Irak ve Arabistan ilişkilerinin düğümü
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i35374-irak_ve_arabistan_ilişkilerinin_düğümü
Arabistan’ın Irak büyükelçisi Samer Sabhan’ın müdahaleci ve sansasyonel açıklamalarının ardından Bağdat yönetimi Riyad yönetiminden sabhan’ın yerine başka birini atamasını istedi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ağustos 29, 2016 09:12 Europe/Istanbul
  • Irak ve Arabistan ilişkilerinin düğümü
    Irak ve Arabistan ilişkilerinin düğümü

Arabistan’ın Irak büyükelçisi Samer Sabhan’ın müdahaleci ve sansasyonel açıklamalarının ardından Bağdat yönetimi Riyad yönetiminden sabhan’ın yerine başka birini atamasını istedi.

 

 

Arabistan’ın Irak büyükelçisi Samer Sabhan’ın müdahaleci ve sansasyonel açıklamalarının ardından Bağdat yönetimi Riyad yönetiminden sabhan’ın yerine başka birini atamasını istedi. Press TV’nin haberine göre gerçi Samer Sabhan’ın Irak’ta büyükelçisi sıfatıyla faaliyete başlamasının üzerinden bir yıl bile geçmediği halde Bağdat yönetimi resmen Riyad’dan Sabhan’ı geri çağırmasını istedi. Irak Dışişleri Bakanlığı Arabistan büyükelçisini Irak’ın içişlerine karışmakla suçluyor.

Arabistan’ın Irak büyükelçiliği Aralık 2015’in ortalarında Samer Sabhan’ın büyükelçi olarak atanmasının ardından Irak’ta faaliyetine yeniden başladı. Arabistan yönetimi 1990 yılında ve Saddam’ın Baas rejimi Kuveyt topraklarına saldırmasının ardından Irak büyükelçiliğini kapatma kararı almıştı. Ancak iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 2004 yılında ve Saddam rejimi devrildikten sonra yeniden başladı ve Arabistan aynı yılda ve ilk adım olarak Irak ile ilişkilerini diplomatik temsilcilik düzeyine çıkardı. Bu ilişki sonunda geçen yılın Aralık ayında Arabistan büyükelçiliğinin yeniden açılması ile gelişti ve Samer Sabhan Riyad ve Bağdat arasındaki diplomatik ilişkileri 25 yıl kesilmesinin ardından yeniden tanımlamak ve kurmakla görevlendirildi.

Gerçekte Saddam rejiminin devrilmesi Irak için başta Arabistan olmak üzere bölge ülkeleri ile ilişkilerini yeniden geliştirmesi bağlamında yeni bir fırsat oluşturdu. Irak yönetimi Saddam rejiminden sonra şimdi Arap dünyasında etkili bir devlet olma yolunda adım atıyor ve bunun için en başta komşuları ve bölge ülkeleri ile makul ilişkileri olması gerekiyor. Bu noktadan hareketle Irak ve Arabistan ilişkileri, Suud rejiminin Bağdat büyükelçiliğinin yeniden açılması ile ilk temel taşı atılmış oldu. Ancak Samer Sabhan’ın Bağdat’a gelmesinin ardından Suud diplomatın faaliyetleri Irak’taki siyasi gelişmelerden etkilenmeye başladı. Gerçekte Sabhan Bağdat’taki 9 aylık görevi boyunca asla bir büyükelçi kılığında davranmadı ve diplomatik tutumu da Bağdat ile Riyad arasındaki diplomatik ilişkilerin gelişmesi yönünde olmadı. Suud diplomatın tutumundan anlaşıldığı üzere Arabistan Irak’ın Arap dünyasına güçlü bir giriş yapmasını istemiyor ve bu ülkeyi zayıf düşürmeyi amaçlıyor.

Gerçekte Suud Büyükelçi Sabhan’ın Bağdat’ta sergilediği tavrı ve uygulamaları asla diplomatik örf ve adetlere uygun görünmüyor ve bu diplomatın bu şekilde davranmaya devam etmesi Irak yönetiminin Arap dünyasına güçlü dönüş hedefine hizmet etmeyeceği de açıkça ortada duruyor. Nitekim iki ülke arasında iyi ve geniş ilişkilerin kurulması karşılıklı iyi niyet ve milli çıkarlara saygıya dayanır. Oysa Suud büyükelçi Samer Sabhan’ın davranışlarında bu ilkelere saygı işareti asla göze çarpmıyor ve daha çok Arabistan ile Irak ilişkilerini bozmaya yönelik olduğu anlaşılıyor. Öte yandan Samer Sabhan’ın diplomatik davranışlarının uygunsuzluğu yüzünden kendisine yöneltilen eleştirilerin her geçen gün daha da arttığı gözleniyor, öyle ki Irak Dışişleri Bakanlığı geçen Pazar günü bir bildiri yayımlayarak Arabistan yönetiminden Sabhan’ın yerine başka bir diplomatını göndermesini istedi.

Irak Dışişleri Bakanlığı konu ile ilgili yayımladığı bildiride Sabhan asla diplomatik kurallara uymadığını ve daha da ötesi, Irak’ın içişlerine karıştığını ve bu durum Irak milleti ve devleti için asla kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Samer Sabhan’ın üçüncü tarafın desteklediği özel bir kesimin kendisine yönelik suikast planı hazırladığı iddiası ve Irak halk güçleri Haşedul Şaabi hareketini terörle mücadelede etkili olmasına karşın karalamaya çalışması ve özellikle Iraklı şii müslümanları etnikçilik ve mezhepçilik yapmakla suçlaması Irak’ın milli çıkarları ve milli egemenliğine ters düşen durumlardır. Bu tutum Riyad ve Bağdat arasındaki ilişkileri geliştirme çabalarının da tam karşı noktasındadır ve bunu düzeltmenin tek yolu ise Sabhan’ın Riyad’a geri çağırılması ve yerine daha makul bir diplomat atanmasıdır.015