Filistin’de direnişe vurgu
-
Filistin’de direnişe vurgu
Binlerce Filistinli vatandaş Cuma günü Filistin İslamî cihat hareketinin 29. Kuruluş yıldönümünde ve bu hareketin kurucusu ve İslamî cihat hareketinin ilk genel sekreteri Dr. Fethi Şakaki’nin 14. Şehadet yıldönümünde Filistin’i işgalci siyonistlerin pençesinden kurtarmanın tek yolu direnişi sürdürmek olduğunu haykırdı.
Binlerce Filistinli vatandaş Cuma günü Filistin İslamî cihat hareketinin 29. Kuruluş yıldönümünde ve bu hareketin kurucusu ve İslamî cihat hareketinin ilk genel sekreteri Dr. Fethi Şakaki’nin 14. Şehadet yıldönümünde Filistin’i işgalci siyonistlerin pençesinden kurtarmanın tek yolu direnişi sürdürmek olduğunu haykırdı.
Anma törenine video konferans aracılığı ile katılan Filistin İslamî cihat genel sekreteri Ramazan Abdullah Şalah konuşmasında siyonistlerle uzlaşma sürecini reddederek bu sürecin bağımsız Filistin devletinin kurulması ile sonuçlanmadığı gibi bölgeyi barışa doğru yöneltmek yerine savaşa sürükleyeceğini kaydetti.
Bilindiği üzere Filistin’de 1987 yılında birinci intifada hareket başladığında Filistin milleti, Filistin İslamî cihat hareketi gibi Filistinli direniş gruplarının öncülüğünde siyonist rejimin baskıcı politikalarının şiddetlenmesine aynı şekilde tepki vermeye başladı ve direnişi sürdürmekte kararlı olduklarını ortaya koydu ve böylece direniş odakları bir bir ardı sıra kurulmaya başladı. Gerçekte Filistin milletinin birinci intifadasının şekillenmesi döneminde yaşanan gelişme Filistin İslamî cihat hareketi gibi halk direniş gruplarının kendiliğinden şekillenmeye başlamasıydı ve bu gelişme, siyonist rejimin tüm hesaplarını da alt üst etti. Nitekim o şartlarda eli kanlı rejim İsrail ve başta ABD olmak üzere Batılı hamileri Filistin milletinin yeni tur kıyamını bastırmak amacıyla birinci intifada hareketinden hemen sonra Ortadoğu uzlaşma sürecini tedarik görmeye başladı. Aslında Batılı devletler Ortadoğu uzlaşma sürecini gündeme getirerek bir nevi siyonist rejimin Filistin milletinin direnişine karşı hezimetlerinin devam etmesini engellemeye ve sonuçta Filistin milletinin haklarını iyice çiğnemeye çalıştı.
Ortadoğu uzlaşma süreci çerçevesinde Madrid konferansı 1991 yılında uzlaşmacı Arap rejimlerle siyonist rejimin katılımı ile düzenlendi ve ardından Eylül 1993 tarihinde da Oslo anlaşması Filistin kurtuluş örgütü ile korsan İsrail arasında imzalandı. Bu süreç aslında bazı irticai Arap rejimlerin ve Filistin’de bazı seyrek sayıdaki kanatların korsan İsrail karşısında uzlaşmacı tavrını daha da gün ışığına çıkardı ve Filistin davasını saptırmak için de Filistin yeni bir teşekkülün ortaya çıkmasına yol açtı.
Oslo anlaşmasından sonra 1994’te Filistin özerk teşkilatı kuruldu.
Öte yandan Batılı devletler ve özellikle Amerika uzlaşma anlaşmaları etrafında büyük propagandalar yapmaya başladı. Bu propagandaların amacı ise işgalci siyonist rejimi barıştalep göstermek ve ayrıca Filistin topraklarının bu rejim tarafından işgalini meşrulaştırmaktı. Oysa eli kanlı rejim için sayısız puan belirlenen bu anlaşmalarda Filistin milletine hiç bir şey verilmedi ve sadece işgalci rejime bazı ufak tefek yükümlülükler getirildi, oysa bu ufak tefek yükümlülüklerin hiç biri de yerine getirilmedi.
Bu yüzden Filistin milleti son yıllarda derinişin siyonist rejime karşı elde ettiği kazanımları ve zaferleri ve bu rejimi siyasi ve askeri alanlarda geri çekilmeye zorlamasının ardından Filistin ülküsünü gerçekleştirmenin tek yolunun katil siyonistlere karşı direniş olduğu sonucuna vardı. Korsan İsrail’in 2005 yılında Gazze şeridinden geri çekilmek zorunda kalması ve yine 2009 ve 2012 ve 2014 yıllarında Gazze şeridine art arda dayattığı üç savaşta bozguna uğraması, Filistin ülküsünün ancak direnişle gerçekleşebileceğini bir kez daha ortaya koydu ve bu yüzden Filistin milleti şimdi uzlaşmaya hayır, direnişe evet diyor.015