Siyonist İsrail meclisinde, Kudüs camilerinde 'ezan yasağı' ilk oylamada kabul edildi
Beytul Mukaddes'de ezanın belli saatlerde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı İsrail meclisinnde (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.
Ezanın gece 23.00 ile sabah 07.00 saatleri arasında hoparlörle okunmasına yasak getiren tasarı için Knesset'te yapılan oylamada 55 milletvekili "evet" oyu kullanırken, 48 milletvekili tasarıya karşı oy verdi.
Knesset'teki Arap milletvekilleri, oylama sonucunun açıklanmasıyla birlikte tekbir getirerek tepkilerini ortaya koydu.
Oylamanın ardından kürsüye çıkan Arap milletvekili Ahmed Tiybi, "Ezan namaz çağrısıdır. (İsrail Başbakanı Benyamin) Netanyahu ve onun aşırı sağcı destekçilerine rağmen bu topraklarda yankılanacaktır" dedi.
Tasarının yasalaşması ve uygulamaya geçirilmesi için Knesset'te iki ayrı oturumda daha kabul edilmesi gerekiyor.
Öte yandan Gazze Şeridi'ndeki camilerden, İsrail parlamentosu Knesset'in 'ezan yasağı' tasarısını onaylamasına tepki olarak yatsı namazından sonra birkaç defa ezan okundu.
Gazze'deki Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Gazze'deki cami imamlarına, yatsı namazından sonra ezanı birkaç defa okumaları yönünde genelge gönderildiği belirtildi.
Açıklamada, "Bu (uygulama), işgalci İsrail'in, Kudüs kenti ve 1948'de işgal edilen Filistin topraklarında yer alan camilerde ezanın okunmasını sınırlandıran yasa tasarısını kabul etmesine protesto olarak yapıldı" ifadesi kullanıldı.
Bu arada İşgal rejimi parlamentosu Knesset'in dün (8 Mart Çarşamba) ezan yasağı olarak bilinen yasa tasarısını ilk oylamasında kabul etmesi Filistinliler tarafından tepkiyle karşılandı.
Filistin Vakıflar ve Dini İşler Bakanı Şeyh Yusuf Id'iys, yasa tasarısını kınayarak, işgal rejiminin ırkçılığının siyasi boyutu aşarak dini boyuta ulaştığını söyledi.
Id'iys, konuyla ilgili yayınladığı bildiride, Müslümanlara yönelik ırkçılık ve aşırılık dolu bu kararın Kudüs'ün dini kimliği konusunda pratikte bir şey değiştirmeyeceğini, bilakis kutsal değerlerine daha sıkı sarılmalarını sağlayacağını ifade etti.
Uluslararası toplumdan, Arap ve İslam ülkelerinden, konuyla ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlardan Müslümanlara ve Hıristiyanlara ait kutsal mekanların korunmasını isteyen Id'iys, işgal hükümetinin bu sorumsuz kararından vazgeçmesinin sağlanması çağrısında bulundu.
Knesset'teki Ortak Arap Listesi üyesi milletvekilleri de yasa tasarısının ilk oylamasının kabulünü kınayarak, ırkçı ve faşist bir yasaya asla saygı duymayacaklarını ifade etti.
ABD başkanı Trump'ın, Amerika'nın Telaviv'deki elçiliğini Kudüs'e aktaracağını açıklaması ve bu yönde siyonist rejim yetkilileri ile Amerika yetkililer arasında yapılan görüşmelerde ele alınması, işgal rejimi meclisinin böyle bir karar almasında etkili olduğu belirtilmektedir.
Özellikle Trump sonrası Amerika ile İsrail arasında ilişkilerin en üst seviyeye çıkarılması ardından siyonist işgal rejimi kendi saldırgan ve yayılmacı siyaset ve tutumlarını daha da artırmış ve yeni site inşa çalışmaları konusunda yeni kararlar çıkarmış bulunuyor.
Aslında işgalci siyonist İsrail rejimi, Beytul Mukaddes'in müslümanlara ait olduğunun BM UNESCO tarafından açıklanması ve BM Güvenlik konseyinin de İsrail'in Filistin toprakları üzerinde her türlü yeni yapılanmayı durdurması yönünde kararname yayınlaması ardından böyle bir girişimde bulunmakta.
Siyonistlerin Mescide Aksaya yönelik saldırı ve tecavüzleri uluslararası kanun ve kuralları ihlal ettiği gibi aynı zamanda siyonist rejimin Filistinlilerle ilgili taahhütlerini de ayaklar altına almaktadır. Nitekim siyonist rejimle Ürdün yönetimi arasında 1994 yılında imzalanan bir anlaşma uyarınca, siyonistlerin Mescidi Aksa içinde ibadette bulunmalarının yasaklanması kararlaştırılmıştı. Ancak Mescidi Aksa üzerinde çirkin hedefleri bulunan siyonist İsrail rejimi muhtelif bahanelerle bu mescide yönelik taciz ve tecavüzlerini sürdürmüş ve bu mescidin altına dinamit koymak için de mescidi Aksaya zaman ve mekan olarak ikiyi ayırmak istemiştir.
Mescidi Aksa'nın zaman ve mekan olarak ikiyi bölünmesinden asıl amaç ise buranın müslümanlara ait kutsal bir mekan olma özelliğinden çıkarmaktır. Hatırlatmak gerekir ki siyonist rejim Yahudilerin kutsal dini bayramlarında müslümanların Mescidi Aksaya girmelerine izin vermiyor. Mekan olarak da işgal rejimi üstü kapalı mekanların müslümanlara ait olduğunu ancak üstü açık mekanların ise Yahudilerin kutsal mekanları olduğunu iddia etmekte. Siyonistlerin bu kutsal mekanda izlediği kazı ve arkeolog çalışmaları ve diğer bir takım sinsi girişimleri dikkate alındığında Mescidi Aksa'nın mekan olarak taksim olunması durumunda diğer daha nice mekanların da aynı bahane ile müslümanların elinden çıkarılacağını şimdiden tahmin etmek pek de zor değil. netice itibariyle bu çirkef emellerin tahakkuk bulması durumunda siyonistlerin tüm kutsal mekanlar üzerindeki sultası tamamlanmış olup, bu mekanlara müslümanların girişine izin verilmeyeceğini şimdiden söyleyebiliriz.