İsrail'in İşgalcilik ve Sultasının Olumsuz Sonuçları
İran İslam Cumhuriyeti'nin BM temsilcisi yardımcısı ve elçisi BM' Genel Kurulunun 4. komitesinin yıllık oturumunda yaptığı konuşmada, işgal rejimi İsrail'in Filistinliler aleyhindeki baskı ve cinayetlerinin artış kaydettiğini bildirerek, bu rejimin işgalcilik ve cinayetlerinin devam etmesinin dünya barışı ve güvenliğine en büyük tehdit olduğunu bildirerek buna karşı mukabele edilmesini istedi.
İran İslam Cumhuriyeti'nin BM temsilcisi yardımcısı ve elçisi "Gulam Hüseyin Dehgani" ayrıca siyonist İsrail rejiminin işgal altındaki Filistin topraklarındaki özellikle de Beyt'ul Mukaddes'e yönelik girişimlerinin Cenevre'nin 4. Konvansiyonu ve BM Teşkilatının muhtelif kararnamelerine aykırı olduğunu ve tüm bunları ihlal edici nitelikte olduğunu bildirdi.
İşgal altındaki Filistin topraklarından ulaşan son bilgiler uyarınca bu rejim işgal altındaki topraklarda yayılmacı ve sultacı siyasetlerini günü gününe artırarak sürdürmektedir. Filistinlileri kendi bölge ve evlerinden dışarı atarak yeni site inşa çalışmalarını artıran siyonist rejim siyonistleri yeni işgal ettiği bölgelere yerleştirirken bu arada müslümanlar için büyük bir önem taşıyan en kutsal beldelerinden Kudüs ve Mescidi Aksa'yı tahrip etme tehlikesi de bir o kadar artmış bulunmaktadır. Öyle ki siyonistler şimdi de Mescidi Aksa yakınlarında bir tren istasyonunun oluşturulacağı projesini gündeme getirmiş ve bununla da Mescidi Aksa'nın tahrip edilmesi tehditleri de artış kazanmıştır.
İsrail TV kanallarına göre, İsrail ulaştırma bakanı yaptığı açıklamada, sözkonusu istasyonunun hızlı tren için yapılacağını belirterek, İsrail'in en kısa zamanda sözkonusu istasyon projesini hayata geçirmeye başlayacağını söyledi.
Kudüs ve Telaviv arasında 1.8 milyar dolarlık bütçeyle inşa edilecek olan 56 km. demiryolunun sözkonusu istasyonunun Mescidi Aksa yakınında yapılacak olmasına tepkiler gelmeye başlarken, bu hattın gelecek yıl hizmete açılacağı bildirildi.
Son yıllarda işgal rejiminin Filistin toprakları üzerindeki zulüm ve cinayetleri özellikle Gazze'ye yönelik insanlık dışı saldırıları ve sürekli Mescidi Aksa'ya taciz edici saldırgan girişimleri günümüzde dünya Müslümanlarını ve hatta dünya kamu oyunu derinden rencide etmiş bulunmaktadır. Bu barbarlık ve cinayetlerin boyutları o kadar büyüktür ki son dönemlerde ekseri uluslararası toplantı ve konferansların, oturumların ana gündemlerinden biri olmuştur.
Öte yandan Filistin Başkan Yardımcısı Ahmed Bahr, Filistin halkını ve gruplarını hep birlikte Mescid-i Aksa'yı korumak amacıyla seferber olmaya davet ederek, işgal rejimi başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Mescid-i Aksa altındaki kazı çalışmalarına bizzat katılmak isteğini açıkladığını ve işgal polisinin Knesset üyelerinin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesine izin verilmesi yönündeki tavsiyesini hatırlattı.
Bahr, bugün (26 Ekim Çarşamba) konuyla ilgili yayınladığı bildiride, Mescid-i Aksa'yı hedef alan planların tehlikeli boyutlara ulaştığını söyleyerek Netanyahu'nun ve Knesset üyelerinin baskınlara ve kazı çalışmalarına bizzat katılmak istemelerinin Mescid-i Aksa'yı önümüzdeki günlerde bekleyen tehlikeler hakkında ipucu verdiğini ifade etti.İşgal rejimi siyasetinin en tepesindeki ismin Mescid-i Aksa'ya yönelik planlara bizzat katılmasının Filistin halkını hızlı bir şekilde Mescid-i Aksa'yı savunmak için seferber olmaya sevk etmesi gerektiğini kaydeden Bahr, Netanyahu ve işgal liderlerinin Mescid-i Aksa'ya zarar vermek ve sözde heykeli inşa etmek için tehlikeli bir döneme hazırlandıklarını bildirdi.
Siyonist İsrail rejimi aslında Filistinlilere ait mekanları ve İslami kutsal yerleri tahrip etmek suretiyle Filistin'in ve bu kutsal beldelerin İslami kimliklerini silip yok etmek istemekte ve gerçekleri saptırmaktadır. Bu meseleyle ilgili olarak da özellikle müslümanların ilk kıblesi olarak Mekke ve Medine'den sonra en kutsal mekanları olarak kabul edilen Mescidi aksayı da yıkmak için uzun zamandan beri sinsi bir uğraşı içindedir.
Tüm bu çalışmaları ise öyle bir ortamda sürdürmektedir ki BM Teşkilatının 242 ve 338 sayılı kararnameleri ve yine Cenevre konvasiyonu uyarınca siyonist İsrail rejimi işgal ettiği bölgeler üzerinde her hangi bir değişiklik ve tasarrufta bulunmaması ve bu bölgeleri olduğu gibi bırakması bildirilmiştir. BM Teşkilatı ayrıca 1980 yılında 478 sayılı kararnameyi yayınlayarak İsrail'in Beytul Mukaddes'teki her türlü tekelci karar ve girişimlerini iptal etmiş ve İsrail'in Beytul Mukaddes ile ilgili kararlarının geçersiz ve boş olduğunu bildirmiştir ki işgal rejiminin bu tutumu ve girişimi aynı zamanda müslüman camianın yanı sıra tüm dünya topluluklarının sert itiraz ve protestosuna muhatap olmuştur.
Böyle bir ortamda BM Teşkilatının SİYONİST İsrail rejiminin insanlık dışı girişim ve cinayetleri ve yayılmacılığı karşısındaki sessizliği ve sorumsuz davranması siyonist rejimin bölge ve dünya çapında bile cinayet girişimlerinde bulunması konusunda daha bir cesaretlendirmektedir. Bunun için de dünya kamu oyu özellikle de İran devleti ve milleti şimdiye kadar defalarca dünya kamu oyunda siyonist İsrail rejimi karşısında kararlı ve ciddi tavırlar almalarını ve dünyanın bundan daha fazla tehdit ve tehlikeye uğramasına izin vermemelerini istemiştir.