Irak’tan Arabistan iddialarına tepki
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i50020-irak’tan_arabistan_iddialarına_tepki
Irak Dışişleri Bakanlığı Çarşamba günü yayımladığı bildiride, Arabistan’ın Fars körfezi ülkeleri işlerinden sorumlu devlet Bakanı Samer Sahban’ın müdahaleci açıklamasına tepki göstererek, Irak Dışişleri Bakanlığı tüm Iraklılara ait olduğunu vurguladı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Kasım 29, 2016 20:26 Europe/Istanbul
  • Irak’tan Arabistan iddialarına tepki
    Irak’tan Arabistan iddialarına tepki

Irak Dışişleri Bakanlığı Çarşamba günü yayımladığı bildiride, Arabistan’ın Fars körfezi ülkeleri işlerinden sorumlu devlet Bakanı Samer Sahban’ın müdahaleci açıklamasına tepki göstererek, Irak Dışişleri Bakanlığı tüm Iraklılara ait olduğunu vurguladı.

 

 

Irak Dışişleri Bakanlığı Çarşamba günü yayımladığı bildiride, Arabistan’ın Fars körfezi ülkeleri işlerinden sorumlu devlet Bakanı Samer Sahban’ın müdahaleci açıklamasına tepki göstererek, Irak Dışişleri Bakanlığı tüm Iraklılara ait olduğunu vurguladı.

Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Cemal Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Suud rejiminin Mekke’nin adını kötüye kullanması, Bakan Sahban’ın acizliğinin işareti olduğunu belirtti. Ahmet Cemal, Sahban Irak’tan ihraç edildikten sonra hâla Irak Dışişleri Bakanlığının tüm Iraklılara ait olduğunu anlayamadığını vurguladı.

Irak’ta Arabistan büyükelçisi olarak görev yapan Sahban bir süre önce Irak’ın içişlerine yönelik müdahaleci açıklamaları ve tutumu yüzünden Bağdat yönetiminin kararı üzerine Irak’tan ihraç edildi. Sahban Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi’yi ilkin Mekke’yi tahrip etme düşüncesi ile suçladı ve ardından kınama yaptı.

Aslında Sahban’ın Irak’ın içişlerine müdahale anlamına gelen bu tutumu Irak Dışişleri Bakanlığının İslam İşbirliği Teşkilatı İİT’nin son oturumunda sergilediği tutumdan kaynaklanıyor. Irak yönetimi İİT’nin Yemenli Husileri Mekke’ye füze saldırısı iddiası ile kınamak için düzenlediği bu oturumda hazırlanan kararname taslağına karşı çıktı ve Riyad yönetimi hiç bir delil ve belge sunamadığını belirterek bu meseleyi bir iddia niteledi.

Gerçekte Yemen ordusunun Arabistan topraklarında Cidde havaalanına füze saldırısı, Suud rejiminin Yemen’de masum insanları katliam etmesine tepki olarak gerçekleşmişti, ancak Arabistan Cidde’ye füze saldırısını Mekke’ye füze saldırısı şeklinde ilan etti. Arabistan’da İslamî kutsal mekanları elinde tutan ama yönetmesinde acizlik sergileyen Suud hanedanı türlü yollara baş vurarak kamuoyunu bu gerçekten saptırmaya çalışıyor. Suud hanedanı Arabistan’da kutsal mekanların hademesi olduğunu ileri sürerek bu konudan siyasi hedefleri uğrunda yararlanmaya çalışıyor ve şimdi de Yemen’i mesnetsiz ve boş bir iddia ile suçlayarak bölgede savaş cığırtkanlığını ve müdahaleci politikalarını ve cinayetlerini meşru göstermek istiyor.

Kuşkusuz Suud hanedanı Kabe ve Mescid-i Haram’a Mekke’de ve Mescid-i Nebevi’ye Medine’de ev sahipliği yapmaktan siyasi açıdan nemalanmak istiyor ve bu konuyu kendisinin yumuşak gücü olarak görüyor. Aslında Mekke ve Medine müslümanlar için büyük önem ve değer arz ettiğinden Suud hanedanı bu konudan mümkün mertebe siyasi açıdan nemalanmak istiyor.

Suud rejimi geniş coğrafi alanı, yüksek petrol geliri ve Mekke ve Medine’nin bu ülkede varlığı gibi bileşenlere dayanarak İslam dünyasının liderliği iddiasını ortaya atıyor ve ayrıca bölgesel bir güç olmayı hayal ediyor. Bu şartlarda Suud hanedanı bölge üzerindeki nüfuzunu arttırmak için tekfirci selefi Vahabi ideolojisini bu rejimin özel siyasi ideolojisi olarak benimsiyor ve ve bu ideolojiden bölgedeki nüfuzunu arttırma yönünde yararlanmaya çalışıyor. Oysa Vahabi ideolojisi sadece Ortadoğu değil, tüm dünyanın güvenliğini beslediği tekfirci teröristlerle tehlikeye attığı anlaşılıyor. Tekfirci Vahabi ideolojisinin ürünü olan teröristler İslamî kutsal mekanlara karşı çıkarak Irak ve Suriye’de bu mekanları geniş çapta tahrip ediyor ve şimdi de Arabistan’da İslamî mekanları ve simgeleri yok etme politikasına yöneldiği anlaşılıyor. İşte böyle bir ortamda Iraklı yetkililer Suud rejiminin bu politikasına tepki göstererek İslam dünyasını bu konuda aydınlatmaya çalıştığı anlaşılıyor.015