Yorum | Göçten Kaçışa: Siyonistlerin “Vadedilmiş Topraklar” Hayali Nasıl Suya Düştü?
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i299488-yorum_göçten_kaçışa_siyonistlerin_vadedilmiş_topraklar_hayali_nasıl_suya_düştü
Pars Today – İsrail olarak adlandırılan işgal altındaki topraklardan tersine göç, Siyonizm projesinin içten içe aşınmasının önemli göstergelerinden biri hâline gelmiştir.
(last modified 2026-08-16T04:26:20+00:00 )
Ağustos 16, 2026 05:53 Europe/Istanbul
  • Yorum | Göçten Kaçışa: Siyonistlerin “Vadedilmiş Topraklar” Hayali Nasıl Suya Düştü?

Pars Today – İsrail olarak adlandırılan işgal altındaki topraklardan tersine göç, Siyonizm projesinin içten içe aşınmasının önemli göstergelerinden biri hâline gelmiştir.

On yıllar boyunca dünyanın farklı bölgelerinden Filistin'e taşınarak Filistin topraklarında Siyonist rejimin temellerini atması amaçlanan nüfusun bir bölümü, şimdi bu toprakların bir kısmını terk ediyor. Buradaki mesele yalnızca ülkeyi terk eden göçmenlerin sayısı değildir; asıl önemli olan, kimlerin ayrıldığı ve neden artık kendileri ile çocuklarının geleceğini işgal altındaki topraklarda görmedikleridir.

Güvenilir medya kuruluşlarının haberlerine göre son üç yıl içinde yaklaşık 150 bin kişi bölgeyi terk etti. Bu eğilim, 2023 ve 2024 yıllarında Siyonist rejimin net göç dengesini negatife çevirdi. Önde gelen demograf Sergio DellaPergola, bu durumu Siyonist rejimin demografik tarihinde istisnai bir olgu olarak nitelendirmiştir.

Bu gelişmenin önemi, dünyanın farklı bölgelerinden Yahudilerin göçünün Filistin'deki Siyonist nüfusun artışındaki temel faktörlerden biri olduğunu bildiğimizde daha da belirginleşmektedir. 1948 ile 1960 yılları arasında göç, işgal altındaki topraklardaki nüfus artışının yaklaşık yüzde 65'ini oluşturuyordu; ancak bugün bu eğilim tersine dönmektedir.

Bu dönüşüm yalnızca Gazze savaşı ve Filistinlilere yönelik geniş çaplı suçların bir sonucu olarak değerlendirilemez. Benjamin Netanyahu hükümetinin yargı reformu planının yol açtığı siyasi kriz, savaş başlamadan önce ortaya çıkmıştı. Ardından Gazze savaşı, güvensizliğin yayılması, yedek askerlerin geniş çaplı seferber edilmesi, ekonomik baskılar ve toplumsal bölünmelerin derinleşmesi, çıkış eğilimini hızlandırdı.

Dolayısıyla savaş, Siyonist rejimin yaşadığı bütün krizlerin nedeni olarak görülemez; aksine savaş, bu rejimde birikmiş krizleri ve iç bölünmeleri daha görünür ve daha derin hâle getirmiştir.

Tel Aviv Üniversitesi'nin araştırmaları, 2023 ve 2024 yıllarında 100 binden fazla kişinin işgal altındaki toprakları terk ettiğini, 2025'te ise ayrılanların sayısının on binlere ulaştığını göstermektedir. Bununla birlikte, bu verilerin asıl önemi yalnızca ayrılanların sayısında değil, bu nüfusun bileşiminde yatmaktadır. Teknoloji uzmanları, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, sermaye sahipleri ve eğitimli iş gücü, ayrılanlar arasında önemli bir paya sahiptir.

Göç krizi artık demografik bir sorundan stratejik bir meydan okumaya dönüşmüştür. Siyonist rejim yalnızca nüfus kaybetmemekte, aynı zamanda beşerî sermayesini de yitirmektedir. Bu rejimin ekonomisi ileri teknolojilere ve uzman insan gücüne büyük ölçüde bağımlıdır. Doktorların, mühendislerin ve bilim ve teknoloji uzmanlarının ayrılması; üretim kapasitesini, inovasyonu ve vergi gelirlerini azaltabilir.

İsrailli kurumların araştırmaları da varlıklı ve uzman kişilerin göçündeki artış konusunda uyarılarda bulunmuştur. Bu eğilimin devam etmesi, vergi gelirlerini azaltabilir ve savaşın ağır yükünü taşıyan ekonominin ve Siyonist rejimin askeri bütçesinin üzerindeki baskıyı artırabilir. İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS) ve İsrail Demokrasi Enstitüsü de uzmanların ülkeyi terk etmesinin ve gençler ile yüksek gelirli kişiler arasında göç etme eğiliminin artmasının sonuçları konusunda uyarıda bulunmuştur.

Bir diğer önemli faktör ise yaşam kalitesindeki düşüştür. Yüksek konut maliyetleri, ekonomik baskılar, güvensizlik ve siyasi istikrarsızlık, işgal altındaki toprakların dışında yaşama seçeneğini bazı Siyonistler için daha cazip hâle getirmiştir.

Ancak tüm bu faktörlerin arkasında daha derin bir kriz de bulunmaktadır: Siyonizm projesinin geleceğine duyulan güven krizi. Siyasi geleceğe ilişkin kaygılar, aşırı sağcı akımların güç kazanması, toplumsal bölünmelerin derinleşmesi ve hepsinden önemlisi çocukların geleceğine ilişkin endişeler, bölge sakinlerinin bir bölümünü ülkeyi terk etmeyi düşünmeye sevk etmiştir.

Siyonizm projesi açısından bu gelişme tarihsel bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Dünyanın farklı bölgelerinden Yahudilerin Filistin topraklarına taşınması ve yerleştirilmesiyle şekillenen bir rejim, bugün aynı nüfusun bir bölümünün toprakları terk etmesiyle karşı karşıyadır. Knesset üyesi ve İsrail'deki Göç İşleri Komitesi Başkanı Gilad Kariv, mevcut süreci “tsunami” olarak nitelendirmiş ve bunun rejimin dayanıklılığı açısından bir tehdit olduğunu belirtmiştir.