Atvan: Amerika’daki Saldırıları İranlılar Değil Suudiler Gerçekleştirdi
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i60227-atvan_amerika’daki_saldırıları_İranlılar_değil_suudiler_gerçekleştirdi
Ortadoğulu uzman yazarlardan Abdel Bari Atvan, Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin Amerika Başkanı Donald Trump’ın yedi ülke vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklayan kararını desteklemelerini eleştirerek, “Amerika’daki terör saldırılarını gerçekleştiren bu yedi ülkenin vatandaşları değil, Suudilerdi” diye yazdı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Şubat 03, 2017 12:48 Europe/Istanbul
  • Atvan: Amerika’daki Saldırıları İranlılar Değil Suudiler Gerçekleştirdi

Ortadoğulu uzman yazarlardan Abdel Bari Atvan, Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin Amerika Başkanı Donald Trump’ın yedi ülke vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklayan kararını desteklemelerini eleştirerek, “Amerika’daki terör saldırılarını gerçekleştiren bu yedi ülkenin vatandaşları değil, Suudilerdi” diye yazdı.

Rey El-Yevm Gazetesi Baş editörü ve Ortadoğulu uzman yazarlardan Abdel Bari Atvan kaleme aldığı son yazısında Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin Amerika Başkanı Donlad Trum’ın Müslüman yedi ülkenin vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklayan kararını desteklemesine değindi ve şunları yazdı: “Donald Trump’ın yedi İslam ülkesi vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklayan bu ırkçı kararına karşı, Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde protestolar düzenlenirken, Amerika’nın çeşitli eyaletlerindeki avukatlar bu karara meydan okurken ve Amerika’nın Dışişleri Bakanlığında çalışan 90 kişi bu karara karşı öfke ve tepkilerini göstermek için istifa ederken, bu kararın Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından onaylanmasını ve desteklenmesi beklemiyordum.

Bu konuda kesinlikle Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Hükümetleri ile işbirliği yapıldı ve bu karar, Donald Trump ve Suudi Kralı Salman Bin Abdülaziz, Birleşik Arap Emirlikleri Ebu Dabi Veliahtı Muhammed Bin Zayed ve Birleşik Arap Emirlikleri Genelkurmay Başkanı arasında gerçekleşen görüşmenin bir sonucuydu.

Suudi Enerji Bakanı Halid El-Falih’in BBC’ye söyledikleri bizi şok etti. El-Falih şunları söyledi: “Amerika’nın halkının güvenliğini garanti altına almaya ve tehlikeleri engellemeye hakkı vardır.

Amerika ve Arabistan arasındaki ilişkiler çok güçlü ve derindir ve bu iki ülkenin ekonomik ve stratejik konularda iş birliğinden başka yolu yoktur.”

İlk şok kadar etkili olan ikinci şoku da Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah Bin Zayid Al-i Nahyan yaşattı. Al-i Nahyan Abu Dabi’de Rusyalı mevkidaşı Sergey Lavrov ile düzenlenen ortak basın toplantısında şunları söyledi: “Müslümanların ve Arap ülkelerinin büyük bir kısmı yasak kapsamına girmemiştir ve Trump’ın aleyhlerinde karar aldığı belirli ülkeler sorunlarla karşı karşıyadır ve bu ülkeler bu sorunları aşmalıdır.

Amerika bir hükümet kararı almıştır ama Trump bu kararı belirli bir bölge için almış gibi lanse etmeye çalışılıyor ama Amerikalıların kendilerinin açıklamaları bunun yanlış olduğunu kanıtlamaktadır. Çünkü onlar bu kararın bir dine karşı alınmadığını söylediler.”

Şimdi gündeme gelen soru şu, eğer bu karar bir hükümet kararı ise, neden Avrupa ülkeleri bu kararı desteklemedi? Neden İngiltere halkının iki milyondan fazlası, Trump’ın İngiltere’ye gelmesini istemediklerini belirten bir dilekçe imzaladı?

Trump’n ırkçı kararları tamamen Amerika anayasası ile çelişmektedir. Amerikalıların bu yasaya karşı çıkmasının nedeni sadece Müslümanların hakkını korumak için değil, kendi anayasalarını ve bu anayasada yer alan adalet değerini korumak içindir.

Suudi Enerji Bakanının, Amerika’da meydana gelen terör saldırılarını gerçekleştirenlerin giriş yasağı kapsamındaki Sudan, Irak, Somali ve İran’dan değil de Arabistan’dan geldiğini ve buna rağmen Arabistan’ın bu listede yer almadığını unutup, neden Amerika’nın avukatlığını yaptığını ve Amerika’nın halkını tehdit eden tehlikeleri ortadan kaldırmaya hakkı olduğunu savunduğunu bilmiyoruz.

Trump bu listeyi çıkarmakla bir grubu cezalandırmış ve özellikle bazı İslam ülkelerini hedef almıştır ve bunla birlikte Amerika Büyükelçiliğini Kudüs’e taşımak için de ortam hazırlamaktadır. Acaba bu politikalar terörizmin en çirkin türü değil mi ve bu tip eylemler terörist grupların yüzlerce hatta binlerce Müslüman genci cezp etmesine ortam hazırlamıyor mu?

Amerika Kongresi 11 Eylül saldırıları kurbanlarının ailelerine Arabistan’dan davacı olma ve tazminat alma hakkı tanıyan JASTA yasasını çıkardığında, Suudi hükümeti bütün İslam ülkelerinden Riyad ile dayanışma halinde olmalarını ve bu yasaya karşı bildiri yayınlamalarını istedi. Riyad aynı zamanda İslam İş Birliği Teşkilatından da bu yasayı çok sert bir dille eleştiren bir bildiri çıkarmasını istedi. Peki Riyad şimdi neden özellikle Arabistan’ın liderliğini yaptığı Arap Koalisyonu üyesi olan ve kuvvetleri Suudi kuvvetlerinin yanında Yemen’de savaşan Sudan’ın da aralarında bulunduğu yedi ülkeyle dayanışma içerisinde bulunmuyor?

Avrupa Birliği Başkanı Trump’ı Avrupa için bir terör tehlikesi olarak nitelendirdi ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande da benzer bir tutum sergiledi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’ de bu ırkçı ve tehlikeli politikadan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi ve bu kararı kınadı. Hatta İngiltere Başbakanı Theresa May bile beş gün boyunca bu kararı kınamaktan sakınsa da bu gün İngiltere Avam Kamarasında Trump’ın  bu kararını eleştirerek, bunun yanlış ve kargaşaya sebep olacak bir karar olduğunu söyledi. Öyleyse neden İslam ve Arap ülkeleri de buna benzer bir tutum sergilemiyorlar?

İslam ülkelerinden bazı kişilerin Amerika’da terör operasyonları gerçekleştirdiğini inkâr etmiyorum ama o zaman bütün Arap ülkeleri de bütün Kanadalıların ülkelerine girişini mi yasaklamalı. Çünkü Kanadalı bir terörist Kanada’nın Quebec bölgesinde bir camiye saldırı düzenlemiş ve namaz kılanların üzerine ateş açarak birçok kişiyi öldürmüştü.

Gayrimüslimler bu ırkçı ve acımasız karar karşısında Müslümanları savunurken, Arap Hükümetlerinin kendini ve hakimiyeti savunma bahanesiyle bu kararı desteklemesinden acı ve üzüntü duruyorum.”