İsrail’de sosyal bunalımların Milli hüviyetsizlikten kaynaklanıyor olması
-
Filistin
Filistin’in 1948 yılında işgal edilen topraklarda bulunan UNİCEF temsilciliği başkanı Roei Melamed, İsrail’de Yahudi toplum arasında toplumsal bunalım ve kişilik bozukluklarını artarak devam ettiğini, aile içi soğuk ilişkilerin yaygın bir hastalığa dönüştüğünü, bu ruhsal krizin intihara teşebbüs eylemlerini arttırdığını söyledi.
İngiltere emperyalizmi ve ardından Amerika emperyalizminin türevi olan Siyonizm ile donatılmış İsrail devleti, Ortadoğu’daki milletlere işgalci güç olarak dayatıldı. İsrail katiller sürüsü Siyonist terör örgütlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Bu nedenle devleti oluşturan toprak ve halk gibi iki temel unsurdan yoksundu.İsrail Filistin halkına ait topraklar üzerinde kurulmuştur. Halk unsurundan yoksun olduğu için, çeşitli ülkelerden devşirtilip toplatılıp Filistin topraklarına nakledilen Yahudilerden oluşmaktadır. Amerika başta olmak üzere Batılı güçler, Filistin halkını katliamdan geçirme ve sürgün etme politikalarını uygulayıp onların ev ve arazilerini işgal ve gasp edip, Yahudi göçmenleri bu topraklara nakledip yerleştirmek için Siyonist Yahudi siteleri kurdurmaktadırlar. İsrail’de tutulan Yahudiler, anavatan sayılabilecek İsrail milli kimliği ve vatandaşı sayılmazlar. Çünkü Siyonist Yahudi ajansları ve göçmen komiteleri, onları çeşitli ülkelerden toplayıp Filistin topraklarına nakletmiş bulunuyorlar. Yahudiler Filistin topraklarına göç etmeye özendiren gerekçe, Yahudi milliyetçiliği ve etnik temelde dini özentidir. Yapay İsrail devleti değildir. Bu yapay devlet ve vatandaşlık işgal edilen Filistin topraklarındaki Yahudi kümeler arasında toplumsal davranış bozukluklarıyla bireysel ruhi bunalımlara yol açmaktadır. Yahudi halkı işgalci oldukları için vicdan azabı da yaşayıp, davranış bozukluklarına yakalanıyorlar. Parlak gelecek ile kandırılan Yahudiler, Filistin’e göç ettikten sonra zorluklar ve sorunla karşılayıp geri göç hareketi başlatıp kurtulmaya çalışıyorlar. Çünkü İsrail rejimi sürekli dehşet ve korku yaratıp, Filistinlileri düşman ve tehdit kaynağı olarak gösterip, Yahudileri sürekli eli tetikte bekletiyorlar. Sürekli korku aşılamak ve korku içinde yaşamak, insanı bunaltır. Nitekim Yahudi gençler ve özellikle genç kızlar arasında intihara teşebbüs oranı hızla artmaktadır. Göçmen Yahudileri milli hüviyet ve bütünlükleri olmadığı için sosyal hayatlarında da zorluklar yaşıyor ve güvensizlikle içe kapanıklık eğilimleri yaygın hale gelmiştir. Yahudi gençler ve aile efradı sevgi ve sıcak ailevi ilişkiler bile geliştiremiyorlar. Gençler sadece sosyal paylaşım sitelerinde ruhi açıdan tatmin olmaya çalışıyorlar. Filistin’in 1948 yılında işgal edilen topraklarda bulunan UNİCEF temsilciliği başkanı Roei Melamed’un tespitlerine göre, İsrailli gençlerin yüzde 46’sı haftada bir kez ve yüzde 34’ü haftada iki yada üç kez, yüzde 20si de dört kez ve daha fazla anne ve babalarıyla bir araya gelip konuşuyorlar. Siyonist rejim, Yahudi topluluk arasında milli hüviyet duygusu yaratmak amacıyla Hoolokost, Yahudi dini, Siyonizm temelli Yahudi milliyetçiliğini aşılayıp gündemde tutuyorlar. Ancak bunların hiç biri işe yaramamıştır. Günden güne toplumsal ilişkileri zayıflamakta, Yahudi topluluklar arasında yabancılaşma duygusu hızla yayılmaktadır.