Seyid Hasan Nasrullah'ın Lübnan İslami Direniş Hareketi siyasetini savunması
Lübnan İslami direniş hareketi Hizbullah'ın genel sekreteri Seyid Hasan Nasrullah, İran İslam cumhuriyeti Radyo-TV kurumuna verdiği demecinde, terörist gurupların kuruluş ve saldırıları ve Amerika'nın terörizmi destek konusunda açıklamalarda bulundu.
Ortadoğu'da ve özellikle İslam ve Arap ülkelerinde çok sayıda terör örgütü kurulup yıkıcı ve kanlı saldırılarını sürdürmektedirler. Bu terör örgütlerinin kuruluş ve tanımı konusunda farklı görüşler bulunuyor ve ciddi ihtilaflar yaşanıyor.
20. yüzyıl sonlarında El-Kaide ve Taliban gibi tekfirci terör örgütlerinin kuruluşu ve güç kazanmasının nedeni, Amerika ve müttefiklerinin bölge ülkelerine müdahale edip, işgal dayatmalarıydı. Fakat 3. bin yıldaki terör örgütlerinin kuruluşu, Amerika'nın Arap ülkelerine saldırıp Irak gibi ülkeleri işgal etmesi ve Irkçı İsrail rejiminin gayri meşru varlığının korunup kollanmasının doğal sonucudur. Amerika 2001 yılında Afganistan'ı ve 2003 yılında Irak'ı işgal edip, terör örgütlerinin, iktidar boşluğu nedeni ile kurulup güç kazanmasına sebep oldu. Amerika ve müttefikleri Suriye'de "Eğit-Donat" planıyla terör örgütlerini kurdurdu ve terör örgütlerini iyi ve kötü terör örgütleri olarak sınıflandırıp, emir kulu teröristleri "iyi" ve kendine pek itaat etmeyen teröristleri de "kötü" teröristler olarak nitelendirdi.
Amerika ile işbirlikçisi gerici dikta Arap rejimleri ve ırkçı Siyonist İsrail rejimiyle bazı Avrupalı ülkeler, Lübnan'ın işgaline son veren, Filistin halkının kurtuluş savaşını destekleyen, tekfirci terörizm ile Batılı güçlerin maşası ve Siyonist rejimin işbirlikçisi ırkçı falanjistlerle mücadele etmiş olan Lübnan İslami direniş hareketini terör listesine almış bulunuyorlar. Antiemperyalist ve anti Siyonist Hizbullah halk hareketini destekleyen İran İslam cumhuriyetini de terörizmi desteklemekle suçluyorlar. Terörizmin önemli tanımlarından biri, " Siyasi, dini veya iktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla insanların can ve mal güvenliklerini tehlikeye düşürecek ve onlara zarar verecek şekilde, yine bunun yanında resmi, yerel ve merkezi yönetimlere karşı baskı, yıldırma, tehdit, cebir ve şiddet içeren eylemlere ve bunlarla oluşturulan korku ortamına “terör”, teröre başvuran organize yapılanma “terör örgütü” ve mensuplarına da “terörist” denilmektedir. "
Lübnan Hizbullah'ı bu tanımın hiçbir öğesinin içinde yer almamaktadır. Lübnan Hizbullah'ı Şii, Sünni, Hıristiyan, Dürzi ve diğer halk kesimleri ve toplulukların güvenliğini sağlayan hizmet ve hayır kurumu olmakla birlikte, Lübnan Meclisinde milletvekili sahibi bir kuruluştur ve meşrudur. Ancak savunma maçlı silahlı kolları da vardır. Bu silahlı kolları Siyonist rejiminin işgaline son veren ve saldırılarıyla katliamlarını önleyen bir mücahidler birliğidir.
Buna karşılık Amerika ve Siyonist İsrail rejimi, devlet terörü uygulamaktadırlar. İnsan hakları ihlalleri içinde gerçekleştirilen şiddet hareketleri ile kendini gösteren devlet terörizmi, yönetim görevini elinde bulunduran güçlerin, belli hedeflere ulaşmak amacı ile yönetilenler üzerinde, baskı ve şiddet uygulama manasına gelir. Bir devlet, hedeflerine ulaşmak için başka ülkeleri işgal etmesi, halklarını teslim almaya çalışması " ya teslim ol…yada öl…" demesi , katliamlar yapması, devlet terörü sayılır. Amerika ise devlet terörünün açık bir örneğidir. İsrail rejimi de Filistin topraklarını işgal etmiş olması, Filistin halkına ırk ayırımcılığı yapması, onların geçim kaynaklarını kurutması ve sürgün etmesi, şehirleri kışlaya çevirip, Filistinlilerin mahallelerini karakollarla ablukaya almış olması, ırk ayırımı duvarı örmüş olması açık bir devlet terörüdür. Çünkü halkı sindirme ve yok etme yolunu seçmiştir.
Lübnan Hizbullah'ı ise bu devlet terörlerine ve saldırılarına karşı direnişçi bir güçtür. Amerika ve Siyonist rejimin, Filistin halkının düşünürlerini, yazarlarını, siyasetçilerini, bilginlerini, dini ve siyasi önderlerini Filistin topraklarında ve diğer ülkelerde katletmesi, Lübnan Hizbullah'ının siyasi ve askeri önderlerine suikast düzenlemesi ve hatta hava saldırılarıyla öldürmesi, İran nükleer bilginlerini bombalı suikastlarla şehit etmesi, açık bir devlet terörüdür. Amerika bölge ülkelerinin güvenliğini sarsmak, etnik ve mezhep savaşlarını çıkarmak, bu yoldan askeri ve siyasi müdahalelerde bulunabilmek amacıyla DAEŞ ve diğer terör örgütlerini kurdurdu. Hillary Clinton da El-kaide ve DAEŞ'in Amerika tarafından kurdurulduğunu itiraf etti. Seyid Hasan Nasrullah da yaptığı açıklamada, Amerika'nın devlet terörü uyguladığını, terörist İsrail rejiminin de en büyük koruyucusu olduğunu, başka ülkeleri ve milletleri terörizmle suçlama hakkına sahip olmadıklarını, Suriye savaşında sadece teröristlerle savaş olmadığını, terör örgütlerinin destekçisi olarak Amerika liderliğindeki Batılı müttefikleriyle gerici Arap rejimlerine karşı bir savaş da olduğunu söyledi. /