Analiz | Suudi Arabistan’ın Yemen Ordusunun Artan Saldırıları Karşısındaki Pasif Tutumu
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i300724-analiz_suudi_arabistan’ın_yemen_ordusunun_artan_saldırıları_karşısındaki_pasif_tutumu
ParsToday- Suudi Arabistan, Yemen ordusunu kontrol altına almak ve petrol ihracatının hayati güzergâhlarını tehdit eden artan tehditlerle mücadele etmek amacıyla bölgesel ve uluslararası destek arayışında.
(last modified 2026-09-15T02:45:49+00:00 )
Eylül 14, 2026 16:46 Europe/Istanbul
  • Analiz | Suudi Arabistan’ın Yemen Ordusunun Artan Saldırıları Karşısındaki Pasif Tutumu

ParsToday- Suudi Arabistan, Yemen ordusunu kontrol altına almak ve petrol ihracatının hayati güzergâhlarını tehdit eden artan tehditlerle mücadele etmek amacıyla bölgesel ve uluslararası destek arayışında.

ParsToday’in haberine göre, Siyonist rejime ait Israel Hayom gazetesinin bildirdiğine göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, yardım almak amacıyla doğrudan diğer Körfez ülkeleri ve Mısır’la temasa geçti. Ayrıca ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla dolaylı olarak İsrail’den özellikle Yemen Ensarullah Hareketi’nin Babülmendep Boğazı’nı kapatmasını önlemeye yönelik istihbarat ve diğer destekleri talep etti.Suudi Arabistan’ın Yemen Ensarullah Hareketi’nin artan saldırıları ve petrol altyapısına yönelik tehdidin genişlemesi karşısındaki pasif tutumu, Arap Yarımadası ve Kızıldeniz’de güç dengesinin değiştiğinin en önemli göstergelerinden biridir. Suudi Arabistan, Ensarullah’ı geri püskürtmek amacıyla 2015 yılında Yemen savaşına girmiş ve askeri operasyonlara milyarlarca dolar harcamıştı. Ancak bugün Riyad, bu hareket ve Yemen ordusuyla mücadele etmek için kendi askeri kapasitesine güvenmek yerine Washington’dan doğrudan müdahale talep eden bir konuma gelmiştir. Son dönemde yayımlanan haberlere göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Donald Trump ile doğrudan temaslarında ABD’nin Ensarullah mevzilerine saldırmasını istedi. Ancak Trump bu talebi kabul etmedi ve şimdilik ABD’nin Yemen cephesine doğrudan müdahil olmasından kaçındı.Bu gelişme yalnızca Riyad ile Washington arasındaki taktiksel bir anlaşmazlık olarak değerlendirilemez; aksine Suudi Arabistan’ın güvenlik stratejisinin kırılganlığının bir göstergesidir. Riyad yıllardır güvenliğini mali gücü ve ABD’nin askeri desteği olmak üzere iki temel üzerine inşa etmişti. Ancak şimdi en kritik dönemlerden birinde, başlıca müttefiki dahi Suudi çıkarlarını savunmak amacıyla Ensarullah’a karşı yeni bir cephe açmaya yanaşmıyor. Bu temkinli tutumun nedeni de açık: ABD hâlihazırda geniş kapsamlı bölgesel bir kriz ve savaşla karşı karşıya ve Yemen’de doğrudan yeni bir cephe açılması savaşın kontrol edilemez biçimde genişlemesine yol açabilir. Görünüşe göre Trump, Washington’ın İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın sonuçlarıyla mücadele ettiği bir dönemde başka bir savaşa girmek istemiyor.Bu arada Yemen ordusu, Suudi Arabistan açısından hayati önem taşıyan bir noktaya giderek daha fazla baskı uyguluyor: petrol, Kızıldeniz ve Babülmendep arasındaki bağlantı. Babülmendep’in girişinde bulunan stratejik Perim Adası’nın ele geçirilmesi ve Yemen ordusunun Kızıldeniz kıyılarında ilerlemesi, deniz taşımacılığını kontrol etme ve Suudi Arabistan’ın ihracat güzergâhları üzerinde baskı oluşturma kapasitesini önemli ölçüde güçlendirdi. Associated Press, Ensarullah’ın Kızıldeniz kıyılarındaki ilerleyişinin yanı sıra Suudi Arabistan’ın mevzilerine ve petrol altyapısına da saldırdığını bildirdi. Bunun yanı sıra Yemen ordusu ve Ensarullah, stratejik Babülmendep geçişindeki deniz trafiğini ciddi biçimde etkileyebilecek bir konuma ulaşmış durumda.Bu gelişmenin önemi, Suudi Arabistan’ın petrol altyapısına yönelik saldırılarla birlikte değerlendirildiğinde daha da belirginleşiyor. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, ülkenin doğu bölgelerindeki petrolü Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na taşıyan ve Riyad’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek için kullandığı en önemli alternatif güzergâhtır. Yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki bu boru hattı, kriz dönemlerinde günlük 5 milyon, azami olarak ise 7 milyon varile kadar petrol taşıyabilir. Bu boru hattının tesislerine yönelik son saldırı ve faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması stratejik bir darbe oldu. Çünkü bu saldırı, Suudi Arabistan’ın Hürmüz’e bağımlılığını azaltmak amacıyla oluşturduğu alternatif güzergâhın dahi bölgesel savaştan korunamadığını gösterdi.Bu durum Suudi Arabistan’ı fiilen “çifte enerji kuşatması” altında bırakmıştır. Doğuda Hürmüz Boğazı’ndaki aksama, Basra Körfezi’nden petrol ihracatını tehdit ederken, batıda Yemen ordusu Babülmendep’i ve Suudi Arabistan’ın petrolünün Kızıldeniz’e taşındığı güzergâhları baskı altına alabilir. Bu nedenle son dönemde yayımlanan haberler, Riyad’ın petrol ihracatının güvenliği konusundaki endişelerinin arttığını gösteriyor. Reuters de Ensarullah’ın Kızıldeniz kıyılarındaki ilerleyişinin ve Babülmendep’e yaklaşmasının Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı ve küresel ticaret güzergâhları açısından doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirtti.Bu durumun Siyonist rejim açısından önemi daha da büyük. Tel Aviv, Yemen ordusunun Kızıldeniz kıyılarında ve Babülmendep yakınındaki adalarda konumunu sağlamlaştırmasının, Yemen ordusuna İsrail’le bağlantılı gemiler ve Eilat’a yönelik deniz güzergâhı üzerindeki baskıyı artırma imkânı sağlayacağının farkında. Bölgedeki deniz güzergâhlarının Hürmüz krizinden eş zamanlı olarak etkilenmesiyle birlikte Yemen ordusunun Babülmendep’teki konumunu güçlendirmesi, İsrail’i güneydeki önemli bir deniz güzergâhında da baskı altına sokabilir ve İsrail limanlarına mal ve enerji taşımacılığının maliyetini artırabilir.Bu açıdan Muhammed bin Selman’ın Fars Körfezi ülkeleri, Mısır ve ABD’nin desteğini sağlama çabası anlaşılabilir olmakla birlikte, aynı zamanda Riyad’ın seçeneklerinin ne kadar sınırlı olduğunu da ortaya koymaktadır. Suudi Arabistan’ın Yemen’de yeni ve geniş kapsamlı bir kara savaşı başlatması kolay değil. Zira önceki savaş deneyimi, hava üstünlüğü ve mali gücün Ensarullah karşısında mutlaka zafere yol açmadığını gösterdi. Bugün Ensarullah ise çok daha gelişmiş füze ve İHA kapasitesine ve daha fazla operasyonel deneyime sahip ve Suudi Arabistan’ın doğrudan herhangi bir müdahalesinin maliyetini artırabilir.Son gelişmelerin en önemli mesajı, Suudi Arabistan’ın yalnızca askeri değil, aynı zamanda stratejik nitelikte bir krizle karşı karşıya olduğudur. Ensarullah, deniz taşımacılığına yönelik baskı, Suudi Arabistan’ın deniz yoluyla kuşatılması, Babülmendep üzerindeki kontrol ve petrol altyapısına yönelik saldırılarla Suudi Arabistan’ın güvenlik ve enerji yapısının kırılganlığını ortaya koymuştur. Trump’tan müdahale talep edilmesi ve Washington’dan gelen olumsuz yanıt da ABD’nin geleneksel güvenlik garantilerinin artık geçmişteki kadar güvenilir olmadığını gösteriyor.Öte yandan Siyonist rejim de Babülmendep’teki gelişmeleri endişeyle takip ediyor. Zira Yemen ordusunun bu bölgedeki gücünü pekiştirmesi, İsrail’in çıkarlarına karşı kalıcı bir baskı unsuru oluşturabilir.Dolayısıyla Riyad’ın mevcut pasif tutumu, eylemsizlikten ziyade Suudi Arabistan’ın stratejik seçeneklerinin daralmasının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Yemen’de yıllarca süren savaşın ardından Suudi Arabistan artık şu gerçekle karşı karşıya: Karşı taraf geri çekilmek yerine savaş alanını Suudi Arabistan’ın enerji güvenliği ve bölgesel ticaretinin stratejik derinliğine taşımayı başarmıştır.