Yorum | Amerikan Tekelinin Sonu; Batı Asya Yeni Bir Düzenin Eşiğinde
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i299650-yorum_amerikan_tekelinin_sonu_batı_asya_yeni_bir_düzenin_eşiğinde
Pars Today – Foreign Affairs dergisi son analizinde, İran'a karşı savaşı, Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki bölgesel düzenin zayıflamasında bir dönüm noktası olarak değerlendirdi; bu gelişme, Batı Asya ülkelerinin güvenlik hesaplamalarını önümüzdeki yıllar boyunca değiştirebilir.
(last modified 2026-08-20T05:06:11+00:00 )
Ağustos 20, 2026 08:03 Europe/Istanbul
  • Yorum | Amerikan Tekelinin Sonu; Batı Asya Yeni Bir Düzenin Eşiğinde

Pars Today – Foreign Affairs dergisi son analizinde, İran'a karşı savaşı, Amerika Birleşik Devletleri liderliğindeki bölgesel düzenin zayıflamasında bir dönüm noktası olarak değerlendirdi; bu gelişme, Batı Asya ülkelerinin güvenlik hesaplamalarını önümüzdeki yıllar boyunca değiştirebilir.

Bu değerlendirme, bir savaşın sonucuyla sınırlı değil, aksine Washington'un Batı Asya'nın güvenliğini sağlamak için on yıllar boyunca inşa ettiği modelin kademeli olarak başarısızlığını gösteriyor; bu model, büyük bir Amerikan askeri varlığına, çok sayıda üssün kurulmasına, Arap müttefiklerinin güvenliğinin sağlanmasına, Siyonist rejimin desteklenmesine ve İran'ın kontrol altına alınmasına dayanıyordu.

Şimdi, her zamankinden daha fazla, bu aynı bileşenler Amerika'nın güvenilirliğini aşındıran faktörler haline geldi. İran'a karşı savaş, Arap ülkeleri için önemli bir gerçeği ortaya koydu: Amerikan güçlerine ve askeri üslerine ev sahipliği yapmak, Washington'un koruması altında güvenlikten yararlanmak anlamına gelmiyor.

Savaş sırasında Körfez ülkeleri çatışmanın doğrudan sonuçlarına maruz kalırken, savaşı başlatma kararı Washington ve Tel Aviv'de alındı. Aslında, Amerika Birleşik Devletleri savaşı Fars Körfezi'ne sürükledi, ancak bölgenin güney ülkelerini sonuçlarından koruyamadı.

Bu gelişmenin önemi, Hürmüz Boğazı meselesini ele aldığımızda daha da artıyor. On yıllardır, ABD'nin Batı Asya'daki askeri varlığının en önemli gerekçelerinden biri, enerji akışının serbestliğini sağlamak ve hayati ticaret yollarını korumaktı. Ancak savaş, Washington'un bu stratejik güzergahtaki aksaklıklar karşısında ciddi sınırlamalarla karşı karşıya olduğunu gösterdi.

Foreign Affairs dergisi son değerlendirmelerinde, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasını, İran'ın savaşın ekonomik maliyetlerinin bir kısmını rakiplerine ve saldırganlarına aktarabildiği bir kaldıraç olarak görüyor. Bu durum, Arap ülkeleri için stratejik bir uyarı olarak değerlendiriliyor. Şimdi ciddi bir çelişkiyle karşı karşıyalar. Amerika Birleşik Devletleri bölgede hâlâ önemli bir askeri güce sahip, ancak bu askeri varlık, olası bir çatışma durumunda onları saldırı hedefi haline getirebilir.

Bu arada, Gazze'deki gelişmeler de bölgedeki ülkelerin hesaplamalarını değiştirmede önemli bir rol oynadı. Washington'ın Gazze savaşında Siyonist rejimin politikalarına verdiği destek, Amerika Birleşik Devletleri ile bölgedeki kamuoyu arasındaki mesafeyi artırdı ve hükümet düzeyinde Washington'ın politikalarına tam olarak uyum sağlamanın maliyetleri konusunda şüpheler yarattı.

Amerikan dış politika çevrelerinde bile bu yaklaşıma yönelik eleştiriler arttı. Foreign Affairs dergisi daha önce, Washington'ın Gazze savaşında Siyonist rejimin politikalarına aşırı uyumunun, Amerika'nın bölgedeki gelişmeleri etkileme yeteneğini azalttığı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Buna göre, Batı Asya ülkeleri her zamankinden daha fazla dış ilişkilerini çeşitlendirmeye, yabancı bir güce olan güvenlik bağımlılıklarını azaltmaya ve bölgesel mekanizmalar oluşturmaya yöneliyorlar. Bazı bölgesel devletler, bu dönüşümün işaretlerinden biri olarak, bağımsız güvenlik düzenlemeleri kurmaya çalışıyorlar.

Elbette, Amerika Birleşik Devletleri'ne duyulan güven krizi, mutlaka yeni bir hegemonik gücün ortaya çıkması anlamına gelmez. Örneğin Çin ve Rusya'nın da kendi sınırlamaları ve değerlendirmeleri vardır. Ancak on yıllardır ilk kez, bölgedeki ülkeler güvenliklerini tamamen yabancı bir güce emanet edemeyecekleri sonucuna her zamankinden daha çok yaklaştılar.

Washington'ın bölgede hâlâ askeri üsleri, savaş gemileri, uçakları ve binlerce askeri olabilir; ancak askeri güç tek başına artık geçmişteki gibi aynı siyasi güvenilirliği ve etkiyi yaratamaz.

İran'a karşı savaş ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir savaş başlatabileceğini, ancak savaşın nasıl biteceğini veya müttefiklerine ne kadar maliyet getireceğini kontrol edemeyeceğini de ortaya koydu.