Siyonist İsrail'in işgalciliği ve saldırganlığı Ortadoğu'da bütün sorunların kaynağıdır
-
Siyonist İsrail'in işgalciliği ve saldırganlığı Ortadoğu'da bütün sorunların kaynağıdır
İşgalcilik Ortadoğu'da uluslararası bütün sorunların anaya kaynağı olmasına rağmen Amerika bu gerçeği inkar ederek ve ırkçı İsrail'i destekleyerek, bu rejimin işgalci ve saldırgan mahiyetini temize çıkarmaya devam ediyor.
Dün BM Güvenlik Konseyi'nde Filistin ve Ortadoğu meselelerini inceleme amacıyla yapılan oturumda İran'ın BM daimi temsilcisi Gulamali Hoşru, Ortadoğu bölgesindeki sorunların temelinde bölgenin bazı topraklarının ırkçı İsrail tarafından işgal edilmesi ve hala da saldırıların ve sultanın sürdürülmesi olduğunu dile getirdi. Hoşru, terör rejimi İsrail'in 1948'de Filistin'i işgal ettiği tarihten beri bu zamana kadar bölge ülkelerine karşı 14 kez savaş açtığını ve aynı zamanda nükleer silahların üretim ve depolanmasını yasaklayan NPT konvansiyonuna kabul etmediğini aynı şekilde kitle imha silahlarını yasaklama örgütünü hiçe saydığını ve kısaca bu rejimin uluslararası bütün kanunlarını ayaklar altına aldığını söyledi.
Aslında belirtmek gerekirse işgalcilik ve radikalizm bölge ve dünyayı tehdit eden en önemli iki konudur. Zira terörist bugün yalnızca Ortadoğu'yu değil aksine bütün dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Ama burada bir soru akla gelmektedir ki, acaba terörizmle mücadele ettiklerini iddia edenler, aslında teröristlerle mi mücadele ediyor yoksa teröristlere karşı mücadele veren ülkelere ve çevrelere karşı siyaset yürütmektedirler?
Bu sorunun cevabını vermeden önce bütün ülkelerin terörizm ve radikalizme karşı ortak işbirliğinde olması gerektiğini bildirmeliyiz. Zira, aksi halde hem terörizme destek vereceksin hem de terörizmle mücadele ettiğini ileri süreceksin. Bu şekilde asla terörizmin kökü kurutulmayacağı gibi aksine terörizm daha da güçlenecektir. Bu arada söylemek gerekirse, terörizmle mücadelenin önündeki en büyük engel, terörizmin tarifidir. Zira, terörizme destek veren devletler, terörü bugün, ılımlı, kötü, yumuşak teröristler gibi akla hayale gelmedik kılıflar bularak onlara arka çıkmaktadırlar. Bu siyasetler de tabii olarak teröristlerin dünya ve bölge güvenliğini tehdit etmelerine neden olmaktadır. Bundan ötürü Ortadoğu bölgesinde kalıcı bir istikrar olması için terörizmle mücadelede ortak siyaset uygulanmalıdır aksi halde ortadoğu'da huzur, güven ve istikrar olmadıkça kuşkusuz Avrupa dahil dünyanın diğer yerlerinde de huzur ve istikrar bozulacaktır.
Ama maalesef bugün siyonist İsrail rejimi Arabistan gibi bazı bölgedeki rejimlerin de açık ve gizli işbirliğiyle bölgedeki sultasını, cinayetlerini ve işgalini sürdürmektedir. Öte yandan Arabistan rejimi de, Siyonist İsrail'e hizmet edercesine Yemen'de cinayetlere ve saldırılara devam etmektedir. Bu rejimler Suriye'de de meşru yönetimi devirmek için çok kapsamlı bir koalisyon adı altında terörist gruplara destek vererek bölgenin huzursuzluğunu ve istikrarsızlığını daha da kötü hale getirmektedirler.
Terör rejimi İsrail, her zaman şom emellerini gerçekleştirmek için bölge ülkelerini birbirine düşürmeye dayalı projelerini hayata koymaktadır. Bunun için de her şeyden önce nükleer ve kitle imha silahlarını depolamakta ve bölge ülkelerinin enerjilerini ortadan kaldırmak ve onların servetlerini yok etmek için de çatışma, savaş ve ihtilaflar çıkarmaktadır.
Korsan İsrail rejimi halihazırda elinde bulundurduğu en az 200 nükleer başlıklı füzeyle, bölgede nükleer silaha sahip olan tek rejim ünvanını koruyor ve aynı şekilde, bu silahlarla diğerlerini tehdit ederek, cinayet, saldırı, ırkçılık, işgal, uluslararası kanunları çiğneme gibi siyasetlerini sürdürmektedir. Aslında bugün bölgede yaşanan gelişmelerin nereden kaynaklandığına bakıldığına, bunun en asli sebebinin terör rejimi İsrail'e destek veren ülkelerin siyasetlerinden kaynaklandığı gerçeği görülecektir.
Siyonist rejim İsrail ve hamisi rejimler, bölgede terör ve savaş estirmek suretiyle gerçekte bölge ülkelerini parçalamak ve kendi sultalarını korumak istemektedirler. Bundan dolayı, terörist ve radikalizme karşı ortak gerçekçi bir tutum sürdürülmedikçe bu gibi savaşların da devam etmesi kaçınılmazdır.