Lübnan'ın Arabistan yetkililerinin komplocu tutumunu eleştirmesi
-
Samir Sebbah
Lübnan Müslüman Alimler Derneği, Fars Körfezi ile ilgili Suudi Arabistan'ın bakan danışmanı Samir Sebhan'ın sözlerine tepki gösterdi. Sebhan Lübnan halkı ve hükümetinin Hizbullah'ın siyasetlerine karşı sessizliğinde şaşkın olduğunu söylemişti.
Lübnan Müslüman Alimler Derneği Salı günü yayınladığı bildiride, "Lübnan hükümetinin bu sözlere karşı tutumunun açık olduğunu, Lübnan dışişleri bakanının Suudi Arabistan büyükelçisini çağırarak, fitneci bu açıklamalar hakkındaki itirazını bildirerek kendisine nota verilmesini" istedi.
Samir Sebhan, Lübnan'ın savunma erkanlarından olan Hizbullah'a karşı geniş propaganda kampanyası başlatmıştır. Kendisi yalan ve iftiracı sözlerle gerçekçi olayları tersyüz göstermeye ve gerçekleri tahrif ederek, Lübnan Hizbullah hareketini zayıflatmaya, fitne çıkartarak Lübnan'da tefrika oluşturmakla ülkenin milli birlikteliği ve vahdetini yok etmeye çalışıyor. Samir Sebhan, Beyrut'ta Suudi Arabistan'ın askeri ataşesi olarak görevi döneminde Lübnan'da faaliyet yapan bazı tekfirci gruplarla şüpheli bağlantıları ve fitneci girişimleri olduğu, öyle ki görev süresinin sonlarında Lübnanlı yetkililerin bu konuda hassas olduğu halde bu sözleri sarf etmekte.
Samir Sebhan Aralık 2015'te Suudi Arabistan'ın Bağdat büyükelçisi olarak göreve atandı; fakat Arabistan'ın Irak'ta tefrikacı ve fırkacı siyasetlerini ilerlettirmeye yönelik çalışmaları, Irak kamuoyunu tepkisine sebep oldu.
Sebhan'ın Bağdat'ta elçi olduğu dönemde artagelen bir şekilde Irak'ın iç işlerine karışması ve diplomatik skandallara imza atması nedeni ile Irak siyasi parti ve sivil toplum örgütleri Suudi krallık rejiminin diplomatik ilke ve teamülleri ihlal ettiğini, İki müslüman milletin ortak menfaatleri ve işbirliğine zarar verdiğini, Irak'ta yıkıcı faaliyetlerini sürdürdüğünü vurguladılar. Samir Sebhan bir elçi olarak Irak ile Arabistan arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla diplomatik görevlerini yerine getirmezken, Irak milli menfaatlerine ağır darbeler indirmek için, ardniyetli tutum ve eylemlere başvurdu. Bu nedenle Irak halkı ve hükümetinin öfkesine sebep olunca Irak hükümeti, şahsiyetleri ve siyasi grupları Sebhan'ın istenmeyen kişi olarak ülkeden ihraç edilmesini istediler. Bunun üzerine Suudi Arabistan onun Irak'taki görev süresini sonlandırmak zorunda kaldı. Ve Sebhan'ın Irak'taki görev süresi bir yılı bile doldurmadı.
Aslında Samir Sebhan Suudi Arabistan yetkilileri gibi müdahaleci, sansasyonel ve tartışmalı tutum ve davranışları vardır. Bu arada Samir Sebhan'ın Ali Suud hanedanın dış siyaset mekanizmasında yükselmesi ise bu rejimin kamuoyu öfkesine karşı inatçı tepkilerinin devamı ve bölgede müdahaleci siyasetlere devam etme anlamındadır.
Suudi rejimin aldatmaca, riyakârca ve münafıkça siyasetleri, Lübnan kamuoyun, Lübnan hükümetinden Suudi Arabistan ile ilişkilerini gözden geçirmesini ve Ali Suud'un müdahaleci siyasetlerine karşı önlem almasını istemesine sebep oldu. Fakat Lübnan başbakanı Saad Hariri'nin Suudi Arabistan yetkilileri ile istişarede bulunmak için bu ülkeye beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirmesi, Lübnan içinde siyasi çevrelerin eleştirilerine sebep olmuştur. Saad Hariri, Lübnan Hizbullah'ına karşı düşmanca tutuma sahip ve bunu her fırsatta açıkça belirtmekten asla kaçınmayan Ali Suud yetkilileri ile görüşmesi ardından yaptığı açıklamada, " söz konusu görüşmelerin uzun ve yararlı olduğunu ve bir çok konuda görüş birliğinde olduklarını" söyledi.
Lübnan başbakanı Saad Hariri'nin açıklamasına tepki olarak Lübnan el-Ahbar gazetesi yayınladığı bir makalede, Suudi Arabistan'ın bölgedeki siyasetlerinin çılgınca olduğunu belirterek, Lübnan başbakanı Hariri'nin Suudi Arabistan ile ilgili tutumunu eleştirdi.
Suudi Arabistan'ın bazı Lübnanlı yetkililer ile şüpheli görüşme ve teamülleri, Suudi Arabistan'ın Lübnan'da daha fazla komplo ve fitne çıkartmak için hazırlık yapmakta olduğunu gösterirken, Lübnan'ı zayıflatarak, Lübnan halkının direnişine karşı karalama kampanyası başlatmakla bu ülkede tefrika çıkartmaya çalıştığını gösteriyor./