Terörizmle mücadele iddiası yerine terörizmle pratikte mücadele edilmesi gereği
Kasım 26, 2016 03:18 Europe/Istanbul
-
Terörizmle mücadele iddiası yerine terörizmle pratikte mücadele edilmesi gereği
Irak’ın Hille bölgesindeki terör saldırısı bir çok ülkenin sert tepkisiyle karşılaştı. Bu terör saldırıları, Dünya toplumuyla devletlerin terörizmle mücadele sözlerin pratikte terör ile mücadeleye dönüştürülmesi gerektiğini ispatladı.
24 Kasım günü Elşumli bölgesindeki Babil İl merkezi Hulle’de bir benzin istasyonunda bomba yüklü bir terör saldırısı yapıldı. Selefi Vahhabi DAEŞ terör örgütü bu insanlık ve İslam dışı vahşi saldırıyı üstlendi. İran İslam cumhuriyeti ve diğer ülkeler bu terör saldırısını lanetlediler ve DAEŞ ile amansız bir savaşın sürdürülmesi gerektiğini vurguladılar.
Son bir yıldaki gelişmeler, Terörizmin sadece İslam ve Ortadoğu ülkeleriyle sınırlı kalmadığını, bütün dünya toplumunu tehdit ettiğini gözler önüne sermektedir. Avrupa ülkelerinde ve özellikle Fransa’daki terör saldırıları, Rusya yolcu uçağının Mısır hava sahasında düşürülmesi, Mısır uçağının Akdeniz de düşürülmesi, Amerika’nın Orlando şehrindeki terör saldırısı, Pakistan ve Afganistan’daki vahşi saldırılar tekfirci terörizmin bütün milletleri tehdit ettiğini göstermektedir.
Terörist guruplar Asya, Afrika, avrupa ve amerika kıtası ülkelerde terör saldırıları yaptıkları ve fiili olarak tehditlerini gerçekleştirdikleri görülüyor. terörizmin küresel bir tehdide dönüştüğü halde Maalesef dünya toplumu filli olarak terörizme karşı savaşı ciddiye almamaktadır. Amerika Başta olmak üzere Batılı ülkeler terörizmle mücadeleden söz ediyorlar.
Ancak terör örgütlerini iyi ve kötü terörizm olarak sınıflandırıp, İslam ve Arap ülkelerini yıkıp yakan, katliamdan geçiren terörizmi iyi ve kendilerini tehdit eden terör örgütlerini kötü terörizm olarak yansıtmaktadırlar. Batılı güçler Suriye’de sadece DAEŞ’i kötü terörizm olarak nitelendirmektedirler. Diğer selefi Vahahbi tekfirci terör örgütleri olan İslam ordusu, Ahraruşşam, Fetih ordusu, Nusra Cephesi ve diğer terör örgütleri sadece Suriye sınırlarında kaldıkları için iyi teröristlerdir.
Batılı ülkelerle bölgesel işbirlikçileri olan Suudi krallık rejimi, Katar, Birleşik Arap emirlikleri ve AKP hükümeti açıkça tekfirci terör örgütlerine silah, insan gücü, askeri teçhizat ve istihbarat sağlayıp sevk ve idare etmektedirler. Geçen aylarda Rusya’nın baskısı sonucu, tekfirci Nusra Cephesi Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine Haleb’den çekildi. Tekfirci terör örgütlerine karşı en ciddi savaş veren ülkeler ise İran, Rusya, Irak ve Suriye hükümetleridir.
Batılı ülkeler ve bölgesel işbirlikçileriyse terörizme karşı sözde mücadele vermektedirler. Terör örgütlerini istedikleri yerlere sevk edip, ardından terörizmle mücadele bahanesiyle şehirleri işgal edip, imha ediyor ve yakılmış topraklar oluşturuyorlar. Suriye’de Özgür Suriye Ordusu Nureddin zengi gibi birkaç tekfirci selefi Vahhabi terör örgütüyle paralı askerlerden oluşmaktadır. Türkiye hükümetinin eğittiği ve silahlandırdığı Haşdülvatani ve yeni adıyla Neyneva muhafızları ve Hain liderleri Esil Nuceyfi aslında DAEŞ’in müttefiki’dirler ve DAEŞ ile sözde mücadele edeceklerdir.
Geçenlerde eski Baascı tekfirci Tarık elHaşimi de yaptığı söyleşide İran’ın Irak’taki etkisinin kırılması gerektiğini söyledi. AKP hükümetine sığınan katil Haşimi DAEŞ’i de açıkça desteklemişti. İşte terör elebaşlarının fermanları üzerine Irak’ın Hulle gibi şehirlerinde tekfirci terör örgütleri yüzlerce İranlı, Afganlı, Pakistanlı ve ıraklı Masum sivil insanları İmam Hüseyin As’nın Erbayin Merasimine katıldıkları için topluca şehit ediyor ve yaralıyorlar. Irak ve Suriye’deki tekfirci katillerin amerika ve Avrupa ülkelerinde de benzer saldırılar yapma ihtimali çok yüksektir.
İran İslam cumhuriyetinin askeri danışmanlığı, Rusya’nın askeri ve hava operasyonları sonucu, Irak ve Suriye ordusu DAEŞ ile diğer selefi vahhabi terör örgütlerine karşı imhacı operasyonlarını sürdürmektedirler. Bu nedenle terör örgütleri artık eski güçlerini kaybedip, ne yapacaklarını şaşırmaktadırlar. Batılı ülkelerin ciddi bir şekilde terör örgütlerini desteklemekten vazgeçerlerse, terörizmle mücadele bölgesel alanda başarılı olabilir ve batılı ülkelerde tehditler ve göç dalgasından kurtulabilirler. Batılı devletler bölgesel işbirlikçilerini bile terör örgütlerine lojistik ve silah desteği vermekten sakındırırlarsa, sözde insani yardım ve insan hakları adı altında Irak ve Suriye’de terör örgütlerini beslemekten kaçınırlarsa, terörizmin kökü bu İslam ve Arap ülkelerinde kazınabilir.
Etiketler