İsrail’in cinayetlerini arttırması, Abbas’ın uzlaşmacı hareketi
-
İsrail’in cinayetlerini arttırması, Abbas’ın uzlaşmacı hareketi
Filistin kurtuluş örgütü icra komitesi genel sekreteri Saib Arikat, Filistin özerk teşkilat Başkanı Mahmut Abbas’ın Paris’te Amerika ve Fransa Dışişleri Bakanları ile ayrı ayrı görüşmesini, Paris ve Washington’un Ortadoğu bölgesinde sözde barış sürecini ihya etme çabası olarak değerlendirdi.
Filistin kurtuluş örgütü icra komitesi genel sekreteri Saib Arikat, Filistin özerk teşkilat Başkanı Mahmut Abbas’ın Paris’te Amerika ve Fransa Dışişleri Bakanları ile ayrı ayrı görüşmesini, Paris ve Washington’un Ortadoğu bölgesinde sözde barış sürecini ihya etme çabası olarak değerlendirdi.
Mahmut Abbas Paris’te Fransa ve Amerika Dışişleri Bakanları ile görüşmesinde Filistin ve Arap dünyası bölgede sözde barışın sağlanması için diplomatik çabaların arenasına girmeye hazır olduklarını söyledi.
Saib Arikat, Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry de Başkanı Obama’nın Ortadoğu bölgesinde barış sürecini ihya etmeyi arzu ettiğini anlattığını belirtti. Son günlerde Ortadoğu uzlaşma sürecini ihya etmeye yönelik bu tür çabalar, korsan rejim İsrail son aylarda geniş çapta cinayetlerini arttırdığı ve bu cinayetler kaygı verici boyutlara ulaştığı bir sırada gündeme geliyor. 2016 yılının başından beri 230 Filistinli masum vatandaşın şehit edilmesi, Filistinlilere ait yüzlerce evin yıkılması ve yüzlerce hektar tarım arazilerinin gasp edilmesi, eli kanlı rejim İsrail’in Batı şeriada işlediği sınırsız cinayetlerin bir bölümünü oluşturuyor. Kuşkusuz Fransa’nın hazırladığı ve Filistin milletinin hakları hiçe sayıldığı Ortadoğu’nun sözde barış planları en başta siyonist rejimi mazlum Filistin milletine karşı cinayetlerini arttırma konusunda iyice küstahlaştırıyor.
Aslında Amerika ve Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinin sözde Ortadoğu barış planı adı altında gündeme getirdikleri planlar korsan İsrail’in bir yahudi devleti olarak tanınması ve Filistinli mültecilerin anavatanına geri dönüş hakkının yok edilmesi ve şu anda bulundukları ülkelere yerleşmeleri gibi şom hedeflerden başka hiç bir hedef gütmüyor. Üstelik bu tür planlarda özellikle Filistin direnişinin silahsızlanması da isteniyor. Fransa gibi ülkelerin önerdiği planlarda siyonist rejimin esir aldığı Filistinli esirlerin kaderine asla değinilmiyor. Gerçekte Batılı devletlerin Ortadoğu için hazırladığı sözde barış planları temelindeki komplo süreci sadece siyonist rejimin yayılmacı politikalarına zemin oluşturuyor ve buna bir de barış kılıfı giydiriliyor.
Ortadoğu için hazırlanan bu tür komplocu planlar, içinde sadece Batılı devletlerin ve siyonist rejimin çıkarları gözetildiğinden Filistin krizine çözüm getiremiyor ve bu yüzden önceden hezimete uğrayan planlar olarak kamuoyu tarafından algılanıyor.
Son aylarda ise Batılı çevrelerden tekrar Ortadoğu uzlaşma sürecini ihya etmeye yönelik bazı fısıltılar duyuluyor. Bu zemin hazırlığının ardından ise Filistin özerk teşkilatından bazı yetkililer siyonist rejim İsrail ile uzlaşma müzakerelerine yeniden başlamaya hazır olduklarını açıkladı. Oysa siyonist rejimde Benyamin Netanyahu bu rejimin tarihinde en radikal ve en faşist bir kabineyi kurarak Ortadoğu uzlaşma sürecine son kurşunu sıkmış oldu. Aslında bu kabinenin kurulması bile Tel aviv’in sözde barış ve uzlaşma süreçleri gibi konulara asla inanmadığını daha da belirgin hale getirerek gözler önüne serdi.
Buna göre ve yeni tur uzlaşma müzakereleri başladığı bir sırada dünya kamuoyu eli kanlı rejimin işgal altındaki topraklarda yayılmacı ve şiddet içerikli politikalarını arttırdığına ve Filistinli bölgelerde siyonist yerleşke inşaatına ivme kazandırdığına ve son aylarda Filistinli vatandaşları tutuklama sürecini genişlettiğine şahit oluyor.
Bu durum, uzlaşma süreci sadece siyonist rejim için yayılmacı politikalarını gütmek için bir malzeme olduğunu ortaya koyuyor. Bu şartlarda ise uzlaşma müzakerelerine vurgu yapmanın anlamsız olduğu ve eli kanlı rejime karşı tek çare direniş olduğu açıkça ortadadır. 015