça silahlı grupların silahsızlandırılmasının ve altyapılarının ortadan kaldırılmasının doğrulanmasına bağlamaktadır.

Bu ‘imkânsız şart’, Lübnan ordusundan İsrail ordusunun başaramadığı bir görevi yerine getirmesini istemektedir. Hizbullah'ın gönüllü olarak silah bırakmasının mümkün görünmemesi nedeniyle bu madde, Tel Aviv'e Lübnan topraklarında kalması için hukuki ve altın değerinde bir gerekçe sunmaktadır.”

Başka bir ifadeyle, bu anlaşmanın doğurduğu yeni fitne, İsrail'in Lübnan'daki işgalinin fiilen meşrulaştırılmasıdır.

Üçüncü neden ise anlaşma konusunda Lübnan'da oluşan açık ve derin bölünmenin iç çatışma ihtimalini artırmasıdır. Nebih Berri de tam olarak bu konuda uyarıda bulundu. Lübnan Parlamento Başkanı şu ifadeleri kullandı:

“Bu anlaşmanın en büyüktehlikesi, iç ayrışmayı derinleştirmesi ve Lübnanlıları birbirine düşürmesidir. Bu durum doğrudan İsrail'in çıkarına hizmet etmektedir. Bu anlaşma, Lübnan'ın ve halkının birliğini tehdit eden bir fitnedir. Ben bu anlaşmayı ‘fitne’ olarak nitelendiriyorsam, bu siyasi uyarının en üst seviyesidir.”

Bu nedenlerle En-Neşra internet sitesi de analizinde şu sonuca varmaktadır:

“Üçlü çerçeve anlaşması kalıcı bir barış planı olarak görülemez. Aksine, Lübnan için zaman ayarlı bir bomba niteliğindedir. Bu anlaşma İsrail'e işgalini sürdürmesi için meşruiyet sağlarken, ABD yönetimine medya açısından bir başarı kazandırmakta; ancak Lübnan'ı iç çatışma ile kalıcı işgali kabullenme arasında sıkışıp bırakmaktadır.”